Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1052 E. 2024/3951 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1052
Karar No
2024/3951
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2659 E., 2022/1888 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/514 E., 2022/92 K. Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının davalı tarafından yapılan Devlet Hastanesi inşaatında çalışırken 25.02.2013 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda yüksekten düştüğünü ve ağır yaralandığını, olayın meydana gelmesinde işverenin kusurlu olduğunu, kazadan sonra artık verimli çalışamadığını ve ekonomik zorluk çektiğini belirterek 1.500,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 213.142,89 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını, talep ve dava konusu manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını ve davalı şirket tarafından kazalı sigortalıya tüm iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, işin görülmesine ilişkin tüm güvenlik araçlarının eksiksiz olarak teslim edildiğini ve kusurun tamamen kazazede işçide olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; davacı işçi, davalı işverene bağlı olarak inşaat işinde çalışırken 25.02.2013 tarihinde inşaattan düşmek suretiyle kaza geçirmiştir. Gerçekleşen bu kaza SGK müfettişleri tarafından iş kazası olarak tespit edilmiş, davacının %31,20 oranında malul kaldığı tespit olunmuştur. Taraflarca itiraz edilmeyen bu oran üzerinden davaya devam edilmiştir. SGK müfettişleri tarafından hazırlanan teftiş raporunda davalı şirketin %90 oranında, davacının %10 oranında kusurlu olduğu tespit olunmuştur. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2020/359 Esas 2020/559 Karar sayılı esastan kaldırma ilamı öncesinde yapılan yargılamada (Adana 4. İş Mahkemesi'nin 2018/221 Esas 2019/1306 Karar sayılı dosyasında) aldırılan teknik bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin %80 oranında, davacının %20 oranında kusurlu olduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2020/359 Esas 2020/559 Karar sayılı esastan kaldırma ilamı doğrultusunda dosya içerisine alınan Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 15.06.2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin %90 oranında, davacının %10 oranında kusurlu olduğu, Karabük İş Mahkemesine sunulan 17/02/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin %50 oranında, davacının %50 oranında kusurlu olduğu, Karabük İş Mahkemesine sunulan 28/06/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin %70 oranında, davacının %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş ve mahkememizce Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2020/359 Esas 2020/559 Karar sayılı esastan kaldırma ilamı doğrultusunda yeniden yargılama sırasında aldırılan ve hükme esas alınan 04/10/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin %70 oranında, davacının %30 oranında kusurlu olduğu tespiti hükme esas alınmıştır. Yapılan bu tespitler doğrultusunda davacının hak kazandığı maddi tazminat tutarı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2020/359 Esas 2020/559 Karar sayılı esastan kaldırma ilamı doğrultusunda mahkememizce yapılan yargılamada aldırılan ve hükme esas alınan 18.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile 474.301,83 TL olarak hesap edilmiş ancak davacının talebiyle bağlı kalınarak 213.142,89 TL üzerinden davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile kaza tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir Olayın meydana gelmesinde, davalı işverenliğin %70 oranında, kazalı işçinin de %30 oranında kusurlu bulundukları, davacının %31,20 oranında maluliyetine de neden olan olaydan dolayı, olayın oluş şekli, kusur durumu, maluliyet derecesi, tarafların mali ve içtimai durumları da gözönünde bulundurularak bir tarafın haksız zenginleşmesine, diğer tarafın fakirleşmesine yol açmayacağı değerlendirilmek suretiyle takdiren 30.000,00 TL manevi zarara uğramış olduğu, hastane gideri adı altına talep ettiği alacağı bulunmadığı kanaatine varılarak davacının 30.000,00 TL üzerinde manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maluliyet oranını kabul etmediklerini, hatalı maluliyet ve kusur oranlarına göre yapılan tazminat hesabının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hükme esas alınmaması gerektiğini,%70 oranınıdaki kusurun fahiş olduğunu, kazanın üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra alınan bilirkişi raporlarının kazayla ilgili olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının kendi hayatı ve çevresel faktörler sebebiyle sağlının zarar görmüş olabileceğini, burada önemli olanın illiyet bağı kurulabilmesi olması gerektiğini, yıllar sonra alınan raporun geçerlilik taşımadığını, davacının bedensel ve ruhsal zarar görmesi nedeniyle uğradığı manevi zararını davalıdan isteyebilmesi için, özel koşullar yanında bir takım genel koşulların da bir arada bulunması gerektiğini, davacının iş kazasının oluşmasında işverenini sebebiyet verdiğini ispatlaması gerektiğini, ayrıca talep edilen miktarın elem ve ızdırabı gidermeye yönelik olması gerektiğini, hükmedilen tazminatın fahiş miktarda olduğunu, bilirkişi raporunun davalının hukuki yükümlülüklerinin tümünü eksiksiz olarak yerine getirdiği hususunu göz ardı ettiğini, raporlar arasında çelişki giderlmeden karar verildiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı iş yerinde çalışmakta iken 25.02.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, kaza nedeniyle davacının %31,20 oranında malül kaldığı, davalı vekiline 04.09.2018 tarihli duruşmanın 6 numaralı ara kararınca davacının belirlenen maluliyetine ilişkin herhangi bir itirazda bulunup bulunmadığın bildirmek üzere süre verildiği, davalı vekilinin bu yönde bir beyan ve itiraz dilekçesini yapılan yargılama süresince sunmadığı, yargılama sürecinde maluliyet oranına itiraz edilmemesi nedeniyle maluliyet oranının kesinleştiği, dosya kapsamından davacıda meydana gelen maluliyet ile iş kazası arasında illiyet bağının kesildiğine ilişkin herhangi bir somut delilin ileri sürülmediği, meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olarak ve Dairemizin kaldırma kararı sonrası aldırılan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyetteki 04.10.2021 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporu içeriğine göre, meydana gelen kazada davalının %70 oranında, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın kusura ve maluliyete ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekili manevi tazminat yönünden de istinaf nedenlerini ileri sürmüş ise de, Dairemizin kaldırma kararı öncesindeki kararın davalı tarafça istinaf edildiği, ilk istinaf dilekçesinde hükmedilen manevi tazminat yönünden açık bir istinaf sebebinin ileri sürülmediği, böylece davacı lehine manevi tazminat yönünden usulü kazanılmış hakkın oluştuğu anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedenleri Dairemizce dikkate alınmamıştır. Bu kapsamda davalının tüm istinaf nedenleri isabetsizdir" gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair raporu kabul etmediklerini, İşitme kaybının tespitinin kazadan 2 yıl 2 ay sonraki rapora dayanması nedeniyle iş kazası ile irtibatı olmadığını, Müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tüm tedbirleri aldığını, eğitimin bulunduğunu, kendisine iş sağlığı ve güvenliği tutanağının imza karşılığında tebliğ edildiğini, kişisel koruyucu zimmet tutanağının bulunduğunu, yaşam hattı kullanmayarak kendisini tehlikeye atanın davacı olduğunu, manevi tazminatın müvekkili işverenden tzmini için yasal şartların oluşmadığını illiyet bağı olmadığını, iş kazasında davacı tam kusurlu olduğundan maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlığın iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup, istinaf başvuruları esastan reddedilen İlk Derece Mahkemesi kararında davacı lehine hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın, maddi tazminat hükmünden ayrı olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sürekli iş göremezlik oranının tespiti, kusur oran ve aidiyetleri ile maddi tazminat hesabında dikkate alınan unsurların dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, davalı vekilinin temyiz itirazı olarak ileri sürdüğü sebeplerin istinaf itirazları olarak da ileri sürdüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu da dikkate alındığında, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre, anılan maddi tazminat hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarını miktardan REDDİNE, 2. Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1052, K. 2024/3951, T. 16.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-1052-e-2024-3951-k-968ecdfafc2c