Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/14631 E. 2024/3950 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14631
- Karar No
- 2024/3950
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1611 E., 2022/183 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/44 E., 2021/329 K. Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı firmaya ait iş yerinde yaklaşık 2 yıldır vasıflı işçi olarak emsal işçi ücretlerine göre 1.350,00 TL üzerinden çalıştığını, 01.08.2013 günü asıl işi olan banttan gelen pamukları çuvala doldurmak olduğu halde ustabaşı Kerim’in talimatı ile fitil açma makinesinde görevlendirildiği, ancak müvekkilinin bu makinede çalışması sırasında elinin bilek hizasından koptuğunu, ve çalışma gücünü kaybettiğini, davacının tedavi sebebi ile raporlu rapor ücretlerini aldığını ancak karşılanamayan zararlarının olduğunu, davacının genç yaşında koparak yerine dikilen sağ eli ile yaşamaya çalışacağını, gerek iş hayatında ve gerekse de sosyal yaşamında manevi olarak kendisine acılar yaşattığını, bu kazanın oluşumunda müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, kusurun tamamı iş yerine ve işverene ait olduğunu, zira iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, çalışanlara eğitim verilmediğini, ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilir raporu alınmadığını, çalışanlara iş güvenliği eğitimi verilmediğini, kaza sonrası ise iş yerinde ambulans bulundurulmadığını, davacının özel araç ile hastaneye karga tulumba götürülmesinin de sürekli iş göremezlik oranında etkisi olduğunu beyanla 5.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 315.864,36 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Açılan davalı kabul etmediklerini, davacı davalı firmada asgari ücretle çalışan fitil işçisi olduğunu, davacının 01.08.2013 tarihinde saat 04.00 sularında kendi dikkatsizliği sonucunda elini makine kaptırdığını, davalı firmaya atfedilecek bir kusur olmadığını, davacının dava dilekçesinde bu hususu beyan ettiğini, davacının ağır ve tehlikeli işlerde çalışacaklara ilişkin sağlık testlerinin yapıldığını ve raporunun bulunduğunu, davacıya iş güvenliği eğitim sertifikasının 02.06.2013 - 03.06.2013 tarihleri arasında iş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından, eğitim verildiğini ve iş yerinde kullanması gereken tüm gerekli malzemelerinin ve bu malzemelerin çalışma yerindeki tüm makineleri nasıl kullanacağına ilişkin tüm eğitimlerin verildiğini ancak davacının kendi dikkatsizliği ve verilmiş olan eğitime aykırı hareket ederek kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; %42 sürekli iş göremezlik oranına göre 282.457,60 TL; %47 maluliyet oranına göre 315.864,36 TL olduğunun bildirildiği, davacı vekili tarafından 315.864,36 TL üzerinden dava bedelinin arttırıldığı, aradan zaman geçmesi ve davacıya ödenen geçici ödemenin mahsup edilmesi nedeni yeniden aktüerya raporu alındığı, 26.04.2021 tarihli güncel veriler nazara alınarak veson içtihatlar doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılan aktüerya raporunda davacının maddi zararının 363.127,37 TL olduğunun hesaplandığı, aktüerye raporunda SGK tarafından bağlanan gelir yanlış mahsup edilmiş ise de davaya konu kaza nedeni ile davacıya SGK tarafından 83.387,08 TL gelir bağlandığı bu gelirden Kurumun rücu hakkı olan miktarın doğru miktarın (83.387,08%80=66.709,66) düşülmesi halinde dahi davacı vekilinin talebinin aşılmadığı, her ne kadar daha fazla tazminat hesaplaması yapılmış ise de davacı vekili tarafından 09.06.2020 tarihli ıslah dilekçesinde düşük bedel üzerinden dava değerinin arttırıldığı, 02.06.2021 tarihli celsede de ıslah dilekçesi nazara alınarak davacının kabulüne karar verilmesini talep etmesi karşısında taleple bağlı kalınarak 315.864,36 TL maddi tazminatın 40.000,00 TL'sine kaza tarihi olan 01.08.2013 tarihinden 20.01.2021 tarihine kadar bakiye 275.864,36 TL'sine kaza tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Mahkememizin 20.01.2021 tarihli geçici ödemeye ilişkin kararının infaz aşamasında değerlendirilmesine, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili iş yerinde davacıya 02.06.2013-03.06.2013 tarihleri arasında İSG uzmanları tarafından kullanması gereken ekipmanlar, malzemeler ve bu ekipmanların nasıl kullanılacağına dair eğitimlerin verildiğini, davacının dikkatsizce ve kimseye haber vermeden hareket etmesi sonucu yaşanan kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının arıza durumunda nöbetçi bakımcıları çağırması ve haber vermesi gereken yerde kendi başına müdahale etmesinden dolayı dava konusu olayın yaşandığını, müvekkili şirketin kendi üzerine düşen tüm önlemleri ve bilgilendirmeleri işçilere yaptığını, müvekkili şirketin hiçbir kusuru olmamasına rağmen davacının dikkatsizce davranışı sonucunda yaşanan olayda hükmedilen manevi tazminatının oldukça fazla olduğunu beyanla eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Somut olayda; davacının geçirdiği iş kazası nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan tahkikatta davalı işverenin %80 davacı işçinin %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza soruşturması sırasında ve yargılamada Ceza Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarında davacı işçinin tali kusurlu, davalı şirket çalışanı Kerim Görez ve işveren vekili ...'in asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan 02.01.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı işverenin %80 oranında kazazede işçinin %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan kusur raporları gereğince davalı işverenin %80 kazazede işçinin %20 kusur oranı üzerinden gerçek zarar tavan hesabı yaptırılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının meydana geldiği alandan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat tutarının belirlenmesi sırasında hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Bu ilkeler gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarının istinaf edenin sıfatına göre dosya kapsamına uygun olduğu görülmektedir. Kaza dava ve ıslah tarihlerine göre zamanaşımına uğrayan alacak bulunmamaktadır." gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, ekipman teslim edildiğini, tanık beyanlarına göre el girmeyecek alana davacının elini sıkıştırmış olduğunu, bakımcı personeli çağırması gerekirken çağırmadığını beyan ettikleri, tanıkların elini makineye uzatmaması gerektiklerini bildiği halde davacının elini makineye sokmasının nöbetçi bakımcılara haber vermemesinin kendi kusuru olduğunu, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde davranışları nedneiyle maddi ve manevi tazminat istelerinin reddi gerektiğini re’sen görülecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlığın iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat hükümlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup istinaf başvuruları esastan reddedilen İlk Derece Mahkemesi kararında davacı lehine hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminatın, maddi tazminat hükmünden ayrı olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kusur oran ve aidiyetleri ile maddi tazminat hesabında dikkate alınan unsurların dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, davalı vekilinin temyiz itirazı olarak ileri sürdüğü sebeplerin istinaf itirazları olarak da ileri sürdüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu da dikkate alındığında, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre, anılan maddi tazminat hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarını miktardan REDDİNE 2. Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.