Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1055 E. 2024/3955 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1055
Karar No
2024/3955
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1017 E., 2022/88 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/224 E., 2021/25 K. Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeninden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde 17.02.2014– 27.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, 27.05.2014 tarihinde şirkete ait iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin bulunmaması nedeniyle iş kazası geçirdiğini, kalfa olarak form makinesinde çalıştığını, makineye elinin sıkıştığını, hastaneye kaldırıldığını, ameliyat yapıldığını, müvekkilinin sol el işaret parmağı uç kısmının tamamen ezildiğini, diğer parmaklarının hafif yaralandığını, işyerindeki makinelerin eski olduğunu, son ücretin net 900,00 TL olduğunu, öğlen yemeği ve çay verildiğini, ayrıca AGİ aldığını, davalı işverenin %100 kusurlu olduğunu beyanla 10.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 24.335,83 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile ilgili SGK tarafından yapılan işlemler devam etmekte olup, iş kazası ile ilgili ve iş göremezlik veya kusurlar ile ilgili herhangi bir tespitin bulunmadığını, müvekkil şirketin gerek davacı taraf gerekse tüm çalışanlar hakkında iş güvenliği konusunda her türlü tedbiri aldığını, gerekli eğitimi ve talimatları çalışanlara verdiğini, müvekkilleri şirketin davacının olayı ile ilgili atfedilecek herhangi kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın şirkette bu gün itibariyle sigortalı olarak işe devam ettiğini, herhangi bir maddi kaybının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; davacı işçinin davalı işyerinde işçi olarak çalışmakta iken 27.05.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle yaralandığı ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre % 3,3 oranında, yine Adli Tıp 3. İhtisas kurulu tarafından düzenlenen rapora göre de % 3,3 oranında, maluliyete uğradığı; tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla bilirkişi heyetince düzenlenen 18.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun mahkemece denetlenerek kabul gördüğü, oluşa uygun bulunduğu, davaya konu olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %70, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğu; 24.01.2020 tarihli hesap bilirkişi raporuna göre maddi tazminat alacağının tespit edildiğini, manevi tazminat istemiyle ilgili olarak ise hakkaniyete göre 2.000,00 TL manevi tazminat tutarının yerinde olacağı belirtilerek, 24.355,83 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza neticesinde davacının sol el işaret parmağının uç kısmının tamamı ile ezildiğini, ezilen parçanın koptuğunu, uzuv kaybı yaşadığını, manevi tazminatın çok düşük takdir edildiğini; bilirkişi tarafindan davacıya kusur atfedilmesine ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, itirazların dikkate alınmadığını, kazanın switch sisteminin olmaması nedeni ile meydana geldiğini, davacıya kusur izafe edilemeyeceğinin açık olduğunu; maddi tazminat talebi yönünden reddedilen miktar bulunmamasına rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; alacaklara yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, en yüksek mevduat faizi uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 24.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporuna yapılan itirazların gerekçesiz reddedildiğini, kazanç toplamı hesaplanırken, 24.11.2020 tarihine kadar olan dönemin bilinen dönem olarak kabul edilerek hesap yapıldığını, bu tarihin esas alınmasının neye dayandığının anlaşılamadığını; Yargıtay içtihatları doğrultusunda hesap tarihi itibariyle bilinen dönem hesaplaması ve gelecek bilinmeyen dönemler için iskontolu hesap yapması gerektiğini, kök rapor tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, kök rapor tarihi olan 02.05.2019 tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken, 27.11.2020 tarihine kadar bilinen dönem olarak kabul edilerek hesaplama yapılarak fahiş bir hata yapıldığını, rapor tarihi olan 24.01.2020 tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler gözetilerek ve iskonto edilmeden somut olarak; rapor düzenleme tarihinden sonraki zararın da bilinen son gelir (kazanç) esas alınıp %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanması gerektiğini; gerekli eğitimleri veren ve gerekli tedbirleri de alan müvekkili şirketin asli kusurlu olduğu ve bu kusur oranının %70 olduğuna ilişkin bilirkişilerce yapılan tespitlerin kabul edilemez olduğunu, bilirkişi raporunun gerekli inceleme yapılmadan hazırlandığını, tanık ifadelerinden anlaşılacağı üzere makinenin nasıl çalıştırılacağı ve kağıdın makineye nasıl yerleştirileceği konusunda davacıya eğitim verildiğinin sabit olduğunu, tanık ...’in ifadesinde makinenin çalışmadığını ve düğmeye basıldığını ancak davacının bunu fazla yapması ve parmağını fazla sokması sebebiyle kazanın gerçekleştiğini belirttiğini; müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını; dava konusu olay ile ilgili müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davacının taraf hizmet sözleşmesi ve işyeri talimatları ile ilgili mevzuat uyarınca belirlenen kuralları ihlal ederek ve kendi kusuruyla kazaya neden olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; SGK Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi yazısında davaya konu iş kazası nedeniyle davacının %3.3 iş göremezlik derecesi verildiğinin, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından bu derecenin tasdik edildiğinin, Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda davacının %3.3 meslekte kazanma gücünü kaybettiğine dair raporun mevcut olduğunun, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 3,3 oranında olduğunun, kusura ilişkin raporda İş Hukuku ilkelerine göre değerlendirme yapıldığının, Mahkemece hükme esas alınan kusur ve hesap bilirkişisi raporlarının gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olup dosya kapsamı ve oluşa uygun ve denetime elveriş olduğunun, tarafların kusur oranına ilişkin istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığının ve hüküm altına alınan alacaklara yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğunu, ancak manevi tazminatın tutarını belirlenmesinde hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiği halde 2.000,00 TL tutarlı manevi tazminat tutarının az olduğunu ayrıca, taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacı tarafın dava ve ıslah dilekçesi ile toplam 24.335,83 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu halde talep aşılarak mahkemece 24.355,83 TL maddi tazminat hüküm altına alınmasının hatalı olduğu belirtilerek; Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile; 6100 sayılı HMK 353/1–b.3 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; maddi tazminat talepli davanın kabülü ile; 24,335.83 TL'nin kaza tarihi olan 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya verilmesine; manevi tazminat talepli davanın kısmen kabülü ile; 7.500,00 TL'nin kaza tarihi olan 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; bakiye talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilin hiçbir şekilde kusurunun bulunmadığı, makinede olması gereken switch sisteminin bulunmadığı, için müvekkilin sol el işaret parmağını uç kısmının tamamen ezildiği ve sonrasında koptuğunu, müvekkiline %30 oranında verilen kusurun hatalı olduğunu, müvekkilinin 21 yaşında olduğu, uzuv kaybı yaşadığı ve tarifi mümkün olmayan acılar çektiği uzuv kaybı yaşamış olduğu, müvekkilin diğer parmaklarının ise yaralandığı, davalı şirketin sadece sermayesinin dahi 8.500.000,00 TL olduğu, hükmedilen 7500,00 TL manevi tazminatın söz konusu manevi tazminatın 1 aylık asgari ücret ayarında bir bedel olduğu hakkaniyete, müvekkilin uğramış olduğu manevi zarara ve davalı ... caydırma niteliğinin hiçbirine uygun olmadığını, kaza tarihinin 2014 yılı olduğu, yüksek enflasyon itibari ile yıllık %9 olan yasal faiz oranlarının uygulanmasının müvekkilin alacağının tamamı ile erimesi yok olması sonucunu doğurduğu, mutlak suretle en yüksek mevduat faizi uygulanması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 02.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda 20.592,70 TL nihai maddi zarar tespit edilmiş iken 24.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda bilinen kazanç toplamı hesaplanırken, 24.11.2020 tarihine kadar olan dönem bilinen dönem olarak kabul edilerek toplam nihai zarar hatalı şekilde 24.335,83 TL olarak hesaplanması ve bu rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu müvekkiline atfedilen kusurun fazla olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlığın iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanunun 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup, davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatların birbirlerinden ayrı olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne, davalı vekilinin ise maddi ve manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sürekli iş göremezlik oranının tespiti, kusur oran ve aidiyetlerinde dikkate alınan unsurların dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, davacı vekilinin temyiz itirazı olarak ileri sürdüğü sebeplerin istinaf itirazları olarak da ileri sürdüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu da dikkate alındığında, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre manevi tazminat hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu hüküme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davacıdan tahsiline, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1055, K. 2024/3955, T. 16.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-1055-e-2024-3955-k-9c1a5bf1e960