Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/27023 E. 2024/6483 K. – Haksız Haciz

Konu: Haksız Haciz Nedeniyle Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/27023
Karar No
2024/6483
Karar Tarihi
Konu
Haksız Haciz Nedeniyle Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1501 E., 2021/2230 K. HÜKÜM/KARAR: Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/449 E., 2018/1178 K. Taraflar arasındaki haksız haciz nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında otomotiv ürünleri kredisi ve rehin sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği müvekkili firmanın almış olduğu kredi karşılığında davalı adına teminat olarak ... ile 07 Y 3720 plakalar üzerine rehin tesis edildiğini ve birer ay vadeli 4.578,71 TL eşit bedelli 36 senet tanzim edilerek davalıya verildiğini, tanzim edilen senetlerin son 8 adedi ödenmediğinden müvekkili aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/14056 sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, takibin devamında rehin olarak gösterilen iki araç için yakalama haciz işlemi tatbik edildiğini ve araçlardan 41 KL 053 plakalı aracın Kaş İcra Müdürlüğünün 2011/1159 talimat sayılı sayılı dosyası ile satıldığını ve satış sonrası elde edilen 58.500,00 TL bedel gerekli kesintiler ile İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, İstanbul İcra Müdürlüğü tarafından 47.989,58 TL'nin davalıya ödendiğini, icra dosyasından davalıya yapılan ödeme ile ilgili icra dosyası borcunun kredi sözleşmesi ve sözleşmeden kaynaklanan her türlü rehin ile senetlerden doğan borcun sona erdiğini ancak davalının araçlar üzerindeki rehinler ile imzalanan senetlerin birbirinden farklı borç ilişkisi doğurduğu izlenimini verdiğini ve 41 KL 053 plaka numaralı aracın satışından elde edilen ödemeyi rehin alacağına mahsuben icra dosyasından çekerek icra dosyasının işlemden kaldırılmasını önlediğini, icra dosyasından haciz ve yakalama şerhi işlenen ... plakalı araç üzerindeki işlemlerin kötü niyetli olarak devamlılığının sağlandığını söz konusu aracın yedieminde muhafaza altında olduğunu, aracı yedieminden teslim alamayan müvekkilinin şirket yetkilisinin vermiş olduğu uğraşlardan bir netice elde edememesi üzerine icra müdürlüğüne sözlü olarak başvuruda bulunduğunu ve icra müdürü tarafından 14.03.2012 tarihi itibariyle 50.030,47 TL dosya borcu olduğunun imzalı belge ile bildirildiğini, davalının haksız eylemleri sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu zararların tazminini, yedieminde bulunan aracın kullanılmamasından doğan zararları ve yediemin giderlerinden doğan zararı ve diğer doğacak zararların tazmini ile borç ilişkisi olmadığının tespiti ile halen İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/14056 sayılı dosyasında hacizli ve yakalamalı durumda olan 07 Y 3720 plakalı aracın davanın devam ettiği süre içerisinde satılması halinde müvekkilin aleyhine gelişecek zararların önlenmesi amacıyla söz konusu araç için teminatsız olarak satışın durdurulması, araç üzerinde olan rehinin kaldırılması gerektiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak davalı şirketle aralarında borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18.09.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 84.576,26 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında 24.11.2018 tarihinde 08/5325 numaralı sözleşme imzalandığını, kredi rehin sözleşmesi uyarınca iki araç üzerinde müvekkili şirket lehine rehin hakkı tesis edildiğini, kredi geri ödeme planında belirtilen taksitlerin vadesi gelmesine rağmen davacı yanca ödenmediği ve temerrüde düştüğünü, bu nedenle davacı yan adına icra takibine başlandığını, borçlu davacı şirketin kesinleşen icra takibine rağmen müvekkiline ödeme yapmaması üzerine ... plakalı aracın hem teşvikli hem de kazalı olması, yürür durumda olmaması nedeniyle öncelikle ... plakalı aracın satışının talep edildiğini ve aracın 58.500,00 TL bedelle Kaş İcra Müdürlüğünce satıldığını, satış bedelinden toplam olarak 79.978,58 TL'nin taraflara ödenmek üzere dosyaya geldiğini, satışa konu aracın aynı zamanda müvekkili şirkete rehinli olduğunu, satıştan gelen bakiyenin öncelikle rehin alacaklısına ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacı adına başlatılmış bir rehin takibi de bulunmadığından İcra İflas Kanunu (İİK) 125/3 uyarınca 04.10.2011 tarihli itibariyle toplam rehin alacaklarının 56.282,00 TL olduğunu bildirdiğini, gelen bakiyenin tamamının rehin alacağı altında olduğunu ve müvekkiline gönderildiğini, müvekkili şirket davacıya her ne kadar 08/5325 numaralı sözleşmeden kaynaklanan alacağın sona erdiğini bildirmiş ise de bu bildirimin sadece müvekkili şirket nezdindeki kredi alacağının sona erdiğini gösterdiğini, vekil olarak İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/14056 nolu takibinden kaynaklı vekalet ücreti ve masraflara ilişkin alacaklarının devam ettiğini, dosya alacaklarının devam etmesi ve dava şartları oluşmadan bu davanın açılması sebebi ile davacıya karşı herhangi bir haksız eylemlerinin olmadığını, neticede davacının haksız eylemden dolayı zararlarının tazminini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait 07 Y 3720 plaka numaralı aracın söz konusu takip dosyasından satılması durumunda teşvik sebebi ile muaf olunan verginin müvekkil şirketten tazminini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/14056 sayılı dosya borcunun satıştan gelen bakiye ile sona ermediğinin yeniden yapılacak bir dosya hesabı ile devam etmekte olduğunu, vekil olarak yasal vekalet ücretini dosyadan tahsil edememiş olmaları sebebi ile aracın kaydına haciz ve yakalama konulmuş olduğunu, davacıya karşı zararları tanzim edilecek bir haksız eylemin olmadığını, müvekkili şirketin vekilinin vekalet ücretinden feragat edemeyecek oluşu, borç ilişkinin sona erdiğinin müvekkili şirketçe bildirilmiş olduğu için tespit talebinde hukuki menfaatinin olmaması, rehin kaldırma yazılarının davacıya verilmiş olması, davacı tarafın göndermiş olduğu ihtarnamede müvekkili şirkete vermiş olduğu sürenin dolmasını beklemeden davayı açmış olması nedenleriyle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporları denetime elverişli kabul edilerek davalı tarafından gönderilen belgeye göre davacının davalı yana borcunun sona erdiğinin bildirilmesine rağmen haciz işlemlerine devam edilmesi haksız bir haciz uygulaması olup bu açıdan davacının kanıtlanabilen ve maliyetler düşüldüğünde net olarak ortaya konulan zararının 84.576,26 TL olduğu, belirsiz alacak olarak açılan davada bu miktar nazara alınarak davacının davasını miktar olarak somutlaştırdığı ve harcını da ikmal etmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 84.576,26 TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dava dilekçesi içeriği dikkate alınarak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, dava konusu dosya borcu açısından haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın uygulanacak faiz türü ve miktarı yönünden hatalı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümlerine göre ticari işlerde ve tacirler arası ilişkilerde ticari faiz uygulanması gerektiğini, her iki taraf için ticari sayılan ilişkilerde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sözleşmeye aykırılıktan veya haksız eylemlerden kaynaklanan davalarda da ticari faiz (avans faizi) uygulanacağını, ayrıca faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi değil davalının haksız fiili ile müvekkilini zarara uğrattığı dikkate alınarak haksız fiil tarihi olması gerektiğini savunarak İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/449 E. 2018/1178 K. sayılı kararının faiz türü ve miktarı yönünden kaldırılarak, 84.576,26 TL maddi zararın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirkete ait söz konusu yazının hiçbir incelemeye tabi tutulmadan ibraname olarak ortaya konulması ve bu doğrultuda karar verilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, kaldı ki bir an için ilgili yazının ibra niteliği taşıdığı kabul edilse dahi kanundan doğan vekalet ücreti alacakları doğrultusunda takibe devam edilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığını, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davalarında zarar unusurunun hesaplanmasında yerleşik yargıtay kararlarına göre olay anının esas alınması gerektiğini ancak somut olayda varsayımlar ve ''muhtemel zarar'' olgusu üzerinden hesaplama yapıldığını, bu nedenle davalı tarafa haksız fiil isnatının yüklenemeyeceğini, muhtemel bir zarar olgusu üzerinden zarar tazmininin hukuka, hakkaniyete, akla ve izana aykırı olduğunu, kaldı ki ... plakalı iş göremez durumda kazalı ve hasarlı olan aracın kaydında kamu alacakları ve başkaca haciz ve yakalamalar mevcut iken ve 03.08.2011 tarihli haciz tarihinden önce araçların başka bir alacaklı tarafından fiilen haczedilip yediemin otoparkına çekildiği borçlu şirket yetkilisi tarafından ikrar edilmiş iken davalı şirkete eğer var ise zarar atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu bağlamda eylem, haksız fiil ve zarar arasında illiyet bağının bulunmadığının açık olduğunu, davacı tarafın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/449 E. sayılı dosyasından 84.576,26 TL maddi tazminat olarak belirlenen miktar kadar zarara uğramak yerine 4.578,82 TL tutarındaki kredi borcunu ödeyerek kredi borcunu kapatması hayatın olağan akışı içerisinde ortalama mukayese yetisi olan bir insandan beklenen bir davranış olduğunu, tam tersi ihtimalle de davalı tarafın hesaplanan zarar miktarında kârı var ise 4.578,82 TL değerindeki ödemeyi yapmayarak davayı açmış olmasının sırf müvekkili şirketten haksız kazanç sağlamaya çalıştığının göstergesi olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda zarara uğradığını iddia eden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ve vergisel kazancının araştırılmadığını, soyut iddia ve verilerle hesaplama yapıldığını ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda zarara uğradığını iddia eden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ve vergisel kazancının araştırılmadığını, soyut iddia ve verilerle hesaplama yapıldığını, davacı borçlu şirketin müterafik kusurlu olup-olmadığının araştırılmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazlar üzerine alınan 30.03.2018 tarihli ek raporda, davaya konu 07 Y 3720 plakalı aracın davalı tarafından hacizli yakalama kararının çıkarıldığı, 01.08.2011 tarihine göre 861 gün karşılığı net kazanç kaybının 78.381,26 TL olduğu, ayrıca yediemin harcamalarının 6.195,00 TL olduğu böylece toplam zararın 84.576,26 TL olduğunun belirlendiği, belirsiz alacak olarak açılan davanın değeri bu miktar üzerinden belirlenmiş ve harcı ikmal edilmiş olup, ilk derece mahkemesince de bu bedel üzerinden hüküm altına alındığı, 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğunun düzenlendiği, ihtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, somut olayda; davacı yana davalı tarafça borcunun sona erdiği bildirilmesine rağmen haciz işlemlerine devam edilmesinin haksız haciz niteliğinde olduğu, davacının uğradığı zararın bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava dilekçesinde faiz türü ve tarihi belirtilmediğinden talebe göre mahkemece dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil şirkete ait söz konusu yazının hiçbir incelemeye tabi tutulmadan ibraname olarak ortaya konulması ve bu doğrultuda karar verilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, ibra niteliği bir an için kabul edilse dahi kanuni vekalet ücretinin akıbetinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirket ile davacı tarafın arasındaki söz konusu yazı ile yaratılan ilişki sulh olarak algılansa bile Avukatlık Kanunu uyarınca hem borçlu hem de alacaklı taraf müteselsilen avukata karşı sorumlu olacağını, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davalarında zarar unusurunun hesaplanmasında yerleşik Yargıtay kararlarına göre olay anının esas alınması gerektiğini, kaldı ki 07 Y 3720 plakalı iş göremez durumda kazalı ve hasarlı olan aracın kaydında kamu alacakları ve başkaca haciz ve yakalamalar mevcut iken ve 03.08.2011 tarihli haciz tarihinden önce araçların başka bir alacaklı tarafından fiilen haczedilip yediemin otoparkına çekildiği borçlu şirket yetkilisi tarafından ikrar edilmiş iken müvekkili şirketin eğer var ise zarar atfedilmesi kabul edilemez nitelikte olup eylem, haksız fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davaya konu aracın beton mikserinin olmadığı, lastiklerinin yürür durumda bulunmadığı, aracın kupa baş kısmının kaza nedeniyle hasarlı olduğu tespit edilmişken bu nitelikteki bir aracın sanki her ekipmanı tamammış gibi çalışabileceği varsayımıyla tazminat hesabına konu olması başlı başına değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu, davacı tarafın, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/449 sayılı dosyasından 84.576,26 TL maddi tazminat olarak belirlenen miktar kadar zarara uğramak yerine 4.578,82 TL tutarındaki kredi borcunu ödeyerek kredi borcunu kapatmasının hayatın olağan akışı içerisinde ortalama mukayese yetisi olan bir insandan beklenen bir davranış olduğunu, tam tersi ihtimalle de davacı tarafın hesaplanan zarar miktarında karı var ise 4.578,82 TL değerindeki ödemeyi yapmayarak davayı açmış olmasının sırf müvekkili şirketten haksız kazanç sağlamaya çalıştığının göstergesi olduğunu, davacı borçlu yanca ileri sürülen kazanç kaybına uğradığına ilişkin iddianın hukuken dinlenebilirliği bulunmadığını, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporuyla zarara uğradığını iddia eden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ve vergisel kazancı araştırılmadan soyut iddia ve verilerle hesaplama yapıldığını, davacı borçlu şirketin müterafik kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Dosyanın incelenmesinden; davacı ... Hazır Beton Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında otomotiv ürünleri kredisi ve rehin sözleşmesi akdedildiği, davacı firmanın almış olduğu kredi karşılığında sözleşmeye bağlı menkul rehni sözleşmesi gereği; davalı adına teminat olarak 41 KL 053 plakalı araç ile 07 Y 3720 plakalı araçlar üzerine rehin tesis edildiği ve birer ay vadeli 4.578,71 TL eşit bedelli 36 adet senet tanzim edilerek davalıya verildiği, tanzim edilen senetlerin son 8 adedinin ödenmemesi üzerine davacı aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/14056 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı ve davalı şirket tarafından, "davacının araçlarının plaka kaydına haciz ve yakalama şerhi konulmasının" talep edildiği, 03.08.2011 tarihli haciz tutanağı ile haczedilen iki aracın da otoparka yediemin olarak bırakıldığı, takibin devamında rehin olarak gösterilen iki araç için yakalama ve haciz işlemi tatbik edildiği ve araçlardan 41 KL 053 plakalı aracın Kaş İcra Müdürlüğünün 2011/1159 talimat sayılı dosyası ile satıldığı ve satış sonrası elde edilen 58.500,00 TL bedelden gerekli kesintiler yapılarak İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderildiği, İstanbul İcra Müdürlüğü tarafından 47.989,58 TL'nin davalıya ödendiği, davacı şirket tarafından düzenlenen 14.03.2012 tarihli ibraname niteliğindeki yazı ile; şirketlerinden kullanılan kredinin vadesi dolmuş olup, davacı tarafın şirketlerine karşı ödenmemiş herhangi bir borçlarının kalmadığı, şirketlerinden kredi kullanmak suretiyle almış oldukları araçlarının rehin kaldırma yazılarının sunulduğunun bildirildiği, ancak sonrasında kambiyo senetlerine mahsus takibin yasal vekalet ücreti ve satış masraflarının tahsil edilmediği gerekçesiyle icra dosyasında haciz ve yakalama şerhi işlenen 07 Y 3720 plakalı araç üzerindeki işlemlerin devamlılığının sağlandığı, söz konusu aracın yedieminde muhafaza altında olduğu ve davacı şirket tarafından yedieminde bulunan 07 Y 3720 plakalı aracın kullanılmamasından ve yediemin giderlerinden doğan zararlarının tazmini ile davalı şirketle aralarında borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, araç üzerinde olan rehnin kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar haciz işlemi tatbik edilen ... plakalı aracın Kaş İcra Müdürlüğünün 2011/1159 talimat sayılı dosyası ile satılarak bedeli davalıya ödenmiş olmakla, davacı şirket vekili tarafından da 14.03.2012 tarihinde düzenlenen ibraname ile dosyamız davalısına borcu kalmadığı bildirildiği halde dava konusu ... plakalı araca konulan haczin haksız olarak devam ettirildiği iddiasında bulunulmuşsa da; icra dosyasında yapılan incelemede, davacıya ait..plakalı araca davalı için 8 inci sırada haciz, 9 uncu sırada yakalama koyulduğu, bu haliyle söz konusu araçta önceden de hacizler bulunduğu, önceki hacizlere dair dosyalar getirtilerek, davalı tarafından ibra tarihinden sonra icra dosyasında zarar meydana getirecek işlem yapılıp yapılmadığı ve araç üzerindeki daha önceden konulan hacizler nedeniyle devam eden eldeki takip açısından ayrıca bir zarar meydana gelip gelmeyeceği hususları değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/27023, K. 2024/6483, T. 26.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-27023-e-2024-6483-k-e8cfda133a64