Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9799 E. 2026/6779 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/9799
Karar No
2026/6779
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/903 E., 2022/1387 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 24.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2025 tarihli ve 2024/21559 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/135503 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/135503 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, sanığın 23/09/2013 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.11.2013 tarihinde iddianame düzenlendiği, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/11/2013 tarihli kararının itiraz edilmeden 17/12/2013 tarihinde kesinleştiği, adı geçen sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 18/08/2014 tarihli kararı ile yükümlüye ait dosyanın kapatılmasına karar verildiği, dosyanın yeniden ele alınması üzerine sanığın savunmasının ilk defa 01.07.2022 tarihinde alındığı ve İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2022 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın eylemine uyan suç için öngörülen dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddeleri gereğince 8 yıl olduğu, bu haliyle zamanaşımını kesen iddianamenin tanzim edildiği 13.11.2013 tarihi ile sanığın savunmasının alındığı 01.07.2022 tarihleri arasında 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 23.09.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2013 tarihli ve 2013/155183 Soruşturma, 2013/57148 Esas, 2013/28099 sayılı iddianamesi ile İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Sanık savunması alınmadan tensiple birlikte, İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.11.2013 tarihli ve 2013/962 Esas, 2013/1606 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın, 17.12.2013 tarihinde kesinleştirilerek infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22.08.2014 tarihli yazısı ile, yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle 18.08.2014 tarihinde infaz dosyasının kapatıldığının Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz ve İlamat Bürosunun 17.06.2021 tarihli yazısı ile sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığının Mahkemesine bildirilmesi üzerine; dosyanın ele alınarak 06.09.2021 tarihinde tensip zaptı düzenlendiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.12.2022 tarihli ve 2021/903 Esas, 2022/1387 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 23.09.2013 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesince verilen denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 17.12.2013 tarihinde durduğu, mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı tarihte duran zamanaşımı süresinin yeniden başlayacağı kabul edilmekte ise de; İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22.08.2014 tarihli yazısı ile yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle 18.08.2014 tarihinde infaz dosyasının kapatıldığının Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinden sonra dosyanın 7 yıla yakın bir süre işlemsiz bekletildikten sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz ve İlamat Bürosunun 17.06.2021 tarihli yazısı ile sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığının Mahkemesine bildirilmesi üzerine dosyanın 06.09.2021 tarihinde ele alındığı, dosyanın uzun süre işlemsiz bırakılmasının, hakkaniyet ilkeleri gözetildiğinde sanık aleyhine bir hukuki sonuç doğurmaması gerektiğinin değerlendirildiği, bu değerlendirmeye göre; İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.11.2013 tarihli kararının kesinleştiği 17.12.2013 tarihi ile sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmesi nedeniyle denetimli serbestlik müdürlüğünce dosyasının kapatıldığı 18.08.2014 tarihleri arasında (8 ay 1 gün süre ile) durduğu, sanığın savunmasının ilk defa 01.07.2022 tarihinde alındığı, zamanaşımını kesen iddianamenin tanzim edildiği 13.11.2013 tarihi ile sanığın savunmasının alındığı 01.07.2022 tarihleri arasında geçen 8 yıl 7 ay 18 günlük süreden durma süresi çıkarıldığında zamanaşımı süresinin dolmadığı belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/9799, K. 2026/6779, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-9799-e-2026-6779-k-265a88e3c12b