Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/7182 E. 2026/4815 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7182
- Karar No
- 2026/4815
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/53 E., 2024/470 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 17.09.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2025 tarihli ve 2024/29999 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB - 2025/105395 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB - 2025/105395 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, davaya konu suç tarihinin 03.09.2012 olduğu, sanığın savunmasının 05.12.2013 tarihinde alınmasıyla dava zamanaşımının kesintiye uğrayarak yeniden işlemeye başladığı, sanık hakkında İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli kararıyla tedavi ve denetim tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle dava zamanaşımının durduğu ve sanığın denetimi ihlal ettiğine ilişkin bildirim üzerine İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.08.2015 tarihli tensip ara kararıyla duran zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye devam ettiği, somut olayda dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca sebep bulunmadığı nazara alındığında, duran süre mahsup edildiğinde karar tarihi itibariyle olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 03.09.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2012 tarihli ve 2012/144133 Soruşturma, 2012/59864 Esas, 2012/29099 sayılı iddianamesi ile İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Sanık savunmasının 05.12.2013 tarihinde alındığı ve İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli ve 2012/678 Esas, 2014/93 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 16.04.2015 tarihinde kesinleştiği ve infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmadığının bildirilmesi üzerine, dosya ele alınarak 04.08.2015 tarihinde tensip zaptı düzenlendiği ve yapılan yargılama sonucunda İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2015/451 Esas, 2016/49 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği, Cumhuriyet savcısının beraat kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurduğu, D. Dairemizin 30.11.2022 tarihli ve 2020/16604 Esas, 2022/12555 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasından sonra, basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilerek İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.07.2024 tarihli ve 2023/53 Esas, 2024/470 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile CMK'nın 251/3. maddesi gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 03.09.2012 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 16.04.2015 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 04.08.2015 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, zamanaşımını son kesen işlem olan 05.12.2013 sorgu tarihinden itibaren suç için öngörülen olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2024 tarihli ve 2023/53 Esas, 2024/470 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.