Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1140 E. 2026/5817 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1140
Karar No
2026/5817
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/286 değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Durma kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının durmasına ilişkin İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/699 Esas, 2019/718 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2023/7481 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16791 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16791 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında yer alan,“Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki, 8. fıkrasında, “Bu Kanunun; a)188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki ve 9. fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler ile; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklinde yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Her ne kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, denetim yükümlülüğünü ihlal etmekte ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama neticesinde, İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2019 tarihli kararıyla ısrar şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 17/04/2007 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2015/58 esas, 2015/446 sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24/06/2015 tarihinde kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın incelemeye konu 12/08/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, işbu ikinci eyleminin, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle ihlâl olarak değerlendirilmesi gerektiği ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilemeyeceği ve kamu davasının düşmesine karar verilip ihbarda bulunulması gerektiği cihetle, durma kararına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İstanbul 56.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/699 Esas ve 2019/718 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1.Şüpheli hakkında,12.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 tarihli ve 2018/42178 Soruşturma, 2018/987 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 15.03.2018 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 12.07.2018 tarihinde İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin, denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.08.2019 tarihli ve 2018/42178 Soruşturma, 2019/35817 Esas, 2019/23601 sayılı iddianamesi ile İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/699 Esas, 2019/718 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçeklemediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, Cumhuriyet savcısının durma kararına itiraz ettiği, 4. İtirazı inceleyen mercii İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.03.2020 tarihli ve 2020/286 Değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/446 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında 17.04.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2007 tarihli ve 2007/5307 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/446 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi ve CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 24.06.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddede yer alan; " (2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda; İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/446 Karar sayılı kararı ile, sanığın 17.04.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, (her ne kadar öncesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmemiş ise de, sanık lehine olan kararın hukuki değerden yoksun sayılamayacağı kabul edilerek) kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 12.08.2017 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması kanuna aykırı olduğundan, sanığın, incelemeye konu 12.08.2017 tarihli eylemini, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesince verilen ve 24.06.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 12.08.2017 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği anlaşıldığından, mercii İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın bu yönden "kabulü" yerine "reddine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/286 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/1140, K. 2026/5817, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-1140-e-2026-5817-k-f2f322bf78da