Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1149 E. 2026/5819 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1149
- Karar No
- 2026/5819
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesi 3. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi 2. 27.12.2016 3. 27.03.2018 SAYISI : 1. 2015/1673 E., 2017/155 K. 2. 2015/974 E., 2016/1007 K. 3. 2016/710 E., 2018/194 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Davanın reddi 2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 3. Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca "reddine" karar verildiği, hükmün, 02.03.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, 10.02.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 191/ 10... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, 07.05.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.02.2025 tarihli ve 2023/17820 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/22859 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/22859 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
Somut olayda, .. Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/06/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara dair tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğe edildiği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediği ve sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının bulunmadığı anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin infazına da başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği, dolayısıyla inceleme konusu suçları kapsayacak şekilde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi amacıyla kamu davalarının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Kanun yararına bozma istemine konu, Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli ve 2015/1673 Esas, 2017/155 sayılı kararı ile Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2016 tarihli ve 2015/974 Esas, 2016/1007 Karar sayılı kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak kararların 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu, yine kanun yararına bozma istemine konu Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2016/710 Esas, 2018/194 Karar sayılı kararı sanığın bilinen adresine tebliğe çıkarılmış ise de, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca yapılan tebliğ evrakında, muhatabın adreste bulunmama sebebinin sorulmadığı ve keyfiyetin haber verildiği komşusunun isminin/isim ve imzadan imtina ettiğinin belirtilmediği, bu yönüyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşıldığından; inceleme konusu karar ve hükümlerin kesinleşmediği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu karar ve hükümlerin, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca itiraz/istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.