Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/154 E. 2026/2934 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/154
- Karar No
- 2026/2934
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/152 E., 2025/1013 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/104 E., 2021/582 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu, ... ili, ...ilçesi, ... (...) köyünde 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz, taşlık alan olarak tescil harici bırakılmıştır.
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın davacıya babasından kaldığını, davacı ve babasının taşınmazı 1980'li yıllardan başlayarak 5-6 yıl içerisinde uzun uğraşlar ve masraflar sonucu imar ve ihya etmek suretiyle tarıma elverişli hale getirdiğini, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren de çekişmesiz ve aralıksız 30 yılı aşkın bir süredir zilyet olarak kuru tarım yaptıklarını, arazinin pulluk tabanının da oluştuğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı ve imar planı kapsamında bulunmadığını, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği suretiyle kazanım şartlarının gerçekleştiğini belirterek yaklaşık 10 dönüm tapu harici bırakılan taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, taşınmazda tarımsal toprak işleme metodunun kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle ekili alan üzerinde pulluk tabanı oluşmadığını, dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde yer aldığını, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı ile edinim şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Kadastro Kanunu madde 17'de aranan şartların yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 16.12.2021 havale tarihli teknik bilirkişi raporda (B) harfi ile gösterilen 2.819, 53... 'lik ve (C) harfi ile gösterilen 4.494, 57... 'lik bölümlerin tarla vasfı ile TMK'nın 713/1 maddesi gereğince davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Hazinesinin tescil talebinin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 6. maddesinde; "Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre; davacı tarafından kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz hakkında imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı tescil isteminde bulunulduğu, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile, 16.12.2021 havale tarihli teknik bilirkişi raporda (B) harfi ile gösterilen 2.819, 53... 'lik ve (C) harfi ile gösterilen 4.494, 57... 'lik bölümlerin tarla vasfı ile TMK'nın 713/1 maddesi gereğince davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin davanın reddilen kısmını temyiz ettiği görülmekle, 12.09.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporuyla; dava konusu taşınmazın m2 değerinin 12,08 TL olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmaz alanının 23.06.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda tespit edildiği ve ziraat bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alındığı üzere 10.255, 76... olduğu, reddedilen alanın yüzölçümünün 2.941, 66... olduğu, değerinin de 35.535,25 TL olduğu tespit edilmiş, eldeki davanın 25.02.2021 tarihinde açıldığı, anılan değerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik Ek-1/2. maddesi uyarınca dava tarihi olan 2021 yılı itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin değerden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
Somut olayda; 16.12.2021 havale tarihli teknik bilirkişi raporda (B) harfi ile gösterilen 2.819, 53... 'lik ve (C) harfi ile gösterilen 4.494, 57... 'lik bölümler yönünden dava tarihi itibariyle zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, davacının dava dilekçesinde taşınmazın babasından kaldığını beyan etmekle, irsen intikale dayanarak kendi adına tescil talep ettiği ve UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örnekleri nazara alındığında davacının murisinin davacı dışında da mirasçısı bulunduğu halde hangi hukuki sebeple kendi adına tescil talep ettiği (satış, bağış, taksim vb.) davacıya açıklattırılmadığı gibi yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin genel olarak dava konusu taşınmazın davacıya babasından kaldığına dair beyanda bulundukları, davacı tarafın tanık bildirmediği ve tek bir mahalli bilirkişinin murisin vefatı sonrası mirasçılar arasında yapılan paylaşma sonrası taşınmazın davalıya düştüğüne dair beyanda bulunması karşısında yetersiz beyanlar üzerinden sonuca gidildiği, yine davacı tarafından irsen intikal hukuki nedenine dayanılmasına rağmen murisinin ve davacının senetsizden iktisabı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadığı, ayrıca komşu parsellerden 1 29... ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının ve dayanak belgelerinin dosya kapsamında bulunmadığı gibi taşınmazların mera vasfında olduğu tespit edilmekle çekişme konusu taşınmaz yönünden yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazın niteliğinin, kadim mera olup-olmadığının araştırılmadığı, gerek mahalinde yapılan gözlemde gerek mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın güneybatısı ile kuzeybatısını dağdan inen kuru derenin çevrelediğinin tespit edildiği, ancak keşif heyetinde jeoloji bilirkişinin yer almadığı ve rapor tanzim ettirilmediği, ayrıca mahalinde yapılan keşifte, dava konusu taşınmaz alanı içerisinde kalan kuzey kısmında çit çekili olduğu, çitin ardında meyve ağaçları ve kargir yapının bulunduğunun mahkeme gözlemiyle tespit edildiği kısma dair mahalli bilirkişilerden kime ait olduğu sorulmadığı gibi davacının kullanımında olup-olmadığı hususunun davacıya açıklattırılmadığı, taşınmaz alanının imar-ihyasının tamamlandığı tarihinin tam olarak tespit edilmediği, TMK'nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince yerel ve gazete ilanlarının yanında yapılması gereken internet haber sitesi ilanının yapılmadığı, taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân yapılması gerektiği halde taşınmazın bulunduğu köyde 05.04.20 21... .04.2021 tarihlerinde 2 defa ilan yapıldığı görülmekle usulüne uygun ilan yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacının kendi adına dava açma hususunda aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla çekişmeli taşınmazın mirasbırakandan kendisine ne şekilde kaldığı, hangi hukuksal nedene dayanarak (taksim, bağış, satış vs.) kendi adına tescil talebinde bulunduğu davacıdan sorularak açıklattırılmalı, davacı ve davacının murisi ile onun mirasçıları adına nizalı taşınmazın bulunduğu çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında senetsizden zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup-bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, taşınmazların kadastro tespiti kesinleşmişse kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilip dosya arasına alınmalı, komşu parsellerden 1 29... ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmelidir.
Bundan sonra, mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve daha önceki keşiflere iştirak etmemiş aynı köy ile komşu köylerden seçilecek üçer kişilik mahalli bilirkişi kurulu, daha önceki keşiflere iştirak etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulu, 1 jeoloji mühendisi bilirkişi ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişilerden öncelikle taşınmazın davacıya mirasbırakandan ne şekilde (taksim, bağış, satış vs.) kaldığı, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, zilyetliğin sürdürülüş şekli ve niteliği, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olup-olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip-edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı ve dava konusu taşınmaz alanı içerisinde kalan kuzeyinde çit çekili olduğu, çitin ardında meyve ağaçları ve kargir yapının davacıya ait olup-olmadığı sorularak, davacıya ait olduğunun bildirilmesi halinde ağaçların kim tarafından ekildiği, yapının kim tarafından yapıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi beyanları komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup-olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazların meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup-olmadığını, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup-bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı, taşınmazın ne zaman imar-ihya edildiği ve tamamlandığı hususlarını açıklayan, önceki ziraatçi bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kuruluna taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşlık-çalılık gibi imar-ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp-kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Jeoloji mühendisi bilirkişiden taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, evveliyatının çay veya dere yatağı niteliğinde bulunup bulunmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup- olmadığını, özel mülkiyete konu yerlerden bulunup-bulunmadığını açıklayan bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu 1 28... parsel, 1 30... , 8, 9, 10... parsel sayılı taşınmazların (sırasıyla eski 76, 81, 80, 88, 93... parsel olduğu) tapulama tutanaklarında ve taşınmazların tapu kayıtlarında yapılan incelemede 1 28... , 1 30... , 1 30... , 1 30... , 1 30... sayılı parsellerin Ermenilerden metruk mütegayip eşhastan kalan taşınmazlar olduğu ve tarla vasfında ... adına tespit ve tescil edildiği de gözetilerek, Yargıtay uygulamasında, 1972 yılında kabul edilen 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, emvali metruke kanunları gereğince Devlete kalan tapusuz taşınmazlara usulüne göre el konulmadıkça, olağanüstü zamanaşımı ile kazanılabileceği kabul edilmekte ise de 1617 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra, kanun maddesiyle ve geçmişe etkili olarak, kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap olunamayacağı hususu da değerlendirilmelidir.
Öte yandan; TMK'nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ile internet haber sitesinde yöntemine uygun bir biçimde ilan yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi, tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Değinilen hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
2.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.