Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1281 E. 2026/3482 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1281
Karar No
2026/3482
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4022 E., 2025/3018 K. DAVA TARİHİ : 16.04.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/150 E., 2024/717 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217). Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatını veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, davanın değerinin (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 361/2 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da dava değerinin veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin tek başına kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Dosya içeriğine göre kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilen davada davacı temyizi bakımından, gerek reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar, gerekse temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı miktarının, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 11.03.2002-09.11.2021 tarihleri arasında çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, iş sözleşmesinin feshi sonrasında açılan işe iade davasında işe iade kararı verildiğini, işe iade kararının kesinleşmesi sonucunda işe iade talebinde bulunulduğunu, buna karşın işe başlatılmadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek hak edilen kıdem ve ihbar tazminatı ile işlemiş faizi için açmış oldukları icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... (Belediye) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, icra takibinde talep edilen alacakların likit olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren nezdinde kesinleşen işe iade kararı da dikkate alınarak 19... ay 26 gün çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin feshi sonrasında işe iade davası açtığı ve kesinleşmesi sonrasında işe iade talebinde bulunduğu, buna karşın davalı işverenlerce işe başlatılmadığı, bu bağlamda iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği ve davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı, ihbar öneli kullandırılmayan davacının haksız fesih nedeniyle ihbar tazminatı almaya da hak kazandığı, davacı tarafça haksız fesihten kaynaklı kıdem ve ihbar tazminatı ile işlemiş faize ilişkin ... 2. Genel İcra Dairesinin 2024/15863 Esas sayılı icra takibinin yerinde olduğu ve işverenlerce söz konusu dosyaya yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunması nedeniyle davacının sübut bulan işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen işe iade kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalı Belediyenin asıl işveren, diğer davalı ... Şirketinin ise son alt işveren sıfatıyla talep edilen (icraya konulan) alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, işe iade kararı ile işverence gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanmadığının sabit hâle geldiği, dolayısıyla davacının talep edilen (icraya konulan) alacaklara hak kazandığı, davacı işçinin sendikası üyesi olduğu, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, icraya konulan kıdem ve ihbar tazminatının giydirilmiş brüt ücret miktarı üzerinden hesaplanan alacaklar olduğu, giydirilmiş brüt ücret miktarının saptanması için de işçiye işverence sağlanan ayni veya nakdi menfaatlerin/kazançların bilinmesi gerektiği, buna göre, icra takibinde talep edilen kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplanabilmesi için giydirilmiş brüt ücret miktarının tespiti gerektiği, yani alacaklının ne miktarda alacağa hak kazandığını tespit etmenin teknik hesaplamayı (bilirkişi raporunu) gerektirdiği; dolayısıyla somut olayda borçluların alacakların gerçek miktarını belirlemek için gerekli olan tüm unsurları bildiklerinden veya bilebilecek durumda olduklarından bahsetmenin mümkün olmadığı, bu açıklamalar kapsamında, icraya konulan alacakların likit olmadığı, borçluların icra takibine yaptıkları itirazın haksız olarak kabulünün mümkün olmadığı, Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili yönünden davanın pasif husumetten reddi gerektiğini, b. Davacının iş sözleşmesinin sona ermesine dair müvekkili İdarenin herhangi bir tasarrufu bulunmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, b. Müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, c. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. 3. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalılar Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ... Şirketine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1281, K. 2026/3482, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1281-e-2026-3482-k-fb6520cae0bc