Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/654 E. 2026/2906 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/654
Karar No
2026/2906
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/281 E., 2025/466 K.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kadastro sonucu... ili, ...ilçesi,... Mahallesi 2 07... parsel tarla vasfıyla Köy Tüzel Kişiliği adına tespit ve tescil edilmiş, kurumlar arası devir ile ... adına tescil edilmiştir.

Davacı vekili; müvekkilinin 2 07... parselin etrafından 7133,666 m² yüz ölçümüne sahip taşınmazı bulunduğunu, bu taşınmazın mirasbırakanına ait iken mirasbırakanın ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından malik sıfatıyla nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığını, söz konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespitinin müvekkili adına yapılması lazım iken dava konusu taşınmazın köy muhtarlığı adına tespit gördüğünü, davalının söz konusu taşınmazda hiçbir kullanımı olmadığı gibi tapuya kaydının da haklı nedene dayanmadığını belirterek tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili; davacının davasını ispat etmekle mükellef olduğunu, davacı taraf dilekçesinde söz konusu arazinin murislerinden intikal ettiğini bildirmiş ise de sırf bu sebebin tapu iptali ve tesciline olanak sağlayamayacağı, bölgeye ait eski tarihlere ait hava fotoğraflarının getirtilerek dava konusu taşınmazlara keşif esnasında uygulatılması gerektiğini öne sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, bu nedenle tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az üç ayrı zaman dilimine ait stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından getirtilmesi, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde uzman kişiler tarafından keşif yapılarak taşınmazın imar-ihyaya muhtaç olup olmadığının ve zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması; yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, toplanan tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 22.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda 1975, 19 81... tarihine ait hava fotoğraflarına göre taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının tespit edilmiş olduğu, aynı tespitin 01.11.2021 tarihli raporda da yapılmış olduğu, zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; “ Bozma öncesinde alınan harita ve jeodezi raporunda 19 80... tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetin olmadığı belirtilmiş, bozma sonrasında alınan harita ve jeodezi raporunda ise 1975, 19 81... tarihli hava fotoğraflarında tarım arazi olarak kullanıldığının düşünüldüğü belirtilmiş olup bozma öncesi ve bozma sonrasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki oluşmasına rağmen çelişki giderilmemiş, öte yandan bozma öncesinde alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında çekişmeli taşınmazın davacının babası tarafından bağışlandığı, o tarihten beri zilyetliğinde bulunduğu beyan edilmiş, bozma sonrasında ise babasından kalan taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda davacıya düştüğü beyan edilmiş, beyanlar arasında çelişki oluştuğu gibi çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdülen zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan uyuşmazlığın çözümüne elverişli biçimde yeterli beyanlar alınmadığından, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamıştır. "gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın önceleri davacının babası ...'ye, ondan önce de dedesine ait olduğunu, daha sonra oğlu davacı ...'ye miras paylaşımı ile geçtiğini, babasının 07.07.1992 tarihinde ölümü ile nizasız-fasılasız malik sıfatıyla tahıl ürünleri ekilerek davacı tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, 03.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda da 1980, 1986, 1992, 2015 tarihine ait hava fotoğraflarına göre taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının tespit edilmiş olduğu, 22.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda da 1975, 19 81... tarihine ait hava fotoğraflarına göre taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının tespit edilmiş olduğu, aynı tespitin 01.11.2021 tarihli raporda da yapılmış olduğu, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın 1975 yıldan beri tarım arazisi olarak davacı ve davacıdan önce üst soyu tarafından kullanıldığı, davacı taraf lehine zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece, dava konusu taşınmaz için zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”; 17. maddesinde; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.”; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde ise; "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. " düzenlemeleri yer almaktadır.

Somut olayda; 03.07.2025 tarihli harita mühendisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişileri raporunda taşınmazın 1980, 19 86... yıllarına ait hava fotoğraflarında kullanım olduğu, tarımsal faaliyetin yapılmış olabileceğinin belirtildiği, 2015 yılına ait hava fotoğrafında ise tarımsal faaliyetin yapıldığının belirtildiği, taşınmazda imar-ihya işlemlerinin yapılıp yapılmadığının kesin olarak saptanmadığı, yine 14.07.2025 tarihli üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın belirgin sınırlarının olmadığının belirtildiği, ancak raporda taşınmazın uzun yıllardır imar ihya edilerek tarımsal amaçla kullanıldığı belirtilse de tam olarak imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususunun belirtilmediği, her iki raporun hüküm kurmak için elverişli olmadığı, 20.06.2025 tarihinde yapılan üçünçü keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi...’nin taşınmazın eğimli olduğu, bu nedenle 2000 yılından sonra taşınmazın kullanılmamaya başlandığını beyan ettiği, diğer mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarının net olmayıp çelişkili olduğu, taşınmaz geçmişte bir dönem malik sıfatıyla kullanılmış ise de tespit tarihinden önce kullanımın iradi olarak terk edildiği ve tespit tarihi itibariyle davacı tarafın taşınmazda herhangi bir asli veya fer’i zilyetliğinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın hemen bitişiğindeki 2 07... , 30... parsel sayılı taşınmazların da 2005 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, bu taşınmazlar için... tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının da tespit tarihine kadar herhangi bir kullanım olmadığı gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın Dairece onanarak kesinleştiği, taşınmazın bulunduğu bölgenin genel itibariyle eğim ve toprak yapısı nedeniyle 2000 yılından itibaren kullanılmadığı, davacı tarafça, lehine zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın... 2.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/654, K. 2026/2906, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-654-e-2026-2906-k-92cbc54c7531