Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1587 E. 2026/2894 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1587
- Karar No
- 2026/2894
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/154 E., 2023/239 K. ASIL DAVADA DAVACI : Hazine ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davacı ... vekili, birleştirilen davada davacı Belediye vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydının iptali ile mera siciline kaydedilmesi ve elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, ... ili, ...lçesi, ...köyünde bulunan çekişme konusu 1 18... parsel sayılı taşınmazın, 24.351,89 metrekare yüz ölçümlü olarak ve tarla vasfıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... oğlu ... adına tespit ve tescil edildiği, bilahare 05.10.2010 tarihli satış nedeniyle davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; çekişme konusu 1 18... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ancak bir bölümünün mera olduğunu ileri sürerek evveliyatı mera olan kısmın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını ve bu kısma elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Davalı; dava konusu yerin mera ile ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; taşınmazın uzun yıllardır tarla olarak kullanıldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, kamu malı niteliğinde mera da olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; hükme yeterli ve elverişli olmayan tanık beyanları ve bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğuna değinilip, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesinin tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ile komşu parsellere ait tespit tutanakları ve dayanak belgeler celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köyde ikamet eden, taşınmazın bulunduğu yöreyi bilen, davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, fen bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, bilirkişilerden rapor alınması, dava konusu taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değer taşımayacağının gözetilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, taşınmazın mera vasıflı olmadığı, imar-ihya şartlarının oluştuğu, davalının kazanımının korunması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen Mahkeme kararının hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen çekişme konusu taşınmaz bölümü yönünden bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekillerinin bu hususa ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Davacılar vekillerinin çekişme konusu diğer bölümler yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında çekişme konusu (C) harfi ile gösterilen bölümün 1 18... parsel sayılı mera vasıflı taşınmazla, (B) harfi ile gösterilen kısmın ise 1 18... parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz ve ... köyü kadastro çalışma alanında bulunan 1 17... parsel sayılı mera vasıflı taşınmazla komşu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonucu harita ve kadastro mühendisi olan fen bilirkişisi ve jeodezi bilirkişisi tarafından düzenlenen 20.09.2023 tarihli heyet raporunda; yapılan stereoskopik incelemeler sonucu 1966 tarihli hava fotoğraflarında (B) ve (C) harfleri ile gösterilen yerlerde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmak suretiyle aktif kullanımın olmadığı, imar-ihyanın tamamlanmadığı, 1973 tarihli hava fotoğraflarında (B) harfi ile gösterilen yerde tarımsal faaliyet yapılmak suretiyle kısmen kullanımın başladığı, imar-ihyanın kısmen tamamlandığı, (C) harfi ile gösterilen yerde ise herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmak suretiyle aktif kullanımın olmadığı, imar-ihyanın tamamlanmadığı, 2005 yılında ait hava fotoğraflarına gelindiğinde ise (B) ve (C) harfleri ile gösterilen yerlerin tarımsal faaliyet yapılmak suretiyle aktif olarak kullanıldığı, kadastro çalışmalarında tespit edilen sınırlara ulaşıldığı ve imar-ihyanın tamamlandığının gözlemlendiği bildirilmiştir. 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan heyet raporunda; dava konusu taşınmazın 2005 yılı öncesinde imar-ihyasının tamamlandığı, uzun zaman önce sahiplenildiği, kadim mera olma olasılığına pek ihtimal verilmediği, sadece meraya sınırı bulunduğu belirtilmiş ise de, sınırı eğimin belirlediğinden bahsedilmiş olup yine aynı rapordan ve raporda yer alan fotoğraflardan taşınmaz bölümleri ile komşu mera parselleri arasında sınıra dair bir belirti olmadığı, taşınmaz bölümleri ile komşu mera parselleri arasında ayırıcı bir sınır bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin meranın devamı niteliğinde olduğu ve meradan açıldığı sonucuna varılmakla, meralar üzerindeki imar-ihya faaliyetinin ve zilyetliğin hukuki değeri bulunmadığı açıktır.
Bilindiği üzere; meralar, mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı köy ya da kasaba halkına ait, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu şekilde kullanılan kamu orta malı niteliğindeki taşınmazlardır. Meraların ve öncesi mera olan taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinilmeleri mümkün değildir.
Hal böyle olunca; 1 18... parsel sayılı taşınmazın çekişme konusu (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacılar vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacı Belediyeye iadesine, Temyiz eden davacı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.