Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/793 E. 2026/2940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/793
- Karar No
- 2026/2940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/50 E., 2025/99 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; tereke temsilcisi ve davacılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile yol olan kısmın iptali istemine ilişkindir.
Davacı ...; 1 93... parsel sayılı taşınmazın kendisine, 1 93... parsel sayılı taşınmazın ise davalıya ait olduğunu, davalının, kendisine ait 1 93... parsel sayılı taşınmazın bir kısmına kazık çakmak ve ip çekmek suretiyle müdahale ettiğini, öte yandan tarlasına erişim için mevcut olan tek yolun kadastro çalışmaları sırasında davalı adına kayıt ve tescil edildiğinden taşınmazını amacına uygun olarak kullanamadığını ileri sürerek yapılacak teknik ölçüm neticesinde tarafına ait olduğu tespit olunacak ve hatalı olarak davalı adına tespit edilmiş olan 1 93... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı adına tapu kaydının iptali ile adına tescilini ve davalının taşınmazına yönelik müdahalesinin önlenmesini talep etmiş, 22.01.2019 tarihinde ölmüş, mirasçılarından ...n ve ... ... 25.09.2020 havale tarihli dilekçesi ile 09.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmın yol olarak iptaline, (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımların ise malikleri oldukları 10 parsel sayılı taşınmaza ifraz edilmesini istediklerini bildirmişler, aşamada ... terekesine ... temsilci tayin edilmiştir.
Davalı; 1 93... parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle adına tescil olunduğunu, kendisince Kadastro Müdürlüğüne müracaat edilerek aplikasyon yapıldığını, teknik elemanlarca dikilen sınır belirtir kazıkların halen taşınmazlar sınırında bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/697 Esas, 2016/501 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarihli ve 2016/14764 Esas, 2020/640 Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde, yargılama esnasındaki beyanları doğrultusunda, kendisine ait 1 93... parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından kazık dikmek ve ip çekmek suretiyle müdahalede bulunulduğu iddiasıyla çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemi ve kadimden beri yol olarak kullanıldığı halde davalıya ait 1 93... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde tespit gördüğünden yol olarak kullanılan kısma yönelik kadastro tespitine itiraz istemli eldeki davayı açtığı, ancak davacı yanın dava dilekçesinin incelenmesinde talep sonucu ile dava dilekçesi içeriği örtüşmediği, Mahkemece bu doğrultuda davacı tarafa herhangi bir açıklama yaptırılmadığı, 1 93... parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti sırasında davalı ya da komisyonda itirazlı olarak bırakılan bir yer olduğu ve 03.10.2011 tarihli 1361 yevmiye sayılı işlem ile davacı ... ve dava dışı ... ..., ..., ... ... ve ...adına paylı olarak tescil olunduğu, davalı tarafa ait 1 93... parsel sayılı taşınmazın ise 03.09.2008 tarihinde kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın dava dışı ..... mirasçıları adına paylı olarak tescil edildiği, davalı ...'ın ise satış ve birleştirme işlemi sonucu 11.02.2014 tarihinde taşınmazın kayden maliki olduğu, 1 93... parsel sayılı taşınmazın senetsizden tescil olunduğu, 1 93... parsel sayılı taşınmazın 16.04.1959 tarih, 10 sıra, 68 cilt, 86 sayfa numaralı 27 57... yüz ölçümlü tapu kaydına dayanılarak tescil olunduğu, eksik araştırma ile karar verildiği, kabule göre de, davacının 1 93... parsel sayılı taşınmazda paydaş olup tek başına müdahalenin men'i talepli eldeki davayı açabileceği ne var ki, komşu parselden bir kısmın iptali ile adına tescilini tek başına isteyemeyeceği, diğer paydaşların da davada yer alması gerektiği düşünülmeksizin yukarıda belirtilen HMK'nın 24/1 ve 26. maddelerine aykırı olarak davacı yana talebi de açıklattırılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talebinin dava konusu 1 93... parsel sayılı taşınmazdan talep ettiği kısmın ifraz edilerek kendisinin paydaş ve malik olduğu 1 93... parsel sayılı taşınmaza eklenerek tescil edilmesi talebinden ibaret olduğu, bu haliyle müşterek mülkiyete tabi bir taşınmazda tek başına tescil talep edemeyeceği, dava dışı ... ... ..., ..., ... ...'in davaya muvafakat vermediği, ... Sulh Hukuk Mahkemesince atanan tereke temsilcinin yalnızca müteveffa ...'nın terekesine temsilen atandığı dava dışı ... ... ..., ..., ... ...'in 1 93... parseldeki paylarının ... terekesine dahil olmadığı ve bu kişilerin yine ...'nın mirasçısı olmadığı ve atanan tereke temsilcinin dava dışı az önce ismi geçen kişileri iş bu davada temsil edemeyeceği bu haliyle davacı tarafından taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; kadastro çalışmalarında ... ili, ... ilçesi,... köyünde yer alan 1 93... parsel sayılı taşınmazın 16.04.1959 tarihli ve 10 numaralı tapu kaydına istinaden ...,...,...... ve ...adlarına tespit ve tescil edildiği, tespit maliklerinin 11.02.2014 tarihinde dava konusu taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiği, aynı yer 9 parsel sayılı taşınmazın da ..., ... ..., ..., ... ... ve ... ... adlarına tespit ve tescil edildiği, tespitin 03.04.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre 30.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Hemen belirtilmelidir ki; köy sınırları içinde bulunan kamu orta malları ile ilgili davaların aynı köyde oturan ve kamu orta mallarından yararlanmak durumunda olan, dava açmakta hukuki yararı bulunan herkes tarafından açabileceği Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında kabul edilmektedir. Bu sebeple, Mahkemece davacı tarafın temyize konu bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmın yol olduğu iddiası ile dava açma ehliyetinin olmadığı yönündeki tespiti doğru değildir. Hâl böyle olunca, dava dilekçesinde bildirilen iddianın ve bu iddianın ileri sürülüş şekline göre davacı tarafın kamu orta malı niteliğinde olduğunu iddia ettiği taşınmaz yönünden dava açma hakkının olduğu kabul edilerek işin esasına girilmeli, dava konusu taşınmaz bölümünün vasfının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Tereke temsilcisi ve davacılar vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. hükmü uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.