Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2062 E. 2026/2838 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2062
Karar No
2026/2838
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1986/588 E., 1986/706 K.

Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sırasında 2 32... ve 2 37... parsel sayılı taşınmazların T.sani 340 tarih, 107 sıra numaralı tapu kaydı ve tedavülleri uyarınca ... ve müşterekleri adına tespit edildiği, kadastro tespitlerine Hazine tarafından revizyon gören kayıtların miktar fazlası bulunduğu iddiasıyla itiraz edilmesi üzerine Kadastro Komisyonunun 06.05.1981 tarih ve 402 numara ile 13.05.1981 tarih ve 404 numaralı kararları neticesinde Hazinenin itirazlarının reddine karar verildiği, bilahare Hazine tarafından Kadastro Mahkemesi huzurunda aynı iddiayla tespite karşı dava açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne hükmedildiği, davalılar vekilinin temyiz itirazları üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 07.07.1986 tarih ve 1985/7156 Esas, 1986/4727 Karar sayılı ilamı ile itirazın süresinde yapılmadığından tespitin kesinleşmesi nedeniyle davanın genel hükümlere göre yürütülmesi gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, ardından dava dosyasının Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda yazılı esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır.

Davalılar aşamalarda davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, kadastro sırasında çekişmeli taşınmazlara revizyon gören kayıtların miktarından fazlasının zemine uygulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2 37... parselin tamamı ile 2 32... parselin hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 6.235 metrekare yüz ölçümündeki bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, taraf teşkili sağlanmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda dava konusu taşınmazların kayıt maliki olan ''...' ile "... ...''nın açık kimlik bilgileri belirlenmemiş, safahat boyunca adı geçen kayıt maliklerine yapılan tebligatlar bila tebliğ döndüğü halde bu kimselerin gerçekte var olup-olmadığı, var iseler akıbetlerinin ne olduğu, mirasçılarının bulunup bulunmadığı tespit edilmeden yargılama yürütülmüştür.

Hal böyle olunca, öncelikle adı geçen kayıt maliklerinin kimlik bilgilerinin belirlenmesine çalışılmalı, kimlik bilgilerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan kimlik ve adres bilgilerinin tespitine ilişkin araştırma yapılmalı, taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının tarih ve sıra numaraları ilgi tutularak mahalli tapu müdürlüğünün kayıtları üzerinde araştırma yapılmak suretiyle bahsi geçen tapu kayıtlarının dayanak belgeleri arasında ( temlik belgeleri, kimlik bilgilerini içerir ilmuhaber, nüfus kaydı, mahkeme kararı vb.) kayıt maliklerinin akıbetine dair bir kayıt olup olmadığı da değerlendirilmeli, kolluk kuvvetlerinden adı geçen malikin ve varsa mirasçılarının belirlenmesine yönelik olarak ayrıntılı araştırma yapılması istenilmeli, tüm araştırmalara rağmen kayıt malikinin kimlik bilgilerinin belirlenememesi halinde ise 3561 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kayyım tayin edilmesi hususunda vesayet makamından talepte bulunulmalı, bundan sonra Mahkemece atanacak kayyım ile var ise kimlik bilgileri belirlenen mirasçıların davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmelidir.

Uyuşmazlığın esası yönünden ise, doğru sonuca ulaşabilmek için çekişmeli taşınmazlar ve komşu taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren oluşum belgeleri, varsa haritaları ve tüm tedavülleri getirildikten sonra mahallinde dava konusu taşınmazların öncesini bilebilecek yaşta, tarafsız yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi marifetiyle yeniden keşif yapılarak taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20. maddesinde öngördüğü gibi usulen mahalline uygulanmalıdır. Bu kapsamda, öncelikle kayıtların mahalline uygulanabilir haritasının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalı ve varsa uygulanabilir haritasına göre tapuya kapsam tayin edilmelidir. Dayanak tapu kaydının uygulanabilir haritası yoksa, sınırlarının değişebilir, genişletilebilir nitelikte (gayri sabit) olup-olmadığı, kayıt miktar fazlası bölüm tespit edilirse zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup-olmadığı tespit edilmeli, bu anlamda çekişmeli taşınmazların kim tarafından, hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ne şekilde geçtiği hususunda yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından olaylara dayalı bilgi alınmalı, dayanak kayıtların oluşum şekli ve yörede yer alan taşınmazların akıbetleri gözetilerek miktar fazlası yerlerin mübadillerden Hazineye yasalar uyarınca intikal eden yerlerden olup olmadıkları, davalı tarafın bu yerlerin Hazinece dağıtıldığını iddia etmediği gözetilerek, bu gibi yerlerin zilyetlikle edinilip edinilmeyecekleri üzerinde durulmalıdır.

Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerden ötürü davacı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/2062, K. 2026/2838, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-2062-e-2026-2838-k-5e6bd2e2f0f8