Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6244 E. 2026/2980 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6244
Karar No
2026/2980
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/266 E., 2025/462 K.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucunda; ... ili, ... ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan 1 44... parsel sayılı taşınmaz ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile ... adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı irsen intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.

Davalı; davacının dava konusu ettiği taşınmazın evveliyatında dedesi ...'ya ait olduğunu, onun ölümü ile babasına kaldığını, onun da ölümüyle kardeşi ile aralarında yaptıkları paylaşım sonucu kendisine kaldığını, babasının sağlığında bu yeri beraber kullandıklarını, kendisinin de malik sıfatı ile zilyet olarak 30 yıldır kullanmaya devam ettiğini, davacının 2008 yılında burayı kullanmasını engellediğini, bunun üzerine Kaymakamlık makamına şikayette bulunduğunu ve davacının men edildiğini, kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemenin 05.11.2015 tarihli ve 2012/186 Esas, 2015/418 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 13.10.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 58,61 metrekarelik bölümünün davalı adına, (B) harfi ile gösterilen 78,54 metrekarelik harman yerinin ise davacı ve davalı adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarihli ve 2016/209 Esas, 2018/3101 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafın dosyaya tercümelerini sunduğu bir kısım kayıtlara dayanarak taşınmazın tamamının adına tescilini istemiş olduğu halde sözü edilen tercüme kayıtların Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden istenmediği; davacıya, taşınmazın hangi yolla murisi ...'e kaldığı, mirasçılarının kimden taraf olduğu, kısaca taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği açıkça sorulup belirlenmediği, ilk keşifteki beyanlara aykırı düşen ikinci keşif beyanlarına değer verilme sebebinin de açıklanmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği açıklanarak karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; celp edilen 8 adet tapu kaydının mahalli bilirkişiler ile zemine uygulandığı mevkii, miktar ve hudut itibariyle hiçbir kaydın dava konusu taşınmaza uymadığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların ortak olarak beyanlarına göre dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan harman yeri olarak tabir edilen kısmı davacı Satiye Keser'in babası ... ve davalı ...'nın babası ...'in birlikte kullandıklarının, ancak taşınmaz üzerinde bulunan ahşap samanlık olarak tabir edilen yerin davalı ...'nın kullanımında olduğu, ...'dan önce de babasının kullanımında olduğu, davacıya ait samanlığın ise dava konusu taşınmaz üzerindeki değil yan tarafından bulunan tuğladan yapılmış samanlık olduğunun anlaşıldığı, davacının ..., ... ve ...arasında taksim yapıldığı iddiasını da ispatlayamadığı ancak harman yeri olarak tabir edilen yerin davacının babası ve davalı ... tarafından birlikte kullanıldığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne; fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 78, 54... 'lik yerin davacı ve ... adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece, bozmaya uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği açıklanarak taşınmazla ilgili tapu kayıt uygulaması yapılması ve bilirkişi ve tanıklardan davacı ve davalıların kök mirasbırakanı olduğu anlaşılan ...’den kalıp kalmadığının, mirasbırakanın oğulları ..., ...ve ... arasında taksim yapılıp yapılmadığının ayrıntılı olarak sorulması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazda keşif icrasında zorunluluk bulunduğu, Mahkemece bu kapsamda 08.01.2025 tarihli celsede keşif icrası için ara karar kurulduğu ve davacı vekiline keşif için gerekli delil avansını yatırmak üzere kesin süre verildiği, taraflarına verilen süre içinde eksikliğin giderilmemesi halinde keşif yapılması taleplerinden vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edildiği, ancak ihtaratta giderlerin detaylandırılmadığı gözetilerek 14.05.2025 tarihli celsede kaç bilirkişi ile keşfe gidileceği, bilirkişilerin hazır edilmeleri için gereken davetiye giderleri, bilirkişiler için takdir edilen ücret, yatırılması gereken Mahkeme yolluğu, tanıkların keşif mahallinde dinlenilmeleri için gereken tebligat giderleri gibi gerekli giderler kalem kalem gösterilmek suretiyle ihtaratın tekrarlandığı, verilen kesin süreye rağmen 02.10.2025 tarihli celse gününe kadar ve celse sırasında da keşif için gerekli delil avansının yatırılmadığı ve yatırılmamasını haklı kılacak herhangi bir mazeretin de sunulmadığı, davalı vekilince de delil avansının taraflarınca yatırılacağı yönünde beyanda bulunulmadığı, ayrıca kesin sürenin tayin edilmesi halinde karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağı, davacı tarafça keşif deliline dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesi zorunluluğunun bulunduğu, dosyanın kapsamı itibari ile sadece fiili kullanım durumuna göre hüküm tesis edilemeyeceği de değerlendirilerek, davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; Mahkemenin bozmadan geçen 05.11.20 15... .02.2022 tarihli kararları ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalı adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise davacı ve davalı adına kaydına karar verildiği, verilen her iki kararın da sadece davacı vekili tarafından temyiz edildiği, davalı tarafından temyiz edilmediği, hâl böyle olunca davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile 13.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün eşit paylarla davacı ve yargılama sırasında vefat eden davalı kayıt maliki ...’nın mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiği halde, bu bölüme ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davacı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6244, K. 2026/2980, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6244-e-2026-2980-k-c4582b33d91a