Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6283 E. 2026/297 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6283
- Karar No
- 2026/297
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/255 E., 2024/25 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan çekişme konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaz, 1.085,36 metrekare yüz ölçümlü olarak ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı; çekişme konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ancak 40 yılı aşkın süredir tarla olarak zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; yapılan araştırmanın eksikliğinden bahsedilerek bozulmuş, Mahkeme bozmaya uyularak davanın kabulü ile çekişme konusu taşınmaz yönünden davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmiş, kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bu kez; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi çalışması bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, keşfe jeolog bilirkişi götürülmediği, tek ... mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun yetersiz olduğu, mahalli bilirkişilerden maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmadığına değinilerek tespit tarihinden önce idari yönden yapılmış kıyı-kenar çizgi çalışması varsa buna ilişkin tüm evrak ve haritaların getirtilmesi, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeolog bilirkişisi, 3 kişilik ... mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, tespit gününe kadar çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, zilyetlik zincirinin nizasız ve fasılasız olarak davacıya kadar geldiği, taksim ile dava konusu taşınmazın davacıya kaldığı, taşınmazın etrafında Devletin hüküm ve tasarrufunda olan herhangi bir taşınmaz bulunmadığı, çok uzun zamandan beri davacı tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 07.11.2023 tarihli raporunda (A) olarak gösterilen 1013,00 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddine.
Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda; çekişme konusu taşınmazın baraj suları altında kaldığı belirlendiğine göre taşınmaz hakkında mülkiyetin tespiti yönünde hüküm tesis edilmesi gerekirken Mahkemece tapu iptal-tescile karar verilmesi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucu Mahkeme kararının; hüküm fıkrasının (1-a) bendindeki "...TAPUSUNUN İPTALİ ile, aynı adada son parsel numarası verilerek davacı ... TC kimlik numaralı ... adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE," ibaresinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "... mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine," cümlesinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.