Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/623 E. 2026/758 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/623
Karar No
2026/758
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2048 E., 2025/327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/136 E., 2019/799 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından yapılan inşaattaki F Blok 2 no.lu dairenin, 20.07.2000 tarihli protokolle peşin ödeme ile davacıya satıldığını, kooperatife protokolde belirtilen ödemeler haricinde de ödemeler yapıldığını, ... tarafından yapılan ferdileşme işleminde taşınmaz tapusunun diğer davalı ...'ye devredildiğini, ... yönetimi tarafından bu yanlışlığın en kısa zamanda düzeltileceğinin, düzeltilemez ise F-2 no.lu dairenin tapusu yerine F-20 no.lu dairenin tapusunun verileceğinin vaat edildiğini, ancak ... tasfiye haline geçmesine karşın sorunun halen çözülemediğini, ... üyeliği sebebi ile satışı yapılan dairenin F-20 no.lu daire olduğunu, ancak fiilen tahsis edilen dairenin F-20 numara takılan başka bir daire olduğunu, yapılan araştırmada F Blok 20 no.lu daire kendisine teslim edilmiş ise de, projede ve tapuda F-18'e kadar daire sayısı bulunduğunu, 20 no.lu dairenin tapuda kayıtlı olmadığını, fiilen sahip olunan dairenin apartmanın ortak alanı olduğunu, 20 no.lu dairenin verilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün mevcut tapusunun iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL bedelin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların husumetinin bulunmadığını, davanın kesin hüküm nedeniyle her iki davalı yönünden de reddi gerektiğini, zira aynı davanın daha önce de açıldığını ancak davadan feragat edildiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının ortak alanı bilerek aldığını, yönetim kurulunun satış yetkisinin bulunmadığını, numaralandırmanın belediye tarafından yapıldığını, bedel talebinin de haksız olduğunu, zira 2004'ten beri dairenin davacı tarafından kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2019/136 Esas, 2019/799 Karar sayılı kararıyla; protokol tarihinden sonra alınmış bir genel kurul kararı olsa da yapılan işleme genel kurulca karar verildiğinden davacı ile davalı ... arasındaki protokolün geçerli kabul edilmesi gerektiği, keşif mahallinde bilirkişiler eşliğinde yapılan incelemeye göre söz konusu 2 no.lu konutun binanın 1. katında davacının halihazırda ikamet ettiği yerin bir üst katında olduğu ve 2+1 değil 3+1 niteliğinde olduğu, taraflar arasında yapılan protokol ve ... kura çekiminden sonra belediyece yapılan numaralandırmada F Blok 2 no.lu dairenin giriş kat üzerinde 1. katta yer alan ve 3+1 niteliğinde olan diğer davalı ... adına tapuda tescil edildiği, davacı yanın halihazırda kullandığı dairenin ise F Blok zemin kat ve 2+1 şeklinde olan ve 20 no ile numaralandırılmış daire olduğu, dolayısıyla F Blok 2 no.lu daire olarak belirlenen davalıya ait olan ve davacıya satılan 2+1 olarak değil 3+1 olan bu dairenin davacı adına tescilinin mümkün olmadığı, davacının halihazırda kullanmakta olduğu giriş kat 2+1 konumunda olan dairenin kooperatifin tasdikli mimari projesinde ... ortak alanı olarak gözüktüğünden ve burada mülkiyet devri söz konusu olamayacağından protokole konu satış işleminin geçersiz sayılması gerektiği, dolayısıyla terditli olarak açılan davadaki tapu iptali ve tescil istemi yönündeki istemin dinlenilme şartlarının oluşmadığı, davacıya ödenebilecek tazminat miktarının altılı formüle göre hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile terditli olarak açılan davadaki tapu iptali ve tescil yönündeki talebin dinlenilme şartları oluşmadığından ve alacak talebi hakkında hüküm kurulması gerektiğinden 72.792,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2019/2040 Esas, 2023/1774 Karar sayılı kararıyla; keşif sonucu alınan 10.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ikamet ettiği yerin 2 no.lu yer olmadığı, 2 no.lu dairenin davacının oturduğu yerin 2+1 daire olduğu ve protokolde de bu şekilde belirtildiği, dava konusu edilen ve incelenen yerin ise davacının dairesinin üst katında bulunan 3+1 daire olduğu, davacının dairesinin 20 no.lu daire aldığı belirtildiği, yargılama sürecinde davacının ... üyesi olmadığı görüşü bildirildiği halde, sanki üyeymiş gibi çelişkili olarak Yargıtay kararları ile benimsenen altı aşamalı hesap yöntemi ile tazminat hesabına gidildiği, oysa davacının satın aldığı daire ve benzer dairelerle ilgili satış konusunda genel kurul kararı mevcut olup, dosyaya da sunulu üyelik kartı düzenlendiği, davacının oturduğu dairenin ortak alan olması nedeniyle adına tesciline karar verilemeyeceği, zaten "dava konusu edilen 2 no.lu dairenin" de üst kattaki 3+1 daire olduğu, protokol gereği 3+1 daire isteminde bulunamayacağı gözetilerek, tapu iptali ve tescil ile buna bağlı olarak terditli tazminat taleplerinin de reddi gerektiği, davacı yanın 2+1 bir esmal daire değeri ile ilgili talepte bulunma hakkının saklı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.09.2024 tarihli ve 2023/4457 Esas, 2024/2692 Karar sayılı kararı ile "...1-Kooperatiflerde kural üyelerin aynı statüde olmasıdır. Ancak genel kurul kararlarıyla bazı üyelerden toplu ödeme alınarak farklı statü yaratılabilir. 2- Somut olay incelendiğinde, davacı ile yönetim kurulu arasında imzalanan 20.07.2000 tarihli protokolle 8.500.000.000 TL (8.500,00 Yeni TL) bedelle davacıya F Blok 2 no.lu daire (2+1 giriş kat) satıldığı, 30.07.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile F Blok giriş katındaki bulunan dairenin davacıya satılması yönünde karar alındığı, kooperatifin 26.05.2001 tarihli genel kurulunun 7 no.lu kararı ile şartlı üye alınmasının kararlaştırıldığı, davacıya üyelik kartı verildiği, yine kooperatifin davacı ile üyelik sıfatı ile yazışmalar yaptığı ve davacının 2004 tarihinden bu yana kendisine tahsis edilen konutta oturduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının peşin bedelli üye olduğunun kabulü gerekir. 3- Bu durumda, davacının kendisine tahsis edilen yerin ortak alan olup, tapu iptal tescilinin mümkün olmadığı, davalı ...'e ait olan F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün davacıya tahsis edilen yerle bir ilgisi olmadığı, davacının dava dilekçesinde kooperatifle yaptığı protokolde yazan numara gereği F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün tapu iptal tescilini, olmadığı takdirde rayiç bedelini talep ettiği, davacının kendisine tahsis edilen yerin ortak alan olup, tapu iptal tescilinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının tazminat talebinin kendisine teslim edilen sonradan 20 rakamı ile numaralandırılan daireyi de içerdiği kabul edilerek, davalı kooperatifçe davacıya verilecek bir bağımsız bölüm bulunduğu hususunun iddia edilmediği göz önüne alındığında, davacı tarafından ortaklık bedelinin peşin ödendiği gözetilerek, dava tarihi itibariyle davacıya teslim edilen 2+1 dairenin rayiç bedelinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir. .." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davacı üyeye tahsis edilen yer ortak alan olup, tapusunun iptali ile davacı adına tescilinin mümkün olmadığı, davalı ...'e ait olan F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün davacıya tahsis edilen yerle bir ilgisi olmadığından davacının tazminat talebinin kendisine teslim edilen sonradan 20 rakamı ile numaralandırılan daireyi de içerdiği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda dava tarihi itibariyle 2+1 dairenin rayiç bedeli 150.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 2 nolu daireyi satın almış olmasına rağmen sonradan daire tapusu vermemek için davalı ... yöneticileri tarafından numaralandırmanın üst katta başlatıldığını, davalının kooperatifin hileli hareketleriyle dairenin ortak alana çevrildiğini, mahkemenin bu hususu tartışmadığını beyan etmektedir.

2- Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, davacının, fasılasız kullandığı taşınmazın kapı numarasının '20' olduğunu bildiğini, ancak haksız zenginleşme gayesi ile açıkça kendisi ile ilgisi bulunmayan ve müvekkillerden ...'nin mülkiyetindeki '2' nolu dairenin tapusunu talep ettiğini, davacının oturduğu bağımsız bölümün kirasını ödemediğini, mahkemenin asli talep hakkında ve davalılardan ... hakkında karar vermemesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... üyeliğine dayalı tapu iptal tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.1.Terditli (kademeli) davalarda (6100 sayılı HMK 111. md), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer'i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de, davacının asıl talebin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz.

2.2. 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde; mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile terditli talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.

2.3. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı taraf, davaya konu taşınmaz yönünden tapu iptal ve tescil, bu talep mümkün olmadığı takdirde, tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın asli talebi olan tapu iptal ve tescil istemi hakkında bir karar verilmeden, doğrudan alacak talebi hakkında hüküm tesis edilmesi ve davalı ... hakkında karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

3. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

3.1. Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. Bu sayılanların dışında, ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez.

3.2. Maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder. Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta hata olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık hatalardır. Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez.

3.3 Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinde kooperatiften tapu iptal tescil olmadığı takdirde tazminat talep etmiş, mahkemece ülkedeki enflasyonist ortam ve menfaatler dengesi göz ardı edilerek davacıya teslim edilen 2+1 dairenin karar tarihine en yakın rayiç bedeline hükmedilmesi gerekirken, Dairemizin hükmüne uyulan 16.09.2004 tarih ve 2023/4457 Esas, 2024/2692 Karar sayılı kararında, dava tarihi itibariyle davacıya teslim edilen 2+1 dairenin rayiç bedelinin hüküm altına alınması gerektiğine işaret edilmesinin maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmıştır.

3.4. Bu halde mahkemece yapılacak iş, davacıya teslim edilen 2+1 dairenin bozmadan sonra karar tarihine en yakın rayiç bedelinin bilirkişilerce belirlenerek hüküm altına alınmasından ibarettir.

VII. KARAR (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

(2) ve (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/623, K. 2026/758, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-623-e-2026-758-k-ec9f9e8c5ee9