Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4500 E. 2026/79 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4500
Karar No
2026/79
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/355 E., 2024/52 K.

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan, toplulaştırma işlemi neticesinde tapuya kayıt ve tescil edilen taşınmaz bölümlerinin, tapu kaydının iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Dava konusu taşınmaz bölümlerinin, ... ili, ... ilçesi, ... köyünde 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dere ve bayır olarak tescil harici bırakıldığı, 31.08.2015 tarihinde kesinleşen toplulaştırma çalışmaları neticesinde 1 18... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların içerisinde kaldığı, 1 18... parselin 62.730, 35... yüz ölçümü ve ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına, 1 18... ve 3 parsellerin ise dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Davacılar; hudutlarını dava dilekçesinde belirttikleri tarla vasfındaki araziyi 4 eşit parça halinde buğday ve arpa gibi tarımsal ürünler ekerek ve otlarını biçerek 20 yılı çok aşkın zamandır kullandıklarını, sınırlarının hiç değişmediğini, 2012 yılında yapılan toplulaştırma işlemleri neticesinde 1 38... parsel numarası ile Hazine adına tespit edildiğini, ancak henüz kesinleşmediğini ileri sürerek taşınmazın eşit hisselerle adlarına tescilini talep etmişler; davacılar vekili 19.09.2018 tarihli duruşmada, davacıların kendi aralarında yapmış oldukları paylaşım uyarınca fen bilirkişi raporunda (a2) olarak gösterilen 1549.80 m²'lik taşınmazın davacılardan ... adına; (b2) ile gösterilen 5403,21 m²'lik taşınmazın ise diğer davacılar ..., ... ve ... adına eşit olarak tescilini, ayrıca dava konusu olan ancak toplulaştırmayla başka gerçek kişiler adına tescil edilen taşınmazlar yönünden mülkiyetin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; zilyetlikle mülkiyeti edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.04.2017 tarihli ve 2017/678 Esas, 2017/2148 Karar sayılı kararıyla; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının taşınmaz bölümleri üzerindeki zilyetlik durumunu ve süresini kesin olarak açıklamadığı gibi bir taşınmazın kullanım durumunun belirlenmesindeki en iyi yöntem olan hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı; taşınmazların sınırında dere bulunduğu halde jeolog bilirkişinin başka taşınmazlarla ilgili raporuna itibar edildiği; dava konusu taşınmazlarda zilyetliğin hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü ve kullanım durumu hususunda ... bilirkişisinden ayrıntılı rapor alınmadığı, tek ... bilirkişisi tarafından düzenlenen soyut ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 15.05.2019 tarihli ve 2017/344 Esas, 2019/143 Karar sayılı kararıyla; 1 18... parsel sayılı taşınmazın Fen Bilirkişisinin 24.07.2018 havale tarihli raporunda (b2) ile gösterilen 5403, 21... 'lik kısmı bakımından zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle taşınmaz bölümünün Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacılar ..., ... ve ... adına tesciline, (a2) ile gösterilen 1549, 80... 'lik kısmına ilişkin davanın reddine, (a1) ve (b1) ile gösterilen kısımlarına ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.03.2022 tarihli ve 2021/4062 Esas, 2022/2146 Karar sayılı kararıyla; bozma kararında açıklandığı şekilde işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinin doğru olduğu ancak hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (b3) ile belirtilen taşınmaz bölümü hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesine aykırı hareket edildiği; kabule göre de (b2) ile kodlanan taşınmaz bölümünün sınırlarını göstermeyen fen bilirkişi raporu esas alınarak infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Hazine adına kayıtlı 1 18... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi krokisinde (B2) ile gösterilen bölümü bakımından zilyetlikle taşınmazın mülkiyetini kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu kısım yönünden davacıların paylaşıma ilişkin talepleri de dikkate alınarak davanın kabulüne; (A2) harfiyle gösterilen bölümü yönünden taşınmazın imar-ihya edilmediği gerekçesiyle davanın reddine; (A1), (B1) ve (B3) ile gösterilen taşınmaz bölümleri bakımından ise dava açılmadan önce toplulaştırma çalışmaları neticesinde 1 18... ve 3 parsel numaraları ile dava dışı gerçek kişiler adına tescil edildiği ve bu kişilere yönelik açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle bozmadan önce vekalet ücretine ilişkin olarak verilen hüküm davacılar tarafından temyiz edilmediğinden usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince bozmadan sonra da temyiz edilemeyeceği anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4500, K. 2026/79, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4500-e-2026-79-k-15ab552fb8bd