Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2557 E. 2026/10636 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2557
Karar No
2026/10636
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/109 Esas, 2023/417 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili, Akçaabat ilçesi, ... Mahallesi 167 ada (yeni 1344 ada) 3 parsel sayılı taşınmazın mâliki olduklarını, Hazine tarafından açılan dava sonucu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle terkinine karar verildiğini, uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece 18.02.2015 tarihli ve 2013/214 Esas, 2015/90 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu ancak bilirkişi kurulu raporunda emsal alınan taşınmazın satış tarihi 15.07.1990 olup değerlendirme tarihinden yaklaşık 23 sene öncesine ait satış işlemi olduğu gibi, resen belirlenen arsa metrekare rayiç değerinin dava konusu taşınmazın 327,11 TL, emsal taşınmazın ise 246,87 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen bilirkişi kurulunca emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğunun kabul edilmesi nedeniyle rapor inandırıcı bulunmadığından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, taşınmazın tapu kaydının kısmi olarak iptal edilmesi öncesinde tek başına yapılaşma imkanı bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, arta kalan kısımda değer azalışı olup olmayacağının tespiti gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi ve taşınmazın değeri dava tarihine göre belirlendiğinden hüküm altına alınan bedelin tamamına dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemece 21.04.2021 tarihli ve 2017/365 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucundanda, ilk karara esas bilirkişi kurulu raporu yukarıda belirtilen gerekçelerle inandırıcı bulunmadığından yeniden bilirkişi kurulu raporu alınarak hüküm kurulması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına rağmen, mahkemece bozmaya konu bilirkişi kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulmasının doğru dolmadığı, bu itibarla; bozma kararı sonrasında aldırılan 23.10.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihine göre belirlenen 1.145,00 TL/m² birim bedeli, aynı bölgeden Dairemize intikal eden ve onanan dosyalar nazara alındığında isabetli bulunduğundan, işbu metrekare birim bedeline göre karar verilmesi gerektiği gibi taşınmaza 1999 yılında ilgili Belediye Başkanlığınca yapı ruhsatının tanzim edilmiş olduğu, bozma kararı sonrasında dosyaya gönderilen ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 20.02.2018 tarihli ve 1156 sayılı yazısı içeriğinden, taşınmazın terk işlemi öncesinde de yapılaşma izninin bulunmadığı anlaşılmakta ise de dosyaya sunulmuş olan yapı ruhsatı ile ilgili Belediye Başkanlığının yukarıda belirtilen yazısı ... Belediye Başkanlığına gönderilerek, belirtilen çelişkiyi de giderecek şekilde, terk işleminden önce taşınmazın yapılaşma koşullarına haiz olup olmadığı sorularak, bu husus kesin olarak tespit edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile taşınmazın terkten arta kalan bölümünde değer azalışı olmayacağının kabulü ile bedele hükmedilmemesi ve dava konusu taşınmaza dava tarihine göre değer biçen rapora göre hüküm kurulduğuna göre, yasal faizin başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerekirken, 20.03.2013 tarihinden itibaren hüküm altına alınan bedele yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi isabetli bulunmadığı gibi ıslah miktarı gözetildiğinde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğunun belirtilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar tarihine en yakın güncel verilerin esas alınması gerektiğini, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, arta kalan alanda değer kaybı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, emsal kıyaslamasının hatalı yapıldığını, 154.586,45 TL yerine fazlaya hükmedildiğini, ıslahtan faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Taşınmaz bedeli 154.586,45 TL olup, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazlaya hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “kabulü” kelimesinden önce gelmek üzere “kısmen” kelimesinin eklenmesi, (1) numaralı bendinde yer alan “157.000,00” sayısının çıkartılması yerine “154.586,45” sayısının yazılması, (3) numaralı bendinde yer alan “giderinin” kelimesinden sonra gelmek üzere “kabul-ret oranına göre hesaplanan 4.968,68 TL sinin” ibaresinin eklenmesi, aynı bendin sonuna “bakiye bedelin davacılar üzerinde bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi, (4) numaralı bendine yer alan “24.550,00” sayısının çıkartılması, yerine “ 24.187,97” sayısının yazılması, aynı bendin sonuna “davalı idare kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 3.413,55 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/2557, K. 2026/10636, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-2557-e-2026-10636-k-bd582d3b6748