Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6875 E. 2026/299 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6875
Karar No
2026/299
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/734 E., 2025/280 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; murisleri ...’nın 29 53... parsel sayılı taşınmazdaki dava konusu 14 nolu bağımsız bölümünü üvey annelerinin yeğenleri olan davalılara satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ayrıca işlem tarihinde mirasbırakanın alzheimer hastası olup hukuki işlem ehliyetinin tam bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.

Davalılar; davacıların murisin bakımıyla ilgilenmediklerini, muris ve eşiyle ilgilenmek için ...’den ...’ya taşındıklarını, temlikin bakım karşılığı yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; ehliyetsizlik ve muvazaa iddialarının ispatlanamadığı, temlikin bakım karşılığı yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; ehliyetsizlik yönünden hükme yeterli bir araştırma yapılmadığına değinilerek hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle önemine binaen öncelikle incelenmesi, Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kuruluna gönderilerek temlik tarihinde mirasbırakanın ehliyetli olup olmadığının raporla saptanması, ehliyetsizliğin saptanması halinde ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı iptal-tescil isteğinin kabul edilmesi, aksi halde diğer iddia üzerinde durularak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, murisin temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, temlikin ise mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1927 doğumlu muris ...'nın 19.08.2006 tarihinde ölümü ile geride ilk eşinden olan davacı çocuklarının kaldığı, muris ...'in çekişme konusu 14 numaralı bağımsız bölümünün 1/2 payını 21.02.2005 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle satış suretiyle eşi Yeter'e devrettiği, aynı tarihli ve 1645 yevmiye numaralı işlemle de muris ... ve eşi Yeter'in maliki oldukları 1/2'şer paylarını, intifa hakkını üzerlerinde bırakarak satış suretiyle davalılara devrettikleri anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur.

Somut olaya gelince; dinlenen davalı tanıklarının, murisin eşinin yatalak hasta olup bakıma ihtiyaçları bulunduğunu, dava konusu taşınmazın bakım karşılığı davalılara devredildiğini, murisin bakım ihtiyacı için aynı binada oturanlara da teklifte bulunduğunu, kimse çıkmayınca kendilerine bakması için davalıların köyden geldiğini ve murise ait evde birlikte yaşadıklarını, bakım borcunun yerine getirildiğini beyan ettikleri, davacı tanıklarının ise murisin rahatsızlığı olduğunu, muris ile davalılar arasında bakım sözleşmesi yapıldığını duyduklarına dair beyanda bulundukları, murisin mal kaçırmasını gerektirir somut bir olay ya da olgu ortaya konulmadığı, muris adına kayıtlı başka taşınmazlar da bulunduğu, yukarıdaki ilkeler dosya kapsamındaki tüm delillerle birlikte değerlendirildiğinde murisin mirasçılardan mal kaçırma amacının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın bakım karşılığı davalılara devredildiği sonucuna varılmaktadır.

Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Davalılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6875, K. 2026/299, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6875-e-2026-299-k-a07040c683f5