Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5797 E. 2026/4124 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5797
Karar No
2026/4124
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/857 E., 2025/1169 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/322 E., 2025/164 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı; murisi ...'in ... olduğu 1 37... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı eşine devrettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı; evlendikten sonra düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarını muris ...'e borç verdiğini, murisin ziynet eşyalarını bozdurarak küçükbaş hayvan satın alıp baktığını ve daha sonra hayvanları da sattığını, kalan para ile Bursa'da dava konusu evin arsasını satın alarak arsa üzerine evin 1. katını yaptığını, babasından, annesinden, babaannesinden kalan miras ile dava konusu taşınmazın diğer katlarını yaptığını, taşınmaz kendisinden aldığı paralar ile yapıldığından yarısını devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince murisin mal kaçırma amacı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalının anne, baba, babaannesine ait nüfus kayıtları ve tapu kayıtları, miras payının devrine ilişkin akit tablolarının getirilmesi, dava konusu taşınmaz üzerindeki katların yapım tarihlerine ilişkin abonelik kayıtlarının kurumlardan sorularak delillerin değerlendirilmesi, keşfen belirlenen dava dava değeri üzerinden harç ikmal edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar kaldırılmış, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının murislerinden geldiği belirtilen mirasın dava konusu taşınmazların yapımında kullanıldığının ispat edilemediği, davalının annesinin de temlikten sonra öldüğü, tanıkların bedelin ödendiğine ilişkini beyanı olmadığı, murisin taşınmazı satmasının gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile muris arasında husumet bulunduğu, davalının satış bedelini altınlarını satarak ve murislerinden kalan miras hisselerinin satışından gelen para ile karşıladığı iddiasının somut delillerle ispat edilemediği, mirasen gelen taşınmazların satışının arsanın alınması ve evin yapımından çok sonra gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, ancak hüküm infaza elverişli olmadığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris 1938 doğumlu ...’in 04.03.2015 tarihinde ölümü ile geride eşi davalı ... ile çocukları davacı ... ve dava dışı ...’in mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 1 37... parsel sayılı 84, 75... miktarlı bahçeli kargir ev nitelikli taşınmazın tamamı muris ... adına kayıtlı iken 04.05.1994 tarihli satış akdi ile ½ payını eşi ...’ye satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.19 74... /2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun'un 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.

Somut olayda; Mahkemelerce davalının savunmasını ispat edemediği kabul gerekçesi yapılmış ise de ispat yükünü ters çevirmek suretiyle sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, murisin dava konusu taşınmazın tamamını devredebilecekken 1/2 payını üzerine bırakarak kalan payını eşine devrettiği, muris adına kalan ½ paydan miras payının davacıya intikal edeceği, davalının da davacının annesi olup muhtemel mirasçısı olduğu gözetildiğinde, devrin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5797, K. 2026/4124, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5797-e-2026-4124-k-993b53edadba