Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5388 E. 2026/4208 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5388
Karar No
2026/4208
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 27.06.2025 SAYISI : 2025/758 E., 2025/714 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/97 E., 2024/44 K.

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı ... vekili; davacının, davalılar ile 2010 yılı başlarında tanıştığını, zamanla davalıların şirketleri arasında ticari ilişki oluştuğunu, davalıların piyasaya faiz ile para sattığını öğrendiğini, 2014 yılında senaryosunu yazdığı filmini çekmek için paraya ihtiyaç duyduğunu, davalı ...'ın senet ve teminat karşılığı faiz ile para verebileceklerini söylediğini, 50.000 Amerikan Dolarını elden dava dışı kişi vasıtasıyla teslim ettiğini, buna karşılık 75.000 Amerikan Doları senet ve davacıya ait İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 12249 parsel zemin kat 36 numaralı bağımsız bölümü 17.06.2015 tarihinde davalı ... üzerine teminat olarak devrettiğini, davacının tekrar paraya sıkışması üzerine 05.06.2015 tarihinde 18.890,00 TL ve 10.06.2015 tarihinde 58.520,00 TL borç alarak 50.000 Amerikan Doları senet verdiğini, davacının bir miktar ödemeyi bankadan davalı ... hesabına gönderdiğini, 28.07.2015 tarihinde 6.700 Euro'yu davalıya gönderdiğini, filminin vizyona girmesi ertelenince ekonomik olarak zorluk yaşamaya başladığını, davalıların borç ödenmez ise senetleri tahsile vereceklerini söylediğini, davacının borcunu ödeyemeyeceğini ve paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, davalı ...'ın davacının ... ...'ndeki evini kendi üzerine emanet vermesi halinde tekrar para vereceklerini belirttiğini, davacının bunu kabul ettiğini, ancak ...'ın parayı banka kredisi olarak çekerek davacıya vermeyi, taksitleri kendilerinin ödeyeceğini, her TL taksidini dolar veya euroya çevirerek alacak listesine eklemeyi ve sonrasında senelik %12 dolar ve euro üzerinden faiz işletmeyi teklif ettiğini, davacının bu teklifi kabul ettiğini, ... adına 325.000,00 TL kredi çekilip Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 72 parsel 4 nolu bağımsız bölümün teminat olarak ...'a 02.06.2016 tarihinde devredildiğini, kredinin taksitlerinin davalı tarafından ödenmeye başlandığını, davacının Kasım 2017 içinde ...'a ait hesaba borcuna karşılık 40.000 Amerikan Doları para yatırdığını, İstanbul'daki taşınmazın iadesi gerekirken iade edilmediğini, davalıların ekstra faiz olarak 250.000 Amerikan Doları vermesi halinde evleri iade edeceğini söylediğini, bunun üzerine davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalılar hakkında şikayette bulunduğunu, davalıların savcılık ifadelerinde evlerin teminat olduğunu ve davacının çekilen konut kredisi dışında başkaca borcu olmadığını da kabul ettiğini, ayrıca faizle para satmadıkları yönünde beyanda bulunduklarından faiz talep haklarının olmadığını, verdikleri parayı yazılı delil ile ispat etmeleri gerektiğini, davacının davalı ...'a yasal faizi ile 425.000,00 TL, ...'a da 57.410,00 TL toplam borcu bulunduğunu belirterek davacının borcunun tespitine, borcun ödenmesi için kendilerine süre verilmesine, sonrasında davalılar adına kayıtlı olan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde borcun aşan kısmının taşınmazın rayiç bedelinden düşülerek fazla kısmın davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; davalıların faizle borç vermelerinin, tefecilik yapmalarının mümkün olamayacağını, davacının şikayeti hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, tarafların tanıştıktan sonra yakın arkadaş olduklarını, davacının çeşitli tarihlerde çekmekte olduğu filmin finansmanında da kullanmak üzere davalı ...’tan borç paralar aldığını ve borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, davalıya İstanbul, ..., 12249 parsel zemin 36 olarak kayıtlı ofis nitelikte bağımsız bölümünü temlik ettiğini, davalı ...'ın davacının elektronik posta adresine 13.10.2015 günü ilettiği elektronik postada, davacının borcunun 116.340,00 USD ve 39.250,00 Euro olduğunu bildirerek kontrol etmesini istediğini, davacının gönderdiği posta ile borcun miktarını teyit ettiğini, davacının tekrar borç istemesi üzerine davacının ...’daki taşınmazının, ...’ın kardeşi ... tarafından bankadan konut kredisi kullanmak suretiyle satın alınarak kredinin doğrudan davacıya aktarılması, kredinin davacı tarafından ödenmesi, ödeyememesi halinde ise taksit ödemelerinin ödeme tarihlerindeki kur üzerinden Euro’ya çevrilerek davacının mevcut borçlarına eklenmesi hususunda mutabık kaldıklarını, buna istinaden ...'daki 72 parsel 4 numaralı bağımsız bölümün ...’a tapuda temlik edildiğini, aynı gün kullanılan konut kredisi 350.000,00 TL’nin, 228.410,00 TL'sinin davacının ... bankasındaki, 121.610,00 TL’sinin ise...bankasındaki hesabına EFT yapıldığını, davalı ...'nun davacıdan ilave aldığı borçlarını bildirmesini istemesi üzerine davacının elden 3000 Euro ve 3000 USD aldığını e-posta ile ikrar ettiğini, davacının konut kredisini ödemediğini, ödemelerin ...’ın hesabı üzerinden ... tarafından gerçekleştirildiğini, konut kredisi geri ödemesi 94.190,70 Euro toplandığında davacının toplam borcunun 119.340,00 USD ve 137.440,00 Euro olduğunu, davacının USD borcuna karşılık 40.000 USD ödeme yaptığını, kısmi ödemesi mahsup edildiğinde davacının ...’a kalan borcunun 79.340 USD ve 137.440 Euro olduğunu, davacının kabul ve ikrar ettiği bu borcun davalı ...'a ödemesi ve/veya mahkeme veznesine aynen depo etmesi veya ...'a 79.340 USD ve 43,250 Euro, ...'a 94.190 Euroyu ödemesi ya da adlarına mahkeme veznesine aynen depo etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ve yazışmalar nazara alınarak davacının, davalı tarafa aralarındaki inanç sözleşmesine konu borç miktarının ...'a 79.340,00 USD ve 43.250 Euro, ...'a 94.190,00 Euro olduğu kanaatine varıldığı, TBK m. 97'de düzenlenen "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." kuralı gereğince davacı tarafa 79.340,00 USD, 43.250 Euro ve 94.190,00 Euro 'yu depo etmesi için süre verildiği, verilen süre içerisinde bedelin mahkemenin belirlediği ... hesabına depo edildiği, tamamlama harcının yatırıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, depo edilen bedelin bankada işleyecek tüm nemaları ile birlikte ödenmesine karar verilmiş,...'nin 2024/1910 Esas, 2024/1883 Karar sayılı 26.09.2024 tarihli kararında belirtildiği üzere; meblağın davacı tarafa depo ettirilmesi suretiyle davanın kabulüne ve davanın kabulü nedeni ile davalı taraf lehine vekalet ücretine takdir edilmeyerek karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş ve yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmış, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iddia ve savunmalar ile dosyadaki bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında borç-alacak ilişkisinin bulunduğu, davalılar tarafından farklı tarihlerde davacıya borç para verildiği, HMK 199. madde uyarınca belge olarak kabul edilen ve davacı tarafından inkar edilmeyen 13.10.2015 tarihli elektronik postada davalıların, davacının 116.340 USD ve 39.250 Euro borcu olduğunu davacıya bildirdiği, davacının da 14.10.2015 tarihli elektronik postada bu tutarda borcu olduğunu kabul ettiği, yine davalılar tarafından davacının 116.340 USD ve 39.250 Euro borcu olduğuna dair davacıya gönderilen 13.06.2016 tarihli elektronik postaya, davacının elden aldığı 3.000 USD ve 3.000 Euronun ekleneceğine dair cevap verdiği, bu durumda davacının toplam 119.340 USD ve 42.250 Euro borcu bulunduğunun inkar edilmeyen elektronik yazışmalar ile ispat edildiği, davacının borcuna karşılık davalılara 40.000 USD ödediği, bu ödemenin de davalıların kabulünde olduğu, hal böyle olunca davacı tarafından yapılan kısmi ödeme düşüldükten sonra davacının davalı ...'ya 79.340 USD ve 42.250 Euro borcunun bulunduğu ayrıca davalı ... tarafından bankadan kullanılan konut kredisi tutarı olan 350.000,00 TL'nin davacı hesabına aktarıldığı, kredi ödemelerinin ise davalı ... tarafından yapıldığı, davacının dava dilekçesinde "davalı ...'nin taksitleri ödemeyi kabul ettiği ancak her TL taksidini dolar veya euroya çevirerek alacak listesine eklemeyi teklif ettiği, davacının da bunu kabul ettiğinin açıkça belirtildiği, bu hususun yukarıda belirtilen yazışmalardan da sabit olduğu, bu nedenle davacının davalılara olan borcunun, borcun verildiği tarihteki yabancı para cinsinden ödenmesi gerektiği, Mahkemece alınan ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılan 16.05.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı ... tarafından yapılan kredi ödemelerinin ve dava konusu ev için ödenen harcamaların ödeme tarihindeki euro karşılığının toplam 94.596,30 Euro olduğu anlaşıldığından, Yerel Mahkemece inanç sözleşmesi kapsamında davacının davalılara olan borcunun yabancı para cinsi üzerinden tespiti hususundaki kararının yerinde olduğu, Ancak; yukarıda da açıklandığı üzere davacının davalı ...'ya 79.340 USD ve 42.250 Euro borcu bulunduğu anlaşıldığından, davacıya 43.250 Euro depo ettirilmesi ve bu bedelin davalı ...'ya karar kesinleşince ödenmesine karar vermek suretiyle davacının fazla bedelden sorumlu tutulmasının doğru görülmediği, ayrıca davacının eldeki davayı inanç sözleşmesi uyarınca davalılara en fazla 425.000,00 TL borcu olduğunu, elden alınan borçtan dolayı da borcu kalmadığını iddia ederek açtığı, davalıların cevap dilekçesinde ise davacının kalan borcunun 79.340,00 USD ve 137.440,00 Euro olduğunu, belirtilen borcun ödenmesi ya da adlarına mahkeme veznesine aynen depo edilmesi halinde davanın kabulüne karar verilmesini savunduğu, Mahkemece davalı savunması doğrultusunda hüküm kurulduğu, TBK'nın 97. maddesinde belirtilen birlikte ifa kuralı uyarınca davacının kendi edimini yerine getirmeden davalılardan taşınmazların iadesine dair edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği kuralı dikkate alındığında, davacının gerek borçlu olduğunu iddia ettiği edimini gerekse davalıların savunmasında belirttiği edimini yerine getirmeden eldeki davayı açtığı, bu durumda davanın doğrudan reddini talep etmeyen davalıların dava açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermedikleri anlaşıldığından, davalıların HMK'nın 323. maddesinde sayılan giderlerden sorumlu olmayacağı gözetilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş;

Davalılar vekilinin 20.05.2025 tarihli dilekçesi ile; Dairelerince kurulan yeni hükümle yargılama giderleri harç ve bilirkişi incelemesi dahil diğer giderlerden davacının sorumlu tutulduğunu, davacı vekili lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiğini, davalılar lehine avukatlık ücretine ilişkin bir hüküm bulunmadığını belirterek hükme "davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 701.948,74 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesi" fıkrasının eklenmesini HMK 305/a madde uyarınca talep etmeleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.06.2025 tarihli ek kararı ile; davacı tarafından açılan davanın kabul ile sonuçlandığı, davalılar tarafından açılan bir dava ya da karşı dava bulunmadığı, Dairelerince davanın doğrudan reddini talep etmeyen davalıların dava açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermedikleri gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmadıkları, ancak bu hukuki durumun davalılar lehine vekalet ücreti takdirini gerektirmediği, nitekim Dairelerince de bu sebeplerle davalılara vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmediği, 6100 sayılı HMK'ya 7251 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile ilave edilen 305/A maddesinde belirtilen şekilde hükmün tamamlanmasını gerektirecek bir eksikliğin söz konusu olmadığı gerekçesiyle; davalılar vekilinin hükmün 6100 sayılı HMK'ya 7251 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile ilave edilen 305/A maddesi uyarınca tamamlanması talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı davacılar vekili ve 27.06.2025 tarihli ek kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Temyizen incelenen karar tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Ayrıca ek kararla vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek verilen ek kararda da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan 27.06.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5388, K. 2026/4208, T. 27.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5388-e-2026-4208-k-68fd7b9c9a0b