Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/128 E. 2026/3934 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/128
Karar No
2026/3934
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1552 E., 2024/2679 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/296 E., 2022/939 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak davacı ... vekili ile davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ... ... ile temyiz eden davacı ... vekili Av....ile temyiz eden dahili davalılar ... mirasçıları ... vd. vekili Av....geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait Büyükçekmece ... mevkii 2 14... parsel ile yine aynı mevkide bulunan 2 00... parsel sayılı taşınmazların ... Köy Derneğinin 18.02.2000 günlü ve 14 sayılı istişare görüşü uyarınca 14.05.2002 gün ve 17 sayılı ... Köyü ... Meclisi Kararı ile satışının yapıldığını, 2 00... parselin 20.05.2002 tarih ve ... yevmiye no ile ... ... adına tescil edildiğini, 2003 yılında yapılan imar uygulaması ile 2 00... parselin 2 00... parsel numarasını aldığını, satışa ilişkin 14.05.2002 tarih ve 17 sayılı ... Köyü ... Meclisi kararının .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas, 2004/1423 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini, yapılan en son imar uygulaması ile de dava konusu yerin 2 00... parsel numarasını aldığını, 2 00... parselin 05.01.2012 tarih ve ... yevmiye no ile ... adına tescilinin yapılıp halen bu kişi adına kayıtlı olduğunu, 2 14... parselin ise 06.04.2004 tarih ve 3639 yevmiye no ile ... adına tescilinin yapılıp halen bu kişi adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığını, Büyükçekmece ... mevkii 2 14... parsel ile yine aynı mevkide bulunan 2 00... parsel sayılı taşınmazların satışına ilişkin 14.05.2002 gün ve 17 sayılı ... Köyü ... Meclisi kararının .... İdare Mahkemes'nin 2003/1504 Esas, 2004/1423 Karar sayılı ve 28.10.2004 tarihli kararı ile iptaline karar verilmiş olup Yerel Mahkeme kararının kesinleştiğini, 22.03.2008 tarihli ve 26824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5747 sayılı Yasa ile de dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalleler idarelerine bağlanmış olduğundan; 2 14... parsel ve 2 00... parsel (yeni 43 parsel) sayılı taşınmazların tapusu satış öncesi hale dönüşmüş olup tapu kaydının İdare Mahkemesi kararı uyarınca eski hale getirilmesi, idari işlemin iptali hukuksal nedenine dayalı tapu kaydının düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek (fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla) öncelikle davalı ... vefat etmiş olduğundan, mirasçılarına karşı işbu davayı takip edebilmek açısından Mahkemeden Veraset İlamı alabilmek için taraflarına yetki verilmesine, ... mevkii 2 14... parsel ve 2 00... parsel (yeni 43 parsel) sayılı taşınmazların tapu kaydının İdare Mahkemesi kararı uyarınca eski hale getirilmesi, idari işlemin iptali hukuksal nedenine dayalı tapu kaydının düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın huzurdaki dava dayanağı olan.... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas, 2004/1423 Karar sayılı ilamının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu karar ve dosyanın müvekkilinin maliki olduğu taşınmazı kapsayıp-kapsamadığının belli olmadığını, kaldı ki söz konusu taşınmazın müvekkili tarafından, 14.05.200 20... sayılı ... Köyü ... Meclisi kararına istinaden alınmadığını ve söz konusu taşınmazın ilk satışının böyle bir karara istinaden yapıldığının bu dava ile öğrenildiğini, müvekkilinin uyuşmazlık konusu taşınmazı ... heyetinden değil, resmi tapu senedi ile ... isimli şahıstan 06.04.2004 tarihinde iyiniyetli malik olarak ve tapu kayıtlarına güvenerek satın aldığını, müvekkilinin iş bu taşınmazı eşine ait işyerinin yanında olması ve yabancı girmemesi için iktisap ettiğini, yani müvekkilince usule uygun işlem yapıldığını, aksini düşünmenin tapu sicil kaydının güvenirliği ilkesini ortadan kaldıracağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas ve 2004/1423 Karar sayılı ilamı gereğince tapu iptal ve tescil talebinde bulunsa da davacı Belediyenin 22.06.2010 tarihli belediye encümen kararı ile taşınmazda imar uygulaması gerçekleştirerek davalı müteveffa ...'e dava konusu taşınmazların tahsis edildiğini ve Yargıtay kararları gereğince imar şuyulandırma işlemleri idari yargıda iptal edilmedikçe yolsuz tescilden söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı davalı müteveffa ...'den 2012 yılında satın almış olmakla müvekkili aleyhinde açılan kötü niyetli davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 05.01.2012 tarihinde davalılardan müteveffa ...'den satın aldığını, davacının tapu kaydının düzeltilmesi talebine ilişkin davasına dayanak olarak gösterdiği.... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas ve 2004/1423 Karar sayılı ilamını öğrenmesinin üzerinden 10 yıl geçtiğini, dürüstlük kurallarına aykırı olarak ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiğini, müvekkilinin huzurdaki tapu iptali davasına konu taşınmazı tapu kütüğündeki tescile güvenerek iyiniyetle iktisap eden üçünçü kişi konumunda olup haksız ve hukuka aykırı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin bu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, davacı ...'nın hiçbir bedel ödemeksizin .... İdare Mahkemesinin kararına rağmen taşınmazda imar uygulaması yaparak davalı ...'e taşınmazı tahsis ettikten ve müvekilinin taşınmazı satın almasından sonra davayı açmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

... mirasçıları dahili davalılar cevap dilekçelerinde özetle; dava dilekçesi kapsamında davayı somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacıya davada hangi hukuki nedene dayanıldığının verilecek kesin süre içinde açıklattırılması gerektiğini, huzurdaki davanın müvekkilleri yönünden pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, davacı tarafın iddiasının idari işlemin geçersizliği ve yokluğu bakımından gerçeği yansıttığı ve iptal edilmiş bir idari işlem olduğu varsayılsa dahi davacı tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında iyi niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, zira davacının bu şekilde kendi (... Köyü Muhtarlığı) yapmış olduğu bir idari işlemin sakatlığı iddiası ile dava kazanma yoluna girmiş kabul edileceğini, üstelik bu idari işlemden elde ettiği bedeli de iade etmediğini, davacı tarafın bu yönüyle de iyi niyetli olmadığının açık olduğunu, müvekkillerinin mirasçısı oldukları ...'in iyi niyetli olması karşısında davacı tarafın tescil tarihinin üzerinden on dokuz yıl, idari işlemin iptal edildiği beyan edilen karar tarihinden on yedi yıl ve davacı tarafın idari işlemi yapan sıfatını haiz olduğu tarihten -... Köyü Muhtarlığının tüzel kişiliği kaldırılarak, davacı tarafın kendi (Belediye) kişiliğine geçtiği tarihten- on üç yıl bekleyerek şimdi dava açmasından davacı tarafın iddialarının iyi niyet ilkeleriyle bağdaşmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmazın 20.05.2002 tarihinde ... Köy Tüzel kişiliği adına kayıtlı iken ...'e, ... tarafından 06.04.2004 tarihinde ...'e satıldığı ve halen ... adına kayıtlı olduğu; aynı yerde 200 ada eski 1 parsel sayılı taşınmazın 20.05.2002 tarihinde ... Köy Tüzel kişiliği adına kayıtlı iken ...'e satıldığı, 2010 yılındaki imar uygulaması ile 43 parsel olarak ... adına yeniden tescil edildiği, ... tarafından 04.08.2011 tarihinde dava dışı ...'a, 05.01.2012 tarihinde de ... tarafından ...'a satıldığı ve halen ... adına kayıtlı olduğu, dava konusu bu iki taşınmaza ilişkin yapılan satış işlemlerinin iptali için .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas sayılı dosyasında açılan davada davanın kabulü ile satış işlemlerinin iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kesinleşen karar karşısında davalıların edinimi yolsuz olduğundan davacı tarafından eski hale iade istemli tapu iptal ve tescil davası açıldığı görülmüş ise de dava konusu taşınmazları satın alan ... ve ... ...'in taşınmazları satın alırken tapu kayıtlarında herhangi bir şerh bulunmadığı ve dinlenen tanık beyanları ile taşınmazların ilk satışını gerçekleştiren ... ile davalılar ... ve ... ...'in daha önceden tanışıklığı olmadığı, emlakçı vasıtasıyla alındığı, taşınmazların durumuna ilişkin davalıların bilgi sahibi olmadıkları ve taşınmaz bedellerinin ödenmiş olduğu anlaşılmış olup bu haliyle davalılar ... ve ... ... iyi niyetli kabul edileceklerinden ve TMK'nın 1023. maddesi gereği tescil yolsuz olsa dahi iyiniyetli 3. kişilerin kazanımı korunacağından bu davalılara karşı açılan davanın reddine, diğer davalılar ... mirasçıları aleyhine açılan dava yönünden ise tapu iptal ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılacağından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile davanın açıldığı, davaya konu edilen taşınmazların Köy Tüzel Kişiliğinden idari işlemle satın alındığı, söz konusu idari işlemin kesinleşen .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas ve 2004/1423 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, tapuda tescil işleminin hukuki sebebinin idari işlem olduğu, idari işlemin iptali ile hukuki sebebin ortadan kalktığı açık olup işlemin yolsuz tescil haline geldiği, ancak bu halde dahi TMK'nın 1023. maddesi kapsamında taşınmazı sonradan edinen bakımından tapuya güven ilkesi gereği iyi niyetli iktisap eden olup-olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, 2 14... parsel bakımından; taşınmazın idari işlemle davalı ... tarafından satın alındıktan sonra 06.04.2004 tarihinde davalı ... tarafından satın alındığı, satın alınmasından sonra 06.05.2004 tarihinde idari işlemin iptaline yönelik şerhin konulduğu, dinlenen tanık beyanlarından davaya konu edilen taşınmazın satış işleminin ihtilaflı olduğu hususunu davalı ...'in ... ya da bilebilecek kişilerden olabileceğinin ve danışıklı işlem yapıldığının, iddia eden davacı tarafından yöntemince ispat edilemediği açık olup Mahkemece davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, yine davalı ... bakımından davacının bedel talebinin olmaması ve davanın açıldığı tarihte taşınmazlarda malik kaydı olmaması sebebiyle pasif husumetten reddedilmesi yerinde olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddedilmesi gerektiği, davaya konu edilen 2 00... parsel bakımından; taşınmazın idari işlemle davalı ... tarafından satın alınmasından sonra dava dışı ...'a satıldığı, ondan 05.01.2012 tarihinde davalı ... ... tarafından satın alındığı ve taşınmazın idari işlemin iptaline yönelik açılan dava sebebiyle yürütmenin durdurulmasına dair alınan kararın beyanlar hanesinde 06.04.2004 tarihinde konulan şerhin hem ... hem ... ...'e satış tarihinde bulunduğu nazara alındığında basit bir araştırma ile taşınmazın üzerinde yer alan şerh, beyan ya da bir takım takyidatların olup-olmadığının tespit edilebileceği, keza 2004 yılından itibaren taşınmazda imar uygulaması yapılmasına karşın şerhin bulunduğu, davalı ... ile ara malik dava dışı ...'ın emlakçı olması sebebiyle bu durumu ... kişilerden olduğu, davalı ... ... tarafından satın alınma tarihinde de bu şerhin devam etmesi sebebiyle TMK'nın 1023. maddesi kapsamında davalı ...'un iyi niyetle iktisap eden 3. kişi olduğundan bahsedilemeyeceğinden Mahkemece bu davalı bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile sonuca ulaşılması doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerektiği, davalı ...'in istinaf başvurusunun incelenmesinde; davaya konu iki farklı taşınmazın bulunduğu ve son kayıt maliklerinin farklı olmasına göre her bir taşınmaz ve kayıt maliki ve ret sebepleri dikkate alınarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirme yapılması yerinde olmadığından istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle; davanın kısmen kabulü ile 2 00... parsel taşınmazda davalı ... adına tapunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, davanın davalı ... bakımından reddine, davanın 2 14... parsel bakımından davalılar ... mirasçıları bakımından pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 2 14... parsel sayılı, arsa vasıflı taşınmazın 14.08.1992 tarihinde ... Köyü Muhtarlığı adına imar uygulaması ile tescil edildiği, ondan 20.05.2002 tarihinde satış yolu ile davalı ...'e devredildiği, ondan da 06.04.2004 tarihli satış işlemi ile davalı ...'e temlik edildiği, .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması kararına istinaden 06.05.2004 tarihinde beyan şerhinin bulunduğu, aynı yer 2 00... parsel taşınmazın ise; evveliyatının 2 00... parsel olduğu, 14.08.1992 tarihli imar uygulaması işlemi ile ... Köyü Tüzel Kişiliği adına kayıtlı iken 20.05.2002 tarihinde ...'e devredildiği, ... adına kayıtlı iken yapılan imar uygulaması ile 2 00... parsel numarasını aldığı, daha sonra yapılan ifrazen kamulaştırma işlemi ile de 2 00... parsele gittiği, bu taşınmazın ... tarafından 04.08.2011 tarihli satış işlemi ile dava dışı ...'a devredildiği, ondan da 05.01.2012 tarihinde satış yolu ile davalı ...'a temlik edildiği, .... İdare Mahkemesinin 2003/1504 Esas sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması kararına istinaden 06.05.2004 tarihinde beyan şerhinin bulunduğu, .... İdare Mahkemesi'nin 2003/1504 E- 2004/1423 K sayılı dosyasında; ... ... ve... isimli şahıslar tarafından ... Köyü Muhtarlığı aleyhine davaya konu taşınmazlara ilişkin ... Köy ... Meclisince tesis olunan taşınmazın satışına dair işlemin iptali isteminde bulunulduğu, yapılan satış işleminin yasaya uygun şekilde yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın derecattan geçerek 02.09.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İyiniyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023. maddesi; “Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkânsız olan kişinin iktisabı korunur.

Öte yandan, aynı Kanun'un “İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1024. maddesi ise; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu ... veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükmünü içermektedir. TMK’nın 1023. maddesi iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken; aynı ilkeyi tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile de iyi niyetli olmayan üçüncü kişilerin kazanımına değer verilemeyeceği vurgulanmıştır.

Nitekim bu doğrultuda, 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen kötü niyet iddiasının Mahkemece re'sen nazara alınabileceği ilkesi 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsenerek kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve Mahkemece re'sen nazara alınacağı kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.

Öte yandan; 16.05.2025 tarihli ve 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da bazı fiili karinelerden yararlanılarak üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispat edilebileceği, örneğin üçüncü kişinin yapacağı küçük bir araştırmayla taşınmazın gerçek sahibini öğrenmesinin mümkün olduğu, malın kısa sürelerde el değiştirdiği veya düşük bedelle el değiştirdiği iddia ve ispat edilerek iyiniyetle ayni hak iktisap ettiğini iddia eden üçüncü (bazen dördüncü, beşinci) kişinin iyiniyet iddiasının çürütülebileceği belirtilmiştir.

Anılan kararlardan da anlaşılacağı üzere; tapudan ayni hak iktisap eden üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı ve satışın kötü niyete dayandığının hangi hâllerde bilinmesi gerektiği araştırılırken kesin bir ölçü koymak mümkün değil ise de genel bazı kriterlerle önemli özel durumların araştırılması gerekir. Genel kriter olarak, davalının dayandığı tescilin kötüniyetli olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal görünüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Önemle belirtilmelidir ki, durumun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. Buna göre makul bir insanın göstereceği özenle herkesçe bilinebilecek bir gerçeği görmeyen ve tedbirli bir insanın şüphelenebileceği bir durumu dikkate almayarak ihmalkâr davranan kişi iyi niyetli sayılamaz. Yargıtay kararlarında değinilip benimsendiği üzere, taşınmazın çok kısa bir süre içinde ve oldukça düşük bir bedelle el değiştirmesi işlemlerinin kuşkulu hareket olarak değerlendirilmesi ve davalı yönünden şüphe doğuran bir durum olarak ele alınması gerekmektedir. (YHGK’nın 24.05.2022 tarih, 2019/1-425 Esas, 2022/729 Karar sayılı kararı) Hemen belirtmek gerekir ki; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ...'un çekişme konusu 43 parsel sayılı taşınmazı ediniminde iyiniyetli olmadığı, taşınmaz üzerindeki şerhin varlığına rağmen satış işleminin gerçekleştirildiği, taşınmaza ilişkin verilen İdare Mahkemesinin iptal kararını ... veya bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu saptanmak suretiyle adı geçen davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davalı ...'in de muvazaalı işlemlerin tarafı olduğu gözetilerek hesaplanan yargılama giderlerinden ... mirasçılarının sorumlu tutulmalarında da bir isabetsizlik yoktur. Taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ne var ki somut olayda; dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmazı iktisap eden davalı ... yönünden yapılan değerlendirmenin doğru olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.

Şöyle ki; davalı ... tarafından cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, adı geçen davalının çekişmeli taşınmazın yakınında iş yeri bulunan bir taşınmazının olduğu, dolayısıyla dava konusu edilen durumlardan haberdar olduğu veya olması gerektiği, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve ediniminde iyi niyetli olduğunu savunmuş ise de taşınmaz için ne kadar bedel ödediğini belirtmediği gibi, bu ödemeyi nasıl yaptığı hususunda da bir açıklamada bulunmadığı ve herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği, bu kapsamda TMK'nın 1023. Maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır. Hal böyle olunca; davalı ... adına kayıtlı 2 14... parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.

Taraf vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden taraf vekilleri için 40.000,00'er TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/128, K. 2026/3934, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-128-e-2026-3934-k-143e2b9c4fe9