Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/2381 E. 2026/3955 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2381
- Karar No
- 2026/3955
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/10 E., 2025/201 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2024 tarihli ve 2024/291 Esas, 2024/540 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.01.2025 tarihli ve 2025/10 Esas, 2025/201 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı (sanık ... lehine), sanık ... müdafii, sanık ... müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanunun 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, iştirak iradesi bulunmadığına ilişkindir. 2.Sanık ... ve müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, iştirak iradesi bulunmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, bozma nedeni saklı kalmak kaydıyla vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanıklar tarafından iştirak halinde "fail" ve "yardım eden" sıfatıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Oluşa ve dosya kapsamına göre, maktulün ölümüne sebep olan atışın sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, müşterek fail olarak eyleme katıldığına ilişkin delil bulunmayan sanık ...'ın suça yardım boyutunu aşacak ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kuracak şekilde katkısının bulunmadığı, bununla birlikte suçun işlenmesi öncesinde, sırasında ve sonrasında yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırdığı ve faile manevi destek sağladığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesine göre eyleme yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği gözetilmeden, iştirakin derecesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 37. maddesi kapsamında fail olarak hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A.Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.01.2025 tarihli ve 2025/10 Esas, 2025/201 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B.Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle sanık ... müdafinin temyiz istemi iştirakin derecesi yönünden yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.01.2025 tarihli ve 2025/10 Esas, 2025/201 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık ... müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bergama Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y ... ...'ın kasten öldürüldüğü olayda sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet kararı olay yerinde bulunan tanık ...'in beyanlarına itibar edilerek verilmiştir, tanık ...'in beyanları dışında müsnet suçu işlediklerine dair hiçbir delil bulunmamaktadır. Tanık ...'in dosyadaki beyanları her ne kadar karara esas alınmış ise de bu beyanlar dosya kapsamı, deliller ve hayatın olağan akışı ile uyuşmadığından itibar edilemez. Şöyle ki; 1-Olay mahalli çiftlik evinin bahçe kapısının bulunduğu karanlık alandır, olay sırasında orada olmayan ancak olaydan sonra ..., ... ve ...'ın geldikleri çiftlik evinin odasında çiftlik sahibi... tarafından kilitli tutulan ve bu üç kişinin kendi aralarında ve... ile aralarında geçen konuşmaları işiten tanık... kolluk, savcılık ve mahkeme beyanlarının herbirinde açıkça olaydan sonra çiftliğe gelen...'nin bekçi olan ...'e maktulü kimin vurduğunu sorduğunu ve ...'in de " Ben vurdum" dediğini kendisinin bunu duyduğunu söylemiş ve tanık... ilk beyanın da ...'in bu beyanına inanmak istemediğini de sözlerine eklemiştir. (Tanık...'nın bu beyanları tanık ... tarafından da mahkemede doğrulanmıştır.) 2-Tanık... aşamalardaki tüm beyanlarında çiftliğe gelip olayı öğrenmesine rağmen bekçi ...'den çobanı kimin vurduğunu sormadığını söylemesine rağmen (Bu tavır hayatın olağan oluşuna uygun değildir, kendi çiftliğinde öldürülen çobanını kimin vurduğunu patron olan...'nin merak edip
çiftliğin bekçisinden sormaması beklenemez.) tanık ..., ...'nin bu beyanlarını yalanlamış, aşamalarda öldürme fiilini ...'ın işlediğini söylemiş ancak tanık...'nın (Çiftlikte ...'in...'ye bekçiyi ben öldürdüm şeklindeki senin sözlerini...'nın duyduğuna yönelik) beyanları okunup mahkemece olay gecesi... sana bekçiyi kim öldürdü diye sordu mu denildiğinde "Evet sordu, ve...'ye bekçiyi ben vurdum demiş de olabilirim ancak sanık ... suçu üstleneceksin diye beni tehdit ettiği için böyle söyledim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gelinen nokta şudur; Olay yerinde ... çoban ..., sanıklar ... ve ... ile tanık ... vardır. Olay yeri karanlık olup bu kişiler dışında olayın oluşunun nasıl olduğunu gören olmadığı gibi mahkemeyi sübuta götürecek başkaca delilde yoktur. ... tüfekle öldürülmüş diğer üç kişi çiftliğe birlikte dönmüşler, bekçi ... patronu... çiftliğe olaydan kısa süre sonra gelincede bekçiyi kendisinin vurduğunu söylemiş bu beyanı çiftlik evinin bir odasına kapısı... tarafından kilitlenerek odada alıkonulan tanık... tarafından duyulmuştur. (...'nın aşamalarda hiç değişmeyen beyanları ve tanık ...'in mahkemedeki ifadeleri ile bu husus sabittir.) Bu dosyada çözülmesi gereken sorun maktulün kim tarafından vurulduğunun tespiti hususudur. Tanık... ile tanık ... arasında husumet yoktur zira... ilk ifadesinde ...'in ... ... ...'ı kendisinin vurduğuna dair anlattıklarını duyduğunu söyleyerek ...'in söylediklerine inanmak istemediğini de resmi mercilere ifade etmiş, ...'de bu beyanlara karşı hiçbir aşamada... yalan söylüyor aramızda husumet vardır dememiştir.
Yerel mahkeme sanıkların mahkûmiyetlerine karar verirken tanık ... beyanı ile sanıkların dosyadaki delilleri gizlemelerini de aleyhlerine mahkûmiyet delili olarak kabul etmiştir. Mahkemece aleyhe delil saylan hususlar şunlardır; a) Olay yeri kamera kayıtlarının sanıklarca silinmesi mahkemeye göre sanıkların maktulü öldürdüklerine dair sübuta götüren aleyhe delillerden biridir, oysa ki dosyada silinmiş kamera kaydı yoktur, tüm kamera kayıtları mevcuttur, olay yerinden sökülüp götürülen ve bu nedenle ulaşılamayan bir kayıt cihazı da söz konusu değildir, tüm görüntüler hem Yerel mahkeme hem de Yargıtay da heyetimiz tarafından izlenmiştir. b) Sanıklar ... ve ... ve ... olay sonrası birlikte çiftlik evine geldikten bir süre sonra çiftlik sahibi...'de gelmiş, sonra da (Bu husus aleyhe delil sayılamaz) hepsi oradan ayrılmışlar, sanıklar çiftlikten ayrılırken olayda kullanılan...'nin çiftliğine ait, tüfeği götürmeleri de sanıkların suçu işlediklerinin diğer bir delili olarak mahkemece kabul edilmiştir.
-Sanık ... olaydan sonra bir süre kaçmış sonradan teslim olmuştur; sanık ... ise olay sonrası kısa sürede yakalanmış olup ... ilk beyanlarında (... sonradan ifade değiştirecektir.) ... ise aşamalarda değişmeyen tüm beyanlarında olay öncesi kendileri çiftliğin bahçe kapısının önünde beklerken önce çobanın el lambası ile karanlık olan çiftliğin dış kapısının olduğu olay yerine geldiğini ardından elinde tüfekle tanık ...'in geldiğini, ...'in olay yerinde kendilerincede anlaşılamayan bir nedenle bekçiye tüfekle ateş ederek öldürdüğünü bunun üzerine kendilerinin ...'e müdahale ederek elindeki tüfeği ...'in elinden aldıklarını söylemişlerdir, ... soruşturma aşamasında "... gözümün önünde bekçiyi vurdu, ben gördüm" şeklindeki beyanını mahkeme aşamasında "... bekçiyi vurdu" şeklinde değiştirmiş, ifade değiştirmesinin gerekçesinide ... beni tehdit ettiği için ondan korkarak ... vurdu demiştim diye savunmuştur.
Yargıtay heyetince müzakere salonunda izlenen kamera kayıtlarına göre çiftlik evinde hem evdeki salonu hem de bahçeyi gören iki kamera olup gece sanıklar motosikletle çiftliğe gelene kadar ...'in iki katlı evin ikinci katında salonda oturarak tek başına çiftliği gözetlediği, sanıklar gelince bahçede bulunan tek katlı çoban evinden çıkan maktulün ...'i uyarıp gelenler olduğunu söylemesi üzerine ...'in kimin geldiğini görmeden çiftlik kapısına doğru pompalı tüfekle karanlığa iki kez ateş ettiği, sonrasında bekçinin kulübesinden çıkarak el lambası ile çiftliğin giriş kapısına yürüyerek gittiği çiftlik kapısına geldiğinin el lambasının ışığı ile anlaşıldığı, maktulün gitmesinden yaklaşık 30 sn sonra da ...'in elinde uzun dipcikli tüfek olduğu halde evdenaynı yere doğru yürüdüğü görülmektedir, bundan sonrasını, maktulün vurulma anını gösterir hiçbir görüntü yoktur, zira olay yeri karanlıktır. Tanık ... aşamalardaki tüm ifadelerinde olay yerine giderken kendisinde bulunan tüfeği olay yerine gelince çobana verdiğini bu sırada sanıkların çobana saldırarak tüfeği alan ...'ın doğrudan çobana sıktığını söylemektedir.
Dosyadaki kamera kaydına göre olayda kullanılan tüfek kısa dipçikli bir tüfek olmayıp ancak iki elle kullanılabilen uzun bir tüfektir. Çobanın bir elinde olay yerindeki tek ışık kaynağı olan el lambası vardır, (Olay gece saat 24.00 sularında gerçekleşmiştir.) ... dediği gibi tüfeğini çobana verdi ise çobanın bir elinde lamba olduğu için tüfek çobanın diğer elinde kalır ve bu haliyle tek elle 100–120 cm uzunluğundaki tüfeğin çoban tarafından kullanılabilmesi fiilen imkansızdır, bu nedenle ...'in evdeyken iki kez ateş ettiği kişilerin yanına gelince tüfeği çobana vermesi hem olayın oluşuna hem mantığa aykırıdır, zira gece vakti hırsızların geldiği endişesi ile karanlıkta ateş ettiği görülen ...'in bir elinde el lambası tuttuğu için fiilen tek elle tüfeği kullanamayacak maktule tüfeği vermesi hiçbir makul gerekçe ile izah edilemez, bizce de kabul edilen husus ...'in gece karanlıkta el lambası ile olay yerine gelen ve ortamı aydınlatan maktulün yanına geldiği ancak tüfeği maktule vermeyip kendisinde kaldığı hususudur. Her ne kadar ...'in ifadesi hayatın olağan akışına tanık...'nın beyanına uymasa da elindeki tüfeği çobana verdiği ve sanıkların bu tüfeği çobandan alıp onu öldürdükleri Yerel mahkemece kabul edilmiştir ancak ...'in çobanı niçin vurduğu tarafımızcada anlaşılamamaktadır. ...'in nöbet tuttuğu çiftlik evinde olaydan sonra yapılan aramalarda üç adet uyuşturucu madde kullanmak için oluşturulan düzenek, farklı türlerde uyuşturucu haplar, hassas terazi bulunmaktadır. ...'in uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı rapora bağlanmamış ise de evde bulunan düzenekler dikkate alındığında ...'in kullandığı uyuşturucu madde etkisinde kaldığı ve bu nedenle olay yerine getirdiği tüfekle husumeti olmayan çobanı vurduğu, bunun üzerine kendisine saldıran sanıklarca tüfeğin kendisinden alınarak birlikte çiftlik evine geldikleri; bu süreçte sanıkların ...'i de dövdükleri sabittir.
Sanıklar ... ve ...’ın çiftlik kapısının iç tarafında öldürülen bekçiyi kendileri öldürmüş olsalar ...'i alıp çiftlik evine gelmek ve çiftliğin sahibi...'yi tanıdıkları ve daha önce geldikleri çiftlikte olduğunu bildikleri kameraya görüntü vermek bir tarafa karanlıkta bahçe kapısı dışında duran motosikletlerine binerek kaçmaları gerekirken tam tersine çiftlik evine gelip içerde kilitli olan...'yı kurtarmak için kapısının kilidin kırmaları çiftlik sahibi...'ye telefon edip çiftliğe çağırmaları hayatın olağan akışına uymamaktadır. Tüm bu açıklamalarımız doğrultusunda sanıklar ... ve ...'ın maktulün ölümünden sorumlu olmalarına neden olabilecek tanık ...'in hayatın olağan akışına uygun olmayan beyanı dışında delil olmadığı gibi dosyada tarafsız tek tanık olan...'nın hiç değişmeyen ve ... tarafından dahi doğrulanan beyanı, hayatın olağan akışına uygun oluş dikkate alınarak bu iki sanığın bekçiyi öldürdüklerine dair soyut iddiayı aşmayan kabul ile cezalandırılmaları yerine müsnet suçlardan
delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine ve tahliyelerine, hakkında kamu davası açılmayan tanık ... hakkında maktulü kasten öldürmek suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile Yerel mahkemenin sanıklar hakkında mahkumiyet kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim.