Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/15803 E. 2026/8873 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/15803
- Karar No
- 2026/8873
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3384 E., 2025/2074 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, kamu malına zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin; ''Hırsızlık suçunda kullanılan araç içerisindeki bereden alınan biyolojik svabın sanığa ait DNA profili ile uyumlu olduğunun tespit edildiğine, dosyada yer alan tüm araştırmalara göre sanığın söz konusu fiili işlediğinin sabit olduğuna, sanığın cezalandırılması için yeterli delil mevcut olduğuna, sanık hakkında verilen beraat kararının bozularak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince sanığa zorunlu müdafii atanmış ise de, müdafiinin huzurunda iddianame ve ekleri okunarak, tüm yasal hakları yeniden hatırlatılarak esas hakkında savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2- Kabule göre de; Polislerin olay yerine gelmesi üzerine şahısların 16... plaka sayılı araç ile kaçmaya başladıkları, yapılan kovalamaca sırasında aracın başka bir araca çarparak durduğu ve 14.04.2016 tarihli Yakalama Tutanağına göre, araçtan toplam beş kişinin inerek kaçmaya başladığı, yaya olarak yapılan kovalamaca sonrasında da haklarında mahkûmiyet kararları verilen ..., ... ve ...'in yakalandığı, diğer iki şahsın ise yakalanamadığı, 16... plaka sayılı araç içerisinde ele geçirilen bere üzerinden alınan biyolojik svabın sanığa ait DNA profili ile uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın olay tarihi itibarıyla tespit olunan tüm cep telefonu numaralarına ilişkin olarak suç tarihi ile bir gün öncesi ve bir gün sonrasını kapsar şekilde aranan, arayan numaralar ile baz istasyonlarını gösterir ayrıntılı HTS kayıtlarının ilgili GSM operatöründen temin edilerek ve sanığa ait cep telefonlarının suç anında olay mahallinden sinyal verip vermediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.