Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3795 E. 2026/10291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3795
Karar No
2026/10291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3430 E., 2023/3161 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2023/3430 Esas, 2023/3161 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından haklarındaki hırsızlık suçları ile sanık ... hakkındaki mala zarar verme suçu yönünden sanık ...'in temyizi üzerine yapılan ön incelemede gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ın temyiz isteminin, suçu işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık ...'in temyiz isteminin, suçu işlemediğine, suçsuzluk karinesinin göz önünden bulundurulmasına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin,18.03.2019 tarihli ve 2017/233 Esas, 2019/215 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2019/1728 Esas, 2019/2923 Karar sayılı kararı ile “Olayda suça konu akülerin, kilit altında olduğu ve bu kilitler kırılarak devre dışı bırakılmak suretiyle akülerin bulunduğu yerden alınmak suretiyle hırsızlık olayının gerçekleştirilmiş olması ve ayrıca olayda akülerin kilit altında olmadıkları kabul edilse dahi araçta bulunan ve kilit altına alınan demir malzemelerin de bulundukları yerin kilidinin kırılması sonucu bu aküler ile birlikte alınması nedeniyle sanıkların fiilinin bir bütün halinde TCK'nun 142/2-h madde ve fıkrasında belirtilen herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu hususu gözetilmeksizin karar verilmesi nedeniyle CMK'nun 280/1-e maddesi gereği hükümlerin BOZULMASINA" karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı da gözetilerek yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2019/1728 Esas, 2019/2923 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Büyükçemece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2023 tarihli ve 2020/59 Esas, 2023/1095 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/3795, K. 2026/10291, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-3795-e-2026-10291-k-8f278b73ee1a