İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/685 E. 2024/515 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/685
Karar No
2024/515
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2018/685 Esas KARAR NO:2024/515 DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/10/2017 BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS, ...0 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/01/2018 KARAR TARİHİ:19/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ:26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili şirketin, dava dışı ... İnş. Ve Tic. A.Ş.'den maliki bulunduğu ...-... no'da yer alan iş yerini "..." adıyla çocuklara hizmet veren bir işletme amacıyla kiraladığını, müvekkili şirketin kiralamış olduğu iş yerinin çocuklara hizmet veren bir yer amacıyla işletilmesi amacıyla mimari projenin yapılması hususunda davalı ile 23/06/2015 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, anılan sözleşme uyarınca, davalının, davacının işleteceği "..." ile yine aynı AVM içeresinde faaliyet gösterecek başka bir işletmenin mimari projesini sözleşmeye uygun şekilde yapacak, müvekkilinin ise sözleşmede yapılması taahhüt edilen işlerin karşılığı olarak 1.875.000,00-TL'yi davalıya ödeyeceğini, müvekkili şirketin, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile üstlendiği edimi sözleşmede belirtilen tarihler doğrultusunda yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, aykırılığa karşı müvekkilince defalarca yazışmalar yapıldığını, ayıpların düzeltilmesinin talep edildiğini fakat davalının kendi hatalarından kaynaklanan ayıpları düzeltmediğini, müvekkili şirketin davalı ile sonradan çıkan ve gizli ayıp olarak nitelendirilecek ayıpları düzeltmesi yönünde yaptığı taleplerin yanıtsız kalması üzerine müvekkili şirketin ....Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak ... D.iş sayılı dosyası ile ayıplı işlerin tespitinin yapılmasını talep ettiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafından yapılan işlerin neredeyse tamamının hatalı olduğunun tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin işletmekte olduğu çocuk klubünün ilk amacının çocukların güvenliğini sağlamak olduğu halde, davalı mimarın yaptığı bütün işlerin çocukların güvenliğini ve sağlığını olumsuz yönde etkileyecek işler olması nedeniyle müvekkili şirketin açıldığı tarihten itibaren işletmede meydana gelen ve tamamıyla mimarın hatalı işleri nedeniyle doğmuş olan aksaklık ve kazalar nedeniyle iş yapamaz hale geldiğini ve işletmeyi kapatmak zorunda kaldığını, kaldı ki, keşif sırasında inşaat mühendisi bilirkişisi ...'ın düşerek yaralandığını ve halen tedavi sürecinde olduğunu, ayrıca davalının, müvekkili şirket yetkililerinin bilgisizliğinden yararlanarak malzeme seçiminde hem dünyanın dengesine hem ülke ekonomisine zarar veren elektronik malzemeler kullanmış hem de müvekkili şirketin çok yüksek rakamlarda faturalar ödemesine neden olduğunu, TBK md.477/f.1 uyarınca da eserin teslim alınması ve usulüne göre gözden geçirilmesi sırasında görünen ayıpların açık, görünmeyenlerin ise gizli olduğunu, davalının, müvekkili şirketten kasten gizlediği ya da ifanın tam olarak yerine getirilmemesi durumunda, usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilmeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceğini, sonradan ortaya çıkan ayıpların yüklenicinin yani davalının sorumluluğunda olduğunu beyanla ıslah hakkı ve ileriye yönelik tüm alacak ve tazmin hakları saklı kalması kaydıyla davacının akdin ifa edileceğine olan inancıyla uğradığı her türlü müspet ve munzam zarardan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından, davalı nam ve hesabına yapılan tüm masrafları, ayrıca davalı yüzünden yaşanan iş kaybı nedeniyle uğranan zararlardan ve davalının akde aykırı davranışları neticesinde şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tazminine, davacının ticari itibar kaybı, müşterileri nezdinde yaşadığı prestij kaybı nedeniyle uğranılan her türlü manevi zarar ve bu zarara davacının akde aykırı davranışları sebep olması neticesinde 10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tazminine, yargılama masrafları, değişik iş tespit giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davacı vekili 28/02/2019 havale tarihli dilekçesi ile; asıl davadaki davacının 10.000,00-TL'lik tazminat talebini oluşturan alacak kalemlerinin, -Mimari hatadan dolayı elektrik faturalarının fahiş halde gelmesi sonucu ileride yapılacak araştırma sonucu arttırmak üzere şimdilik 2.000,00-TL, -Şömine yapımında iç kısımda plastik kablo bırakıldığı için yangın çıktığını, tesisin tehlikeye girdiğini, şöminenin müvekkili tarafından yeniden yapıldığını, ıslah hakkı saklı kalmak şartıyla şimdilik 2.000,00-TL, -Tesisin tamamında yer zemin kaplamasında kullanılan epoksi malzemenin kabarması, çocukların hizmetine sunulan tesiste çocukların kabaran epoksi parçalarına takılıp düşmesi, parke çıtalarının yeniden çıkması ve yine çocukların takılıp düşmesi, çocuklar için inşa edilen tesis içerisinde yer alan yüzme havuzunda ısıtıcı sistemi yapılmaması, çocukların zor durumda kalması nedeniyle müvekkilinin iş kaybı, yoksun kalınan kar nedeniyle 6.000,00-TL olduğunu belirtmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında 23/06/2015 tarihli sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme ile müvekkilinin, sözleşmenin 2.maddesinde belirtildiği üzere yüklenici sıfatıyla davalının ...de bulunan işletmesinin sözleşmenin EK-1'de belirtilen işlerinin yapımını üstlendiğini, sözleşmenin EK-1'de yer alan iş listesinde müvekkilinin yüklenici olarak davalıya yapmış olduğu işlerin ayrıntılı olarak belirtilmiş durumda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşme konusu işin bedelinin söz konusu sözleşmenin 3. Maddesinde KDV hariç 1.875.000,00-TL olarak belirlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesinde ise işbu sözleşme bedelinin ne kadarının hangi tarihte ödeneceğinin belirlendiğini, yine aynı maddede ödemenin geciktiği her gün için günlük ödeme tutarının %0,2'si kadar gecikme faizi uygulanacağını, davalının sözleşme konusu bedelin 400.000,00-TL civarındaki miktarını ödemediğini, bu bedelin defalarca şifahi olarak talep edilmesi ve son olarak ...Noterliğinin 30/06/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edilmesi üzerine söz konusu sözleşmeden kaynaklı bakiye bedeli ödememek için kötü niyetli olarak yapılan işlerin ayıplı olduğu iddiasında bulunduğunu, oysa ki sözleşme konusu işin müvekkili tarafından yapılıp teslim edilmesinin 2 seneyi aşmış durumda olduğunu, müvekkili tarafından bakiye sözleşme bedelinin talep edilmesi üzerine davalı tarafça müvekkili aleyhine ....Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas Sayılı dosyası ile ayıp iddasıyla tazminat davası açıldığını, söz konusu dosyaya görev itirazında bulunduklarını, görev itirazlarının kabulü halinde işbu dosyanın belirtilen dava ile birleştirilmesinin usul ekonomisi açısından uygun olacağını, tarafların ticari defter ve belgeleri, cari hesapları, ödeme kayıtları ve tüm bilgi ve belgeler incelenip sözleşme konusu bedel ile davalının ödediği miktarların kıyaslandığında müvekkiline ödenmeyen miktarın net olarak tespit edilebileceğini beyanla fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak, alacaklarını belirli hale getirmek kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL'nin sözleşmede belirtilen kesin vade tarihinden itibaren ticari avans faizi ve sözleşmede belirtildiği şekilde gecikilen her gün için %0,2 gecikme faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; dava konusu iş, ticari iş mahiyetinde olup tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğundan dolayı Mahkemenin görevsiz olduğunu Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, kabul anlamına gelmemek şartıyla müvekkiline herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığından hak düşürücü süreler geçtiği gibi çekince ileri sürülmeksizin müvekkili tarafından yapılan işin kabul edildiğini ve aradan 2 seneyi aşkın süre geçtikten sonra işbu davanın ikame edildiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla karşılıklı edimleri havi bir sözleşmede ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının herhangi bir talepte bulunma hakkı olmadığından dolayı da davanın reddedildiğini, taraf teşkili sağlanmadan ve objektif esaslardan uzak, yanlı olarak hazırlandığını ve taraflarınca da itiraz edilmiş delil tespiti raporu hükme esas alınamayacağını, davacının tek taraflı olarak yaptırmış olduğu, objektiflikten ve bilimsellikten uzak, sözleşmede taraflarına ait olmayan işleri bile taraflarına aitmiş gibi delil tespiti raporuna taraflarınca da itiraz edildiğini, söz konusu itirazlarına atıf yapmakla yetindiklerini ve delil tespiti dosyasına sunulan itiraz dilekçelerinin bir suretini ekte Mahkemenin bilgilerine sunduklarını, davacının taraf teşkili sağlanmadan, gerçeğe aykırı olarak tazmin edildiğini ve itiraza uğramış rapora dayanmakta olduğunu, esasında dava dilekçesinde dayandığı müspet ve menfi zararlarına ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin sunamadığını beyanla öncelikle görev itirazlarının değerlendirilerek davanın görev açısından reddine, davanın esasına girilmeksizin hak düşürücü süreler yönünden davanın reddine, hak düşürücü süre bakımından ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde neticede haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığını, taraflardan birinin yüklenici, diğer tarafın da iş veren olduğunu, taraflardan birinin tacir sıfatına sahip olmadığı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın kısmi olarak açılmışsa da belirlenebilir alacaklara ilişkin kısmı dava açılamayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ilişkin bedelin davacı yana nakden ödendiğini, ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava devam ederken sözleşme tarihinden çok sonra 08/12/2017 tarihinde 875.000,00-TL bedelli bir faturanın tanzim edilerek e-posta aracılığıyla davalı müvekkile ulaştığını, gelen bu faturaya sanki davalı tarafça tebliğ alınmış gibi noter aracılığı ile itiraz edildiğini, davacı tarafından teslim edilen işlerin sözleşmeye aykırı şekilde gizli ayıplı olarak teslim edilmesi nedeniyle davalı şirket ile faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldığını buna karşılık davalı şirket sözleşmeden doğan edimlerini tam/eksiksiz ifa ettiğini beyanla ıslah hakları ve ileriye yönelik tüm alacak ve tazmin hakları saklı kalması kaydıyla işbu davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilerek İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne gönderilmesine, belirlenebilir/belirli bir alacak hakkında kısmi dava (kısmen) açılamayacağı için davanın usulden reddine, haksız davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/06/2018 tarih, ...sayılı ilamı ile; ''1-Dava konusu, davacı şirketin davalı mimar-tacir tarafından verilen mimari proje çiziminde yapılan ayıplı hizmet nedeniyle, davacının oluşan zararının tazmimine ilşikin işbu davada, tarafların tacir olup, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi sebebiyle davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 6102 Sayılı TTK'nun 4. ve 5.maddeleri gereğince tacir olan taraflar arasındaki davaların, TTK'nun 4. ve 5. maddeleri gereğince Ticaret Mahkemelerinin görev alanında kaldığı anlaşılmakla, dava dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c bendi ve HMK'nın 115/2. mad. göre dava şartı eksikliği nedeni ile dava dilekçesinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,...'' karar verilerek dosyanın Mahkememize gönderildiği ve Mahkememizin 2018/685 Esas sayılı sırasına kaydedilmiştir. ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2018 tarih, ...sayılı ilamı ile; ''1-Dosyamızın İstanbul 6 Atm ye ait 2018/685 E sayılı dosya ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,...'' dair karar verilerek dosyanın Mahkememizin 2018/685 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve bu esas üzerinden yargılamaya devam edildiği tespit edilmiştir. ....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosya aslı celp edilerek dosyamız arasına alınmış, davacı şirketin İTO kaydı çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davalının nüfus kayıt örneği UYAP üzerinden çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davalı hakkında esnaf-tacir araştırması yapılmış, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır. .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... talimat dosyasında 15/04/2019 tarihinde dinlenilen davacı tanığı ...; "Benim taraflarla herhangi bir akrabalığım yoktur, ben davacı ... Şirketine ait "..." isimli çocuk klubünde 8 Ekim 2016 ile 8 Ekim 2017 yılları arasında müdür olarak görev yaptım, tesisin kapatılış sebebi yaşanılan teknik problemler yüzünden tesisin işletilememesidir, ben işe başladığımda çocuk klubünde teknik olarak sorunlar vardı, kuruma 14.000,00-TL Elektrik faturası geldiğinde neden bu kadar fazla geldiğini düşünerek araştırmaya başladım, elektrik faturası çok fazla gelmesine rağmen ısınma ile ilgili problemler yaşamaktaydık, bu ısıtma problemi ile ilgili olarak bir firmayı tesisa çağırdık, yaptıkları araştırmalar sonucunda havanlandırmaların monte edilmesi ile ilgili yanlış uygulamar yapıldığını tarafımıza bildirdiler, havalandırmaları yapan firmaya başvurarak düzeltilmesini isteyebileceğimizi söylediler, daha sonrasında havuz tarafı çok soğuk olduğu için bu ekibi tekrar çağırdık ve bize havuz tarafına hiç bir ısıtmanın takılmadığını söylediler, daha sonrasında ise zeminde kabarmalar meydana geldiği için ve burası bir çocuk kulübü olduğu için çocuklar sürekli bu kabaran yerlere takılıp düşmekteydi, Ekim ayında yağmur yağdığı zamanlarda eğim kulübe doğru yapıldığından yağmur suları olduğu gibi kulübün içerisine doldu, bahçe pimapenlerinin izolasyonları hiç yapılmamış olduğundan ben Avm yönetiminden ricada bulundum ve akabinde bu izolasyonları onlar yaptılar, şöminenin içerisinde kablo bırakılması sebebiyle tesiste çocuklar var iken yangın çıktı ve bu yangını ben ile tesis teknik sorumlusu birlikte söndürdük, bu yaşananlar bizim iş kaybımıza neden oldu, ben davalı ... bey ile defalarca görüşmeler yaptım, hatta bir keresinde kendisine "Ya ... bu tesisi neden böyle yaptın ? hem dünya kadar para almışsın hemde işler eksik yapılmış. " dedim, kendisine bana gülerek "... çok parası var. Hemde paraya ihtiyacım vardı." dedi. Kendisi şaka yaptığını düşünmekteydi ancak bu yaşananlar çok ciddi problemlerdi, Kendisi bana tamam mimarları yollayacağım, dedi. Mimarlar bunun üzerine bizimle görüşmeye geldiler. Isıtma problemi ile ilgili düzeltmenin yapılabilmesi için ekstra masraf çıkacağını bildirdiler, Yapmaları gereken işi eksik ve hatalı yapmalarına rağmen yeniden masraf talep etmeleri üzerine anlaşmazlık çıktı. ... Turizm şirketide eksik ve hatalı yapılan bu işler için davalı adına bu davayı açmıştır. Davalının eksik ve hatalı işlemleri sebebiyle iş kaybımız olmuştur, biz bu hatalı ve eksik işlemler için dava açmadan önce tespit yaptırdık ve bilirkişi raporu aldırdık, tespit sırasında inşaat bilirkişisi kötü olan zemin sebebiyle düşüp kolunu kırdı, tüm uğraşlarımıza rağmen davalı iyi niyetli olmamış, eksik ve hataları işlemlerin tamamlanması için herhangi bir girişimde bulunmamıştır, davacı açmış olduğu davasında haklıdır, çünkü davalı sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğundan davacıyı, tesis çalışanlarını ve tesis kullananlarını zarara uğratmıştır" şeklinde, ... 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasında 21/05/2019 tarihinde dinlenilen davacı tanığı...; ''ben 2017 yılının Şubat ayında davacı şirkette çalışmaya başladım. 2017 yılının eylül ayına kadar danışma görevlisi olarak görev yaptım. Görev yaptığım sürece çocuk külubü olarak işletilen yerde özellikle havuzda büyük sıkıntılar vardı. Havuzun çıkışındaki boşluk fazla olduğu için buraya çocuklar takılıp düştüler. Havuzun suyunun ısınmasında sorunlar yaşandı. Ve havuzun su sızdırdığı ortaya çıktı. Ayrıca karo parkeler hemen çoğu çıkmış ve oynar durumdaydı. Çocuklar sürekli bu karolara takıldılar ve düştüler. Hatta bir tanesinin parmağı tırnak bölümünden kırıldı. ...'ı tespit yapılırken tanıdım. O da tespit sırasında havuz bölümünde takılıp düştü. Ve kolunu kırdı. Diğer mimari olarak giriş bölümünün kaygan olmasından kaynaklı çok düşen çocuk oldu. Parkelerin odalardaki bölümlerinde yine hep kalkmalar mevcuttu.'' şeklinde, aynı tarihli duruşmada dinlenilen diğer davacı tanığı ...; ''06/04/2017 tarihinde .... Sulh Hukuk mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasında bilirkişi olarak heyet halinde keşfe gitmiştik. Keşif yeri de Bilkentte yer alan ... Çocuk Kulübü idi. Tespit konusu ise karşı tarafça orada yapılmış olan eksik ve ayıplı işlerin tespiti idi. Gerekli tespitleri yapmak üzere olay yerinde iken düz devam etmesi gereken koridorda 8 cm lik yapılmaması gereken bir kot farkı mevcut olduğunu sendeleyerek düştüğümde gördüm. Zaten bilirkişi olarak eksik ve kusurları tespit ediyordum. Ayrıca parkelerin tamamen kalkmış olduğunu,yani epoksilerin ve parkelerin tamamen yerinden oynamış olduğunu tespit ettik ve toplam 15 madde halinde raporda yazılan eksik ve ayıpları not ettik. Benim düşme neticesi kolum kırıld. Dört saatlik bir ameliyata maruz kaldım. 47 gün fiziğe gittim. X-ray dan geçişim yasaklanmıştır. Birçok çocuğun oradan düştüğünü öğrendim. Tamamen inşaat hatasıdır. Havuzun su kaçırdığını vs bütün eksikleri raporumuzda belirtmiştik. 33 yıllık meslek hayatımda çok inşaat gördüm ancak bu imalaat yerinde bu şekilde farkedilmesi güç tamamen hatalı yapımdan kaynaklı kot farkında düştüm. Ve çok ağır yaralandım'' şeklinde, aynı tarihli duruşmada dinlenilen diğer davacı tanığı ... ise; ''Ben kameraman olarak çalışıyorum.Kızımı ... çocuk kulübüne yazdırdım. 2016/2017 kış sezonunda götürdüm. 2 3 kez kızım bu kulübe gidebildi. Havuz olmasına rağmen tam olarak ısıtılmadığını, ve etrafta ufo yakıldığını gördük. Yine de tam bir ısınma sağlanamadığı için kızım üşüttü ve hastalandı. Davacı firma bizden imalatın iyi yapılmadığı ve hatalı ve kusurlu imalatlar nedeniyle yeterli hizmet sunamadığı için bizden özür diledi. Kızım hastalanınca bir daha bu çocuk kulübüne gitmedik. Zaten havalandırma iyi olmadığı için cam ve pencereleri açıyorlardı. Bu da soğuk ve sağlıksız bir ortam yaratıyordu. Açıkladığım gibi biz kızımız nedeniyle bu kulübü tanıdık ve müşterisi idik'' şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Mahkememizin 20/02/2020 tarihli duruşmasında dinlenilen davacı tanığı ...; "ben 2012 yılı mart ayından beri davalı ...'nin mimarlık şirketinde satın alma ve finans müdürü olarak çalışıyorum, dava konusu sözleşme ... da bir AVM de yapılacak " Çocuk Klubünün " iç dekorasyonu işi için yapıldı, sözleşme kapsamında proje oluşturulmadan önce davacı şirketin sahibi olan şu an ismini hatırlamadığım kişi ile hazırlanacak projenin detayları konuşuldu bende satın alma sorumlusu olduğum için bu sürece bizzat dahil oldum, oluşturulan proje davacının da istekleri de gözönünde bulundurularak hazırlandı ve saha imalatına geçildi, projeye konu işler eksiksiz şekilde tamamlanıp davacıya teslim edildi, teslim yapıldıktan sonra davacı işletmeyi faaliyete geçirdi, tam olarak hatırlayamamakla birlikte yaklaşık 6 ay kadar bir süre sonra bir takım işlerin yanlış yapıldığı yönünde davacının çalıştığım mimarlık firmasına geri dönüş yaptığını hatırlıyorum ancak neyle ilgili olduğunu hatırlamıyorum, ben işin teslimi sırasında ... da hazır bulunmadım, ancak iş yapılırken gidip geldim, işin eksiksiz kusursuz teslim edildiğini biliyorum, ben aynı zamanda şirketin finans müdürüyüm davacı taraf yukarıda bahsettiğim iddia ettiği yanlışlıkla ilgili geri dönüş yapmadan önce sözleşmede kararlaştırılan ödenmesi ile ilgili taraflar arasında problemler çıkmıştı davacı tarafından ödemeler geciktirilmişti, Davacı birleşen davalı vekili söz alarak; biz davacı şirket hakkında birleşen davayı açtıktan sonra davalı yan aralık 2017 yılında bize fatura gönderdi tanığın finans müdürü olması nedeniyle bununla ilgili bilgisi olup olmadığının sorulmasını, proje teslim edilirken geçici yada kesin kabul tutanağı tutulup tutulmadığı sorulsun istiyorum dedi. Tanık beyanında devamla; taraflar arasında ödenmeyen bakiye bedelle ilgili pürüzler çıktı, davacı yan teslim edilen işte eksiklikler ve ayıplar olduğunu söylemeye başladı ve eksik ücreti ödemedi bunun üzerine muhasebe biriminden ödenmeyen tutara ilişkin fatura kesilip karşı tarafa tebliğ edildi, ben geçici yada kesin kabul tutanağı tanzim edilip edilmediğini bilmiyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 23/03/2023 tarihli duruşmasının (1) numaralı ara kararı ile; "...ASIL ve BİRLEŞEN DAVADA, tarafların iddia ve savunmaları, delil tespiti dosyası ile delil tespit dosyasına ... tarafından yapılan gönderilen itiraz dilekçesi, dinlenen tanık beyanları, Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin 28/12/2019 tarihli dilekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARIN ön inceleme duruşmalarında tespit edilen uyuşmazlıkların halli için tarafların 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde ... bilirkişi incelemesi yaptırılmasına" dair karar verilmiş ve işbu doğrultuda SMMM bilirkişisi ... , Elektrik Mühendisi bilirkişisi..., inşaat yüksek mühendisi bilirkişisi Doç. Dr. ... ve borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisi Prof.Dr... tarafından tanzim edilen 08/09/2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda özetle; -KONUNUN HUKUKİ İNCELENMESİ KAPSAMINDA ayıbın bir de gizli olması gerekmekte ve ayrıca işsahibinin, muayene ve ihbar külfetlerini zamanında yerine getirmiş olması gerektiği, Eser, iş sahibine teslim edildikten sonra, işlerin olağan işlerliğinin imkân verdiği bir zamanda, işsahibi tarafından muayene edilerek, ayıplı oldukları, müteahhide bildirilmesi gerektiği(TBK m. 474/1), ne var ki söz konusu “mecburiyet” iş sahibine yüklenen gerçek bir borç olmayıp, ancak TBK m.475 hükmünden yararlanabilmek için yani tekeffüle dayanan hakların doğması için, yerine getirilmesi gereken bir şart olduğu, eserin durumunu muayene etmek ve ayıpları müteahhide bildirmek, iş sahibinden bir borç gibi talep edilemeyip, kendi haklarının yine kendisince kullanılabilirliğine imkân sağlayan bir külfet olduğu, -KÜLFET ZAMANINDA YERİNE GETİRİLMEZ İSE menfi bir zarar doğar, yani kazanılması gereken bir unsurun kaybedileceği, bir hakkın kazanılmasında külfetin rolü, bir hakkın kazanılması, bazı defalar kanunun gereği olarak, alacak bir fiil veya işlemi yaptıktan sonra, yani bir külfeti yerine getirdikten sonra kazanılabilir şeyde meydana getirilen ayıptan, yüklenicinin sorumlu olması için, alıcının, malın ayıbını satıcıya ihbar etmesi gerektiği, bu ona yüklenen külfet olduğu, alıcı, ayıbın ihbarı külfetini yerine getirmezse, malın ayıplı olmasından dolayı, kendi lehine bir hak doğmayacağı, malın ayıpsız bir diğeri ile değiştirilmesi veya malın bedava tamiri veya malın iadesi ve bedelinin geri alınması veya bedelde tenkis olanakları uygulanamayacağı, ancak TBK m. 478 hükmü uyarınca: “Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar”. Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde, iş sahibi TBK m.475 hükmünde yazılı olan haklarını talep edeceği, işsahibinin, eser sözleşmesinde meydana gelen ayıptan yüklenicinin sorumluluğunun olması hâlinde, kanundan doğan hakkını kullanabilmesi için, eserde bir ayıbın tespiti ve ayıbın işsahibinin kusurundan kaynaklanmamış olması (TBK m. 476) ve işsahibinin eseri avıplı olarak kabul etmemiş (TBK477) olması gerektiği, -ELEKTRİK İMALATLARI YÖNÜNDEN TESPİT EDİLEN EKSİKLİKLER 0-5 yaş arası havuz hol, bay soyunma odaları ve bayan soyunma odaları kısımlarında ısıtma sisteminin elektrik kablolarının olmadığının tespit edildiği, söz konusu elektrik kablolarının davalı şirket tarafından tesis edilmesi gerektiği, davacı şirketin, iddialarını somutlaştırmadığından kabloların bedelinin hesaplanamadığı, Davalı şirketin, Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelikte gereği prizlerin koruma kapaklı tipte olması gerektiği, Onun için davalı şirketin, prizlerin tümünü koruma kapaklı hale getirmesi gerektiği, davacı şirketin, iddialarını somutlaştırmadığından koruma kapaklı prizlerin bedelinin hesaplanamadığı, -İNŞAAT İMALATLARI YÖNÜNDEN TESPİT EDİLEN EKSİKLİKLER Dava dosyası üzerinden yapılan incelemede yüklenici ... tarafından yapılmış olan imalatlar ile ilgili sorunların yazışmalarla yükleniciye bildirildiği bunlardan bir kısmının düzeltildiği bir kısım eksik ve kusurların da düzeltilmediği için mahkeme tarafından görevlendirilmiş bilirkişi marifetiyle yerinde tespit yapıldığı, inşaat işleri ile ilgili hususların yüklenici ...'ın sorumluluğunda olan yapım işleri olduğundan ve teslim tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde bizzat yapım sorumluluğu devam ettiğinden telafi edilmesi gereken eksik ve kusurlar olarak değerlendirildiği, zira tasarımı ve yapımı ... tarafından gerçekleştirilmiş olan imalatlar kullanım amacı değiştirilmeden hizmet vermeye başlandığında ortaya çıkan eksik ve kusurların telafi edilmesi yapım sorumluluğunu üstlenmiş olan yüklenicinin mükellefiyetinde olduğu, davacı şirket tarafından, söz konusu bilirkişi heyetince yerinde yapılan tespitteki eksik ve kusurlar bir metraj ile sayısallaştırılarak somutlaştırılmadığından söz konusu eksik ve kusurların bedelinin hesaplanamadığı, -MALİ İNCELEME SONUÇLARI Davacı yan incelemeye gelmediği, ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, bununla birlikte davacı yanın ... firması olduğu anlaşılmakla, ticari defterlerinin gerektiğinde talimat yolu ile incelenmesi hususu mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı yanın aşağıda noter tasdik bilgileri belirtilen 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterleri incelemeye tabi tutulduğu, incelenen davalı şirkete ait 2015-2016-2017-2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu görüldüğü, Davalı-karşı davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, ticari ilişki süresinde davacı karşı davalı yana toplamda KDV dahil 2.212.500,00-TL (1.875.000,00 TL sözleşme bedeli + KDV) fatura keşide ettiği, karşılığında da 1.830.000,00-TL tahsilat yaptığı, bu anlamda 17.07.2018 dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı yandan 382.500,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, Tüm bu tespit ve değerlendirmeler ışığında, Asıl davada, davacı yan taleplerinin ispata muhtaç olduğu, zira iş sahibinin eseri ayıplı olarak kabul etmemiş (TBK m. 477) olması gerektiği, Karşı davada, davalı-karşı davacı yan kendi ticari defter kayıtlarına göre alacaklı olmakla birlikte, hukuki değerlendirmeler ışığında, kendi defter kayıtlarında görünen 382.500,00-TL'yi davacı-karşı davalıdan talep etme hakkının bulunup bulunmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizin 21/12/2023 tarihli duruşmasının (1) numaralı ara kararı ile; "Tarafların bilirkişi heyeti raporuna yönelik beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi ve beyan ve itirazlarını karşılayacak mahiyette ek rapor tanzimi için dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdiine" dair karar verilmiş ve işbu doğrultuda SMMM bilirkişisi ..., Elektrik Mühendisi bilirkişisi Adnan Urgancı, inşaat yüksek mühendisi bilirkişisi Doç. Dr. ... ve borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisi Prof.Dr.... tarafından tanzim edilen 29/04/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; -Kök raporlarında değişiklik gerektiren bir durum olmadığından kök raporlarındaki görüş ve kanaatlerini muhafaza ettikleri görüş ve kanaati bildirilmiştir. Asıl davada davalı-Birleşen davada davacı vekili 23/07/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; 82.500,00-TL'lik kısım için 15.09.2015 tarihinden itibaren avans faizi ve sözleşmede belirtildiği üzere ayrıca günlük % 0,2 gecikme faiziyle, 300.000,00 TL'lik kısım içinse 31.12.2015 tarihinden itibaren itibaren avans faizi ve sözleşmede belirtildiği üzere ayrıca günlük %0,2 gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, eser sözleşmesine dayalı tazminat davasıdır. Birleşen dava, alacak davasıdır. Asıl davada, HMK'nun 137.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davalının taraflar arasındaki eser sözleşmesi ile yüklendiği işi ayıplı olarak ifa edip etmediği, ayıp mevcut ise niteliğinin ne olduğu, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, davacının davalıdan ayıplı ifa nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Birleşen davada, HMK'nun 137.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; taraflar arasında mevcut Eser sözleşmesi uyarınca edimini yerine getiren davacının sözleşme gereği bakiye ücretini tahsili işlemi ile açılan davada alacağının olup olmadığı, alacağı var ise alacağının varlığı ve miktarı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Medeni Yasa'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Medeni Yasa'nın bu hükmü 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası'nın 190. maddesi 1. fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" denilmiştir. Bu bağlamda kural olarak davanın taraflarından her biri iddiasını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İddia, savunma, tanık beyanları, D.iş dosyası, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; eldeki davada davacı taraf, kendilerinin, dava dışı ... İnş. Ve Tic. A.Ş.'den maliki bulunduğu ... no'da yer alan iş yerini "..." adıyla çocuklara hizmet veren bir işletme amacıyla kiraladığını, kendilerinin kiralamış olduğu iş yerinin çocuklara hizmet veren bir yer amacıyla işletilmesi amacıyla mimari projenin yapılması hususunda davalı ile 23/06/2015 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, anılan sözleşme uyarınca, davalının, davacının işleteceği "..." ile yine aynı AVM içeresinde faaliyet gösterecek başka bir işletmenin mimari projesini sözleşmeye uygun şekilde yapacak, kendilerinin ise sözleşmede yapılması taahhüt edilen işlerin karşılığı olarak 1.875.000,00-TL'yi davalıya ödeyeceğini, kendilerinin, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile üstlendiği edimi sözleşmede belirtilen tarihler doğrultusunda yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, aykırılığa karşı kendilerince defalarca yazışmalar yapıldığını, ayıpların düzeltilmesinin talep edildiğini fakat davalının kendi hatalarından kaynaklanan ayıpları düzeltmediğini, kendilerinin davalı ile sonradan çıkan ve gizli ayıp olarak nitelendirilecek ayıpları düzeltmesi yönünde yaptığı taleplerin yanıtsız kalması üzerine kendilerinin ....Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak ... D.iş sayılı dosyası ile ayıplı işlerin tespitinin yapılmasını talep ettiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafından yapılan işlerin neredeyse tamamının hatalı olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davalının, kendi şirket yetkililerinin bilgisizliğinden yararlanarak malzeme seçiminde zarar veren elektronik malzemeler kullanmış hem de kendilerinin çok yüksek rakamlarda faturalar ödemesine neden olduğunu, sonradan ortaya çıkan ayıpların yüklenicinin yani davalının sorumluluğunda olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise, kendilerine herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığından hak düşürücü süreler geçtiği gibi çekince ileri sürülmeksizin kendileri tarafından yapılan işin kabul edildiğini ve aradan 2 seneyi aşkın süre geçtikten sonra işbu davanın ikame edildiğini, karşılıklı edimleri havi bir sözleşmede ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının herhangi bir talepte bulunma hakkı olmadığını, taraf teşkili sağlanmadan ve objektif esaslardan uzak, yanlı olarak hazırlandığını ve taraflarınca da itiraz edilmiş delil tespiti raporu hükme esas alınamayacağını, davacının tek taraflı olarak yaptırmış olduğu, objektiflikten ve bilimsellikten uzak, sözleşmede taraflarına ait olmayan işleri bile taraflarına aitmiş gibi delil tespiti raporuna taraflarınca da itiraz edildiğini, asıl davada davacının dava dilekçesinde dayandığı müspet ve menfi zararlarına ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin sunamadığını, birleşen davada ise, asıl davadaki davacı şirketin sözleşme gereğince ödemesi gereken bedelin 400.000,00-TL'sini ödediği bakiye bedelini ödemediğini, bu nedenle kendisinin sözleşme gereğince üstlendiği edimi yerine getirmesine karşın bakiye bedelin taraflarına ödenmediğini iddia etmiştir. Taraflar arasında 23/06/2015 tarihli eser sözleşmesi kurulduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf ise, az yukarıda detaylı olarak belirtilmiştir. Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında müteahhidin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesidir. Eser sözleşmesinin kurulması ile birlikte müteahhit eseri imal ve teslim etme borcu altına girmektedir. Teslim, tamamlanmış olan eserin sözleşmenin ifası amacıyla verilmesidir. İş sahibi yalnızca eserin ilam edilmesini talep hakkına sahip değildir. Sözleşmede kararlaştırıldığı gibi eseri zamanında ve ayıpsız olarak teslimini talep hakkına sahiptir. İş sahibi eseri teslimde gecikirse iş sahibi borçlu temerrütü hükümlerine başvurabilir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumanundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirilir. Ayıplı olan her eserde sözleşmeye göre bulunması gereken bir nitelik eksiktir. Bu nedenle ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Sözleşme konusu eserin bütün özellikleri sözleşme ile kararlaştırılmış olmasa dahi yüklenici kullanmaya elverişli ve normal bir eserin değeri kalitesinde taşıyan bir eser teslim etmekle yükümlüdür. Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Görüldüğü üzere, muayene ve ihbar külfetini yerine getirmeyen iş sahibi eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenicinin ayıptan dolayı sorumluluğu ortadan kalkar. Yukarıdaki açıklamalar, delil tespiti dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporları, davacı vekilinin 28/02/2019 tarihli dilekçesi, duruşma zabıtları ile TMK md.6 ve HMK md.190 hükümleri nazara alınarak, asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenicinin üstlendiği edimi başka bir deyişle yapmış olduğu eseri ayıplı olarak ifa ettiği, bununla birlikte işsahibinin TBK md.475 hükmünde yazılı olan haklarını talep edebilmesi için eseri ayıplı olarak kabul etmemiş olması gerektiği, olayımızda ise işsahibinin eseri ayıplı olarak kabul etmiş olduğu kanaatine varıldığı, yine davacı vekilinin 28/02/2019 havale tarihli dilekçesi ile talep ettiği alacak kalemlerinin ispata muhtaç olduğu asıl davada davacının ise bu alacak kalemlerinin ispatlayamadığı kanaatine varıldığından asıl davada davacının maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise, davalı işsahibinin eseri ayıplı olarak kabul etmiş olduğu, sözleşme bedeli yönünden ise Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacının, davalıdan 382.500,00-TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığından Mahkememizce birleşen davanın 23/07/2024 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen miktar yönünden kabulüne; 382.500,00-TL'nin, 50.000,00-TL'sine dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren, 332.500,00-TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / ASIL DAVADA; 1-Maddi tazminat davasının REDDİNE, 2-Manevi tazminat davasının REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 341,55-TL harçtan mahsubu ile bakiye 86,05-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Maddi tazminat davası yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Manevi tazminat davası yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, BİRLEŞEN DAVADA; 1-Davanın 23/07/2024 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen miktar yönünden KABULÜNE; 382.500,00-TL'nin, 50.000,00-TL'sine dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren, 332.500,00-TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 26.128,57-TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 853,88-TL harcın ve 5.678,30-TL ıslah harcının toplamı 6.532,18-TL' ni mahsubu ile bakiye 19.596,39‬-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 59.375,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 853,88-TL peşin harç, 5.678,30-TL ıslah harcı, 5.600,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.168,08-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avanslarından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine, Dair, tarafların yokluklarında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/09/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/685, K. 2024/515, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-685-e-2024-515-k-a2068e8094e0