İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/95 E. 2026/376 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/95
- Karar No
- 2026/376
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/95 Esas
KARAR NO : 2026/376
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 28/01/2026
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı dernek arasında, davalı dernek üyelerinin İzmir'den Ayvalık/Balıkesir bölgesine taşınması konusunda bir anlaşma yapıldığını, Müvekkil şirket, bu taşıma anlaşması uyarınca 35L0604 plakalı aracını ve ... isimli personelini şoför olarak davalı derneği kiralamış ve tahsis ettiğini, Söz konusu taşıma hizmeti karşılığında müvekkil şirket tarafından 07.05.2025 tarihli ve 10.000,00-TL tutarlı fatura düzenlendiğini ve ilgili bedel davalı dernek tarafından müvekkil şirkete ödendiğini, Taraflar arasında taşıma anlaşması uyarınca 04.05.2025 tarihinde gerçekleştirilen sefer sırasında, Ayvalık Cunda mevkiinde Balıkesir Valiliği İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerde; araçta bulunan yolcuların bir tur organizasyonu kapsamında orada oldukları, ancak organizasyonun 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu’na uygun bir acenta belgesi (TÜRSAB) olmaksızın yapıldığı tespit edilmiş ve idari yaptırım karar tutanağı tanzim edildiğini, Yapılan denetim sırasında şoför ve aracın müvekkil şirkete ait olması sebebiyle müvekkil şirkete, 1618 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca 35.416,00 TL idari para cezası uygulandığını, Müvekkil şirket, her ne kadar idari para cezasının muhatabı olmasa da davalı derneğin hak kaybına uğramaması adına ilgili cezaya ilişkin sulh ceza hakimliğine itirazda bulunduğunu, Ancak Ayvalık Sulh Ceza Hakimliğinin 18.09.2025 tarih ve ... D. İş Sayılı kararı ile idari para cezasına yönelik itirazın kesin olarak reddine karar verildiğini, Yukarıda açıkladığımız tüm sebeplerle; somut olayda turu organize eden, tura katılacak kişileri belirleyen ve bu kişilerden hizmet karşılığında bir para alındıysa bunu alan taraf davalı dernek olduğunu, Müvekkili şirket, davalı dernek ile yaptığı anlaşma uyarınca derneğin organize ettiği tur için araç ve şoför tahsis etmiş ve taraflar sadece taşıma işine ilişkin bir anlaşma yaptıklarını, Ek olarak sunduğu fatura bedeli ve müvekkili şirketin söz konusu iş için dernekten aldığı bedelin yaklaşık üç katı kadar idari para cezası ödemek durumunda kalmış olması da açıkça bu hususu ispat ettiğini, Dava konusu olayda davalı derneğin kendi ihmal ve kusurundan kaynaklanan bu bedelin müvekkil üzerinde kalması hukuka ve hakkaniyete aykırı olup davalı derneğin sorumluluğunda olan idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte rücuen tahsilini Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesinde özetle; derneğin 04.05.2025 tarihinde üyelerine yönelik bir kültür ve tanışma gezisi yapmak amacıyla davacı şirket yetkilisi ... Bey ile irtibata geçildiği, yapılan görüşmelerde gezi güzergahının Ayvalık bölgesi, Küçükköy, Cunda Adası, Şeytan Sofrası ve Aşıklar Şelalesi olarak belirlendiğini ve hizmet karşılığında 22.000-TL bedel üzerinden mutabık kalındığını, söz konusu bedel, gezinin yapıldığı gün davacıya nakden ödendiğini, davacı yan sorumluluktan kaçmak gayesi ile davalı derneğin "turu düzenleyen tarafın" olduğunu, kendisinin ise "sadece taşımacılık hizmeti " verildiğini iddia ettiğini, bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, davacı şirketin "....Şti" olup bizzat "Turizm ve Seyahat " alanında faaliyet gösteren profesyonel bir tacir olduğunu, TTK madde 18/2 uyarınca, her tacir işlerinde " basiretli bir iş adamı " gibi hareket etmek zorunda olduğunu, davalı derneğin kara macı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, davacıdan alınan hizmetin bir personel servisi değil belirli belirtilen durakları içeren bir gezi organizasyonu taşımacılığı olduğunu, dolayısıyla davacının taahhüt ettiği hizmeti eksik ve ayıplı ifa ettiğini, müvekkili derneğin üyelerini mağdur ettiğini, kendi belgesi eksik olduğu için kesilen cezayı müvekkili derneğe yansıtma çabası TBK'nın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı şirketin 22.000,00-TL nakit ödeme alasına rağmen yalnızca 10.000-TL tutarında fatura kesildiğini, bu durumun davacının ticari kayıtlarının usulsüz olduğunu ve gerçek bedeli gizleyerek vergi mevzuatına aykırı hareket ettiğini, Karayolu Taşıma mevzuatı ve Seyahat Acentaları Kanunu uyarınca taşıma yapan aracın belgelerinin (D2, TURSAB, Yol İzin Belgesi, vb.) tam olması işletenin davacı şirketin sorumluğunda olduğunu, hizmet alan bir derneğin, kiraladığı aracın yasal belgelerinin olup olmadığı denetleme yükümlülüğünün bulunmadığını bu profesyonel hizmet sunan davacının asil borcu olduğunu ve izah edilen nedenlere davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine, kendi yasal yükümlülüklerini (TURSAB belgesi) yerine getirmeyen davacının kusurlu hizmeti nedeniyle derneğinden herhangi bir bulunmayacağının tespitine, tüm yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
İzmir Arabuluculuk Bürosu ... numaralı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ayvalık Kaymakamlığı İl Kültür Turizm Müdürlüğünün 07.05.2025 tarihli İdari Yaptırım Karar Tutanağı, Ceza Ödeme Dekontu, 07.05.2025 tarihli ve ... numaralı Fatura, UETDS Yolcu Listesi ve Sefer Bilgileri,Bilirkişi incelemesi, tanık ve ikamesi caiz her türlü yasal delil mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, TÜRSAB işletme belgesi olmadan turizm ve seyahat acenteliği yaptığı ve taşımacılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle davacı taşıyıcıya kesilen idari para cezasının, aradaki yolcu taşıma sözleşmesine dayalı olarak davalı taşıtandan rücuen tazmin ve tahsili istemine ilişkindir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, asliye ticaret mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye ticaret mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Somut olayda, davalı İzmir Balkan Boşnak Kültürü Dostluk Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Mesleki yahut ticari bir amaçla hareket etmediği, Balkan Boşnak kültürüne destek ve üyeleri arasında yardımlaşma ve dayanışmayı geliştirmek ve sürdürmek gayesiyle hareket ettiği, gezi faaliyetinin bu kapsamda düzenlendiği, davacı taşıyıcı ile aralarında kurulan yolcu taşıma sözleşmesinin bu maksatla kurulduğu anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve toplanan delillere göre, her ne kadar davacı tarafça mahkememize dava açılmış ise de; taraflar arasında yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu, sözleşme konusu aracın kullanım amacının ticari olduğu, davacının tüzel kişi tacir olduğu ancak davalının tüketici olduğu, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(l) maddesinde “tüketici işlemi” sayılan işlemlerin kapsamı genişletilmiş, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem”in, tüketici işlemi olarak kabul edildiği, aynı maddenin (k) bendi ise “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”nin tüketici olarak kabul edildiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği, buna göre; görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan taşıma ilişkisi kurulmuş olup, davalının tüzel kişi tüketici olduğu, bu nedenlerle uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle 6100 Sayılı HMK. 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize veya bulunan yer asliye hukuk (ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/04/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı