İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/80 E. 2026/274 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/80
- Karar No
- 2026/274
- Karar Tarihi
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/80 Esas KARAR NO : 2026/274
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... ...... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... ... DAVA : İtirazın İptali ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/01/2026 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/04/2026
Mahkememize açılan İtirazın İptali ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı/borçluya vermiş olduğu hizmet neticesinde 02.04.2024 düzenleme tarihli, ... belge numaralı 62.500,00 TL tutarındaki serbest meslek makbuzunu düzenlediğini ve davalı/borçluya gönderildiğini, müvekkili tarafından defalarca ücretin ödenmesi talep edilmişse de davalı/borçlu şirketin, hizmeti eksiksiz almış olmasına rağmen ücret ödemesini yapmadığını, bunun üzerine, taraflarınca ... 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2025/12532 E. sayılı dosyası üzerinden davalı/borçlu aleyhine genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini ancak davalınin, borca ve yetkiye haksız şekilde itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalının itirazının soyut, dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu, öyle ki; davalı/borçlu şirketin yetkilisi tarafından ödeme emrinin tebliğ edilmesi üzerine müvekkili ile iletişime geçildiğini ve borçlu olduklarını kabul ettiğini, davalı/borçlunun yetkiye itirazının mesnetsiz olduğunu, itirazın iptaline müteakip takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, alacağı doğuran makbuzun, tek başına adi yazılı delil niteliğinde, hizmet ilişkisinin ve alacağın varlığını kanıtlayan belge olduğunu, davalı borcunun varlığını inkâr edemediğini, davalının itirazının amacı yalnızca müvekkilinin alacağına ulaşmasını engellemek ve kötü niyetli kazanım sağladığını, tüm bu nedenlerle, İK m. 67 uyarınca itirazın iptalini, takibin devamını ve davalının kötü niyetli itirazı sebebiyle %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın icra takibini ve işbu davayı kendi yerleşim yeri olan ...'da açtığını, ancak şirketin adresinin Nevşehir/Merkez olduğunu, HMK m. 6 gereğince genel yetkili mahkemenin, davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davacı yanın, para borcunun götürülecek borç olması nedeniyle alacaklının bulunduğu yerin yetkili olduğunu iddia etse de, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı ve hizmetin ifa edilip edilmediği hususunun çekişmeli olduğunu, davacı tarafın, 02.04.2024 tarihli serbest meslek makbuzuna dayanarak hizmet verdiğini ve alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, hizmet ilişkisinin varlığı ve ifasının ispatlanamadığını, davacının, tek taraflı olarak düzenlediği serbest meslek makbuzuna dayandığını, ancak müvekkili şirket ile davacı arasında, dava konusu makbuz bedelini doğuracak nitelikte, eksiksiz ifa edildiğini bir hizmet ilişkisi bulunmadığını, davacının, hizmeti verdiğini ve şirketin bu hizmeti kabul ettiğini somut delillerle ispatlamanın zorunda olduğunu, davacının, makbuz düzenlemiş olsa da, makbuz içeriğindeki hizmetin şirketlerinin eksiksiz teslim edildiğini kanıtlayamadığını, şirketlerinin almadığı bir hizmetin bedelini ödemekle yükümlü tutulamadığını, kaldı ki fatura da şirketleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davacı tarafın, dilekçesinde WhatsApp yazışmalarına dayanarak şirketin borcu kabul ettiğini iddia ettiğini, ancak sunulan ekran görüntüleri, bağlamından koparılmış, hukuki nitelendirmesi tartışmalı, kim tarafından nasıl çekildiği belli olmayan ve HMK anlamında kesin delil (senet) vasfi taşımayan belgeler olduğunu, bu yazışmaların, iddia edilen 62.500,00 TL'lik borcun “kayıtsız şartsız ikrarı” niteliğinde olmadığını, şirket yetkililerince iddia edildiği şekliyle mesaj ya da görüşme yapılmadığını, konuşmaların bütünlüğü bozularak bu şekilde delil olarak kullanılmasının usul ve yasalara aykırı olduğu gibi bu şekilde delil olarak kullanılmasını kabul etmediğini ve muvafakatımızın bulunmadığını, şirketin ticari defterlerinde, davacı tarafın kendi defterlerine tek taraflı kayıt yapması, şirketleri aleyhine delil teşkil etmediğini, tüm bu nedenlerle müvekkili itirazının haklı ve hukuki bir nedene dayandığını, kötü niyetin söz konusu olmadığını, aksine davacıyı haksız bir takip başlatarak müvekkili zarara uğratmaya çalıştığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 1.Genel İcra Dairesinin 2025/12532 sayılı dosyası uyaptan incelenmiş, tarafların BS-BA formaları getirtilmiş, davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılmış, tacir olmadığı anlaşılmıştır. MAHKEMEMİZİN GÖREVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, mali müşavir olan davacının davalının muhasebe işlerini takip etmiş olmasına rağmen alamadığı ücret alacağının tahsili istemli başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması veya tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan doğması veya özel kanunularda davaya ticaret mahkemesinde bakılacağının belirtilmesi gerekir. Mali müşavir olan ve mesleği nedeniyle ücretini talep eden davacının tacir olmadığı açıktır. Davamızın taraflarından biri gerçek kişi olup Türk Ticaret Kanununa göre tacir sınıfında değildir. Diğer tarafı ise tacirdir dolayısıyla her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan bir dava değildir. Dava alacak davası olup ticaret kanununda da düzenlenmemiştir. (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 03.03.2014 tarih 2014/1461 E ve 2014/3946 K sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 05.02.2018 tarih 2015/35241 E ve 2018/1180 K sayılı ilamı) Neticede yukarıda açıklanan nedenlerle davaya genel mahkemelerde bakılması gerektiği ve Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE , 2-HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3-Kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026
Katip ... E-İmzalıdır
Hakim ... ¸E-İmzalıdır
*