İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1722 E. 2026/1011 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1722
- Karar No
- 2026/1011
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1722 Esas KARAR NO : 2026/1011
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2026 KARAR TARİHİ : 04/11/2026
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olup ... isimli oto galeriyi işletmekte ve araç alım-satım işleri yapmakta olduğunu, müvekkilinin ... marka, beyaz renkli otomobili davalı ... ... isimli şahıstan, kurumsal ekspertiz raporu gösterilmesi üzerine satın aldığını, satış işlemini vckaleten diğer davalı ...'ün yaptığını, müvekkilinin araç alım satım işiyle uğraştığından ve iyi niyetli olarak aldığı bu aracı tekrardan satmak isteyerek ilana koyduğunu, aracın satın alındığında sağlam bir vaziyette olduğunu ve sonrasında herhangi bir kazaya karışmadığını, müvekkilinin aracı ...’ya ekspertiz raporu alınmak sureti ile .... Noterliğinin 21.09.2022 tarih ... yevmiye numaralı işlemi ile devrettiğini, aracın change araç olduğunu ...’nın kendisine bildirmesi sonucunda öğrendiğini, bu sebeple müvekkili aleyhine .... Tüketici Mahkemesi’nin ... K. no’lu dosyası ile verilen karara istinaden .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. no’lu dosyası ile icra takibi yapıldığını, aracı devrettiği ...’ya hukuki sorumluluğu kapsamında 294.740,00 TL ödemek zorunda kaldığını, davalılar tarafından satılan aracın, satış tarihinde işbu davanın, davalının satıcı sıfatıyla ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan kaynaklanan özel hukuk sorumluluğuna dayandığını, idare aleyhine açılan davanın ise hizmet kusurundan doğan kamu hukuku sorumluluğuna ilişkin olduğunu beyanla davanın kabulü ile, davacının ayıplı araç satışı nedeniyle üçüncü kişiye ödemek zorunda kaldığı 294.740,00 TL TL'nin üçüncü kişiye ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduğunu, uyuşmazlığa konu aracın mülkiyetinin devri üzerinden kanunda öngörülen iki yıllık sürenin fazlasıyla geçtiğini, davacının işbu rücu davasını ikame ettiği tarih itibariyle talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça ikame edilen huzurdaki rücuen alacak davasında, dava konusu ... plakalı aracın motor ve şasi numaralarının değiştirilerek kimliğinin başkalaştırıldığı, yurt dışı menşeili başka bir araçla change yapılmak suretiyle piyasaya sürüldüğü ve bu sahtecilik nedeniyle aracın adli makamlarca muhafaza altına alındığı ileri sürüldüğünü, uyuşmazlık konusu araca ilişkin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık iddiaları kapsamında .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında kapsamlı bir ceza yargılaması yürütüldüğünü, müvekkilinin araç alım satım işleriyle hiçbir ilgisi ve iştigali bulunmayan, ticari hayatta yer almayan bir ev hanımı olduğunu, müvekkilinin diğer davalı ...'ün ısrarlı ricaları ve kendi üzerindeki icra takipleri sebebiyle mülkiyet edinemediğini beyan etmesi üzerine, tamamen arkadaşlık ilişkisine dayalı olarak ve iyi niyetle yalnızca araç alımı amacıyla vekaletname verdiğini, müvekkilinin uyuşmazlığa konu aracın fiili alım, muayene, ekspertiz, pazarlık veya galeriye satış süreçlerinin hiçbir aşamasında bizzat bulunmadığını, davacının huzurdaki rücuen alacak davasının temel dayanağı olarak .... Tüketici Mahkemesi’nin ... Karar sayılı ilamını ve bu ilam kapsamında İstanbul .... İcra Dairesi’nin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu 294.740,00 TL tutarındaki ödemeyi gösterdiğini, davacı tarafın anılan tüketici mahkemesi kararının müvekkili ... ... ... bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini ve ilamda hüküm altına alınan tüm tutarların fer'ileriyle birlikte doğrudan doğruya müvekkile rücu edilebileceğini varsaydıklarını, oysa söz konusu kabulün, medeni usul hukukunun taraf teşvikinin, davanın ihbarı ve hükmün sübjektif sınırlarına ilişkin temel prensipleriyle açık bir çelişki içinde olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde maddi vakıaları doğrudan etkileyecek olan .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı ceza davasının kesinleşmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılmasına, davacının zamanaşımına uğramış olan davasının zamanaşımı def'imiz nedeniyle reddine, müvekkili ... ... ... aleyhine açılan haksız, hukuki ve fiili dayanaktan yoksun rücuen alacak davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, alacak istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık araç satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, söz konusu uyuşmazlıklar TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalar arasında sayılmamıştır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Tüm bu düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte ele alındığında, somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; davalı ...'ın dosya kapsamına göre uyuşmazlık konusu araç satış sözleşmesinde satıcı olarak taraf olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden müzekkere cevabına göre adı geçen davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı, Yenibosna Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabına göre ise davalı ...'ın gelir getirici herhangi bir faaliyette bulunmadığı ve vergi mükellefi olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında, davalı ...'ın tacir olmadığı, tek başına davacının tacir olmasının davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceği, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın HMK'nın 114-1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara ALINMASINA, Dair; tarafların yokluğunda verilen kararın, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 04/11/2026
Katip ... e imza
Hakim ... e imza