İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/740 E. 2026/81 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/740
- Karar No
- 2026/81
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/740 Esas KARAR NO : 2026/81
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın, dava dışı ... A.Ş.'nin acentesi olup, bu firmadan satın aldığı sağlık turizm komplikasyon poliçelerinin satışını yapmakta olduğu, müvekkil ile davalı firma yetkilisi ... arasında ticari ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu, müvekkil ... ve davalı firma yetkilisi ...'in, ... Ltd.Şti.'nin kurucu ortakları olduğu, davalı tarafın, dava dışı ... A.Ş.'den satın aldığı poliçelerin ödemelerini yapamaması bedeniyle, müvekkiline ait şahsi kredi kartının poliçe alımı için kullanılmasını talep ettiği, müvekkilinin de davalıya olan güveni ve aynı zamanda davalının yetkilisi ... ile aynı firmada kurucu ortak olmaları sebebiyle kendisine ait sonu 6330 ile biten kredi kartını davalıya borç olarak teslim ettiği, davalı firmanın, müvekkile ait kredi kartından, dava dışı ... A.Ş.'nin sağlık turizm komplikasyon poliçelerini satın alabilmek için yüksek meblağlı çekimler yaptığı, ancak bu çekim bedellerini müvekkile ödemediği, müvekkilinin davalıya gerek sözlü, gerekse yazılı olarak defalarca talepte bulunmuş ise de, davalı tarafın kötü niyetli hareket ederek müvekkiline her hangi bir ödeme yapmadığı, müvekkilinin kredi kartından 2023 senesi Ocak ayından 2023 senesi Haziran ayına kadar ardı ardına yüksek meblağlı çekimler yapıldığı, poliçeler EURO bazında kesildiği için 2023 senesinde 170.234,98 TL olan alacaklarının, EURO kurundaki artış sebebiyle ihtarname tarihi itibariyle 358.028,00 TL olduğu, ödemelerin iadesi amacıyla Kartal 35. Noterliğinden, 02.05.2025 tarihinde 35 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmiş olup, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği, davalının ise söz konusu ihtarnameye ... 12. Noterliğinden, ... tarihli, ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile olumsuz cevap verdiği, söz konusu poliçelerin dava dışı ... A.Ş. tarafından müvekkiline ait şahsi kredi kartından satın alındığı her halükarda banka hesap ekstreleri ve kredi kartı çekimlerinden belli olduğu gibi, dava dışı ... A.Ş. yetkililerinin müvekkile gönderdiği e - mail yazışmaları ile tevsik edildiği, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığı, bu nedenlerle; davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacak likit olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli Mahkemede açılmadığı, taraflar arasında görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, müvekkilinin hiçbir zaman davacının kredi kartını kullanma talebinin olmadığı, davacının kendi iradesiyle ödemesi yapılan poliçeler iptal edilmeksizin tamamlandığı için her hangi bir şekilde bedel iadesinin mümkün olmadığı, davacının iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte, kredi kartından yapılan harcamalar TL cinsinden olup, TL cinsinden ödeme alınan kart ödemelerinin EURO kuru üzerinden değil, çekim yapılan miktar üzerinden yapılmasının gerekeceği, arz ve izah edilen nedenlerle; Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, davacıya ait şahsi kredi kartıyla dava dışı ...sigortadan satın alınan poliçe bedellerinin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilmiştir. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Somut uyuşmazlıkta, dava konusu; davacı ... ve davalı firma yetkilisi ...'in, ... Ltd.Şti.'nin kurucu ortakları olduğu, davalı şirketin dava dışı ... A.Ş.'den satın aldığı poliçelerin ödemelerini yapamaması nedeniyle, davacıya ait şahsi kredi kartının davacının bilgisi ve rızası alınarak poliçe alımı için kullanılması sonucu çekilen miktarların davacıya iade edilmemesi üzerine açılan alacak davasıdır. Davacı ..., dava dışı şirkette ortağı olan ...'e güveni sebebiyleHakan Eren'in yetkilisi olduğu davalı şirketin poliçe satın alabilmesi için şahsi kredi kartının kullanımına izin verdiğini ifade etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevli olup asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. 6102 sayılı TTK'nın m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarıAsliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevli olup asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta: taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili değildir. Ayrıca Mahkememiz dosyasında mevcut müzekkere cevaplarında davacının tacir sıfatına sahip olmadığı da görülmüştür. Yukarıda açıklanan esaslar uyarınca mutlak ticari dava söz konusu olmadığı gibi dosya kapsamı uyarınca davacının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmadığı bu suretle nispi ticari dava da olmadığı anlaşıldığından dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti konusunun görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı) HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2026 11:14:12
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır