İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1586 E. 2026/132 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1586
Karar No
2026/132
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1586 Esas KARAR NO : 2026/132

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde... plakalı aracıyla ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken, işleteni ... olan ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı sürücü ...'nın kazaya asli ve tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait 2013 model ... marka araçta değer kaybı oluştuğunu ve müvekkilinin araçtan mahrum kalarak zarara uğradığını, ... plakalı aracın ...Sigortasının ... poliçe numarası ile ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca araçta oluşan değer kaybının gerçek zarar kapsamında olduğunu, sigorta şirketinin kısmi ödeme gerçekleştirmesi nedeniyle müvekkilin gerçek zararının tam olarak tazmin edilmediğini, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan başvuruda atanan eksper tarafından 26.10.2025 tarihli raporda değer kaybının 175.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak söz konusu tutarın poliçe limitini aşması sebebiyle sigorta şirketince sadece 16.761,90-TL ödeme yapıldığını, aracın yaşı, kilometresi ve Hazine Müsteşarlığınca belirlenen hesaplama yöntemi dikkate alındığında gerçek değer kaybının eksper raporundaki 175.000,00 TL tutarından daha fazla olduğunun anlaşıldığını, müvekkilin kazanın gerçekleştiği 20.05.2025 tarihinden aracın onarım işlemleri sona erene kadar araçtan mahrum kalarak işlerini yapamadığını, kusursuz olan müvekkilin araç mahrumiyet bedelinin de giderilmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak... plakalı araçta meydana gelen değer kaybı için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yine araç mahrumiyet bedeli için şimdilik 1.000,00-TL mahrum kalınan araç zararının kaza tarihi olan 20.05.2025 itibariyle işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle, 20.05.2025 tarihinde ... ili ... ilçesi...caddesinde ... ve ... plakalı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı tarafından açılan tazminat davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvuru yaparak alacaklarını belirli hale getirdiğini ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, HMK m. 107 ve m. 109 hükümlerine aykırı olarak açılan davanın dava şartı eksikliği taşıdığını, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Esas Numarası: ... Karar Numarası: ...Karar Tarihi: 25.06.2014 sayılı Yargıtay kararı uyarınca süre verilmeden davanın reddinin zorunlu olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kendi şeridinde kontrollü şekilde dönüş yaparken davacı sürücüsünün şerit ve hız ihlali yaparak müvekkilinin aracına çarptığını, kaza tespit tutanağındaki krokinin gerçeği yansıtmadığını ve kamera kayıtları ile fotoğrafların müvekkilinin kusursuzluğunu kanıtladığını, 28.08.2025 tarihli ekspertiz raporunda müvekkilinin %100 kusurlu gösterilmesinin hatalı ve taraflı olduğunu, 296,904,82 TL tutarındaki hasar onarım bedelinin fahiş olduğunu, davacının ikame araç bedeli ve değer kaybı tazminatı taleplerinin gerçek bir zararın ispatlanamaması nedeniyle yerinde olmadığını, araç mahrumiyeti tazminatı için gerekli olan detaylı incelemelerin yapılmadığını, değer kaybı hesaplamasında aracın geçmiş hasar kayıtları ve piyasa rayiçlerinin dikkate alınması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacıya ait ... plakalı araçta meydana geldiği iddia edilen değer kaybına ve araç mahrumiyet zararına ilişkin zararının bulunup bulunmadığı var ise bu aşamada şimdilik 2.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilip verilmeyeceği hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldı. ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas,... karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosunca dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü. .... tarih ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı kanunun 20. maddesi uyarınca, 6102 sayılı TTK'ya "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesi uyarınca; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir. Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı HUAK'ya "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği ve devam eden maddelerde arabulucuğa ilişkin düzenlemenin 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286). Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir. 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... esas, ...karar) 7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır. Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18a/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 30/12/2025 tarihinde açıldığı, 11/06/2026 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, davacı vekilinin dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunduğu, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği, 17/09/2026 tarihli muhtıra ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini sunması için 1 hafta kesin süre verildiği, davacı vekilince 29/09/2026 tarihli katıldığı celsede, muhtıra tebliğinden sonra başvuruda bulunduklarını beyan ettiği anlaşılmakla, bu doğrultuda görevsiz mahkemede dava açılmış olması mahkemenin sorumluluğunda olan bir husus olmayıp, sorumluluğun davayı görevli mahkemede ikame etmeyen tarafta olduğu, (Antalta BAM 11. HD ...esas,... karar ), asliye hukuk mahkemesi için arabuluculuk dava şartı olmasa da görevli mahkeme önünde bu şart arandığından davanın açıldığı tarihte arabulucuk dava şartının yerine getirilmediği, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulması ile işbu eksikliğin giderilemeyeceği zira 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, (Yargıtay 11. HD' nin ...esas, ... karar, Yargıtay 6. HD' nin ... esas, ... karar ve yine Yargıtay 3.HD' nin ... esas ve ... karar, Antalya BAM 11. H.D. E...K....; İzmir BAM 4. H.D., E...., K....; Bursa BAM 5. H.D., E...., K....; Ankara BAM 23. H.D., E..., K....; Samsun BAM 3. H.D., E...., K.... sayılı ilamları ile de sabit olduğu üzere) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafça açılan davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 7155 sayılı Kanunun 20 ve 23.maddeleri ve 6325 sayılı Kanunun 18a/2. maddeleri gereğince usulden reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafça yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubuyla, 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 2.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1586, K. 2026/132, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1586-e-2026-132-k-dfb51c26f15e