İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/439 E. 2026/602 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/439
- Karar No
- 2026/602
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/439 Esas KARAR NO : 2026/602
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/05/2026 KARAR TARİHİ : 07/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davacı, emlakçılık/simsarlık faaliyeti kapsamında davalı şirketin kiralayacağı taşınmazın bulunması, gösterilmesi ve kiralama sürecine aracılık etmiştir. Davacının fiili ve hukuki aracılığı sonucunda davalı şirket, dava dışı olan taşınmaz maliki ile kira ilişkisi kurmuş; bu suretle davacı, simsarlık hizmetinin karşılığı olan emlak komisyon ücretine hak kazanmıştır. Somut olayda komisyon alacağının tamamı ödenmemiş, yapılan kısmi ödeme sonrasında 36.000,00 TL tutarında bakiye alacak açık şekilde kalmıştır. İşbu bakiye alacak, düzenlenen fatura ve takip dosyası kapsamında talep edilmiş; ancak davalı borçlu tarafından ödenmemiştir. Davacı tarafından davalıya emlak komisyon bedeline ilişkin fatura düzenlenmiş, faturada alacağın miktarı belirli hale gelmiştir. Davalı şirketin bu alacağın yalnızca bir kısmını ödemesi, kalan 36.000,00 TL bakımından borcun varlığını ortadan kaldırmamıştır. Bakiye alacağın tahsili amacıyla ... 12. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde alacağın sebebi açıkça emlak komisyon bedeli olarak gösterilmiş, borçluya ödeme emri gönderilmiştir. Davalı borçlu, takibe süresi içinde itiraz etmiş ve takibi durdurmuştur. Ancak yapılan itiraz yerinde değildir. Çünkü: alacağın kaynağı emlak komisyon hizmetidir, hizmet fiilen verilmiş ve kiralama işlemi gerçekleşmiştir, faturaya rağmen bakiye ödeme yapılmamıştır, takip konusu alacak miktarı bellidir, davalı itirazında borcu ortadan kaldıran somut bir hukuki sebep ileri sürmemiştir. Bu nedenle davalının itirazı haksızdır ve iptali gerekir. Davacı, kira sözleşmesinin tarafı değildir. Bu nedenle kira sözleşmesini dosyaya sunması fiilen mümkün değildir. Ancak kira sözleşmesi, davalının kiralama işlemini gerçekleştirdiğini ve emlak komisyon alacağının doğduğunu gösteren en önemli belgedir. Takip konusu alacak ticari nitelikli hizmet ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davalı borçlu ödeme emrine rağmen borcunu yerine getirmemiştir. Tarafımızca takip başlatılmış olup borçluya tebligat yapılmıştır, açıklanan sebeple asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiziz işletilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Takip konusu alacak, fatura ile belirli, miktarı açık ve hesaplanabilir niteliktedir. Bu nedenle alacak likittir. Davalının borca itirazı dayanaksız olup, takibin sürüncemede kalmasına neden olmuştur. İİK m. 67 uyarınca, borçlunun itirazının haksız olduğunun anlaşılması halinde, takip konusu asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. Somut olayda bu koşullar oluşmuştur. Dava konusu uyuşmazlık, tacirler arasındaki ticari nitelikli alacak ilişkisinden kaynaklanmakta olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Bu kapsamda dava şartı arabuluculuk süreci usulüne uygun şekilde tamamlanmıştır.Somut olayda davacı tarafça ... Arabuluculuk Bürosu nezdinde başvuru yapılmış; başvuruya ... Büro Dosya Numarası ve ... Arabuluculuk Dosya Numarası verilmiştir. Ancak yapılan görüşmelerde anlaşmaya varılamamıştır. Arabuluculuk sürecinde düzenlenen son tutanak aslı işbu dilekçemiz ekinde sunulmuştur. ... 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, İcra takibinin 36.000,00 TL bakiye alacak üzerinden devamına, 36.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibarenticari faiz uygulanmasına, Asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava itirazın iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 18/05/2026 tarihli cevabi yazısına göre; davacının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 20/05/2026 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. ... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 09/06/2026 tarihli yazı cevabında ise davacının ...'na kayıtlı olduğu ve kaydın halen devam ettiği bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki emlakçılık sözleşmesinden kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı ve davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı ve esnaf odasında da aktif kaydığı bulunduğu anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır