Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/888 E. 2026/1193 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/888
Karar No
2026/1193
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/888 KARAR NO : 2026/1193

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Merci Tayini KARAR TARİHİ :03/07/2026

Diyarbakır 16. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eczacı tarafından ecza deposuna karşı açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Diyarbakır 16. Asliye Hukuk Mahkemesi; "Somut olayda, her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi; "Somut olayda, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, eldeki davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir. Sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve tıbbi yardımın sağlanmasında eczacının önemli bir yeri vardır. Eczacılık 24/12/1953 tarihinde yürürlüğe giren 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, “Eczacılık; eczane, ecza deposu, ecza dolabı, galenik, tıbbi ve ispençiyari mevat ve müstahzarat laboratuarı veya imalathanesi gibi müesseseler açmak ve işletmek veya tıbbi veya ispençiyari müstahzarat izhar veya imal etmek veyahut bu kabil resmi veya hususi müesseselerde mesul müdürlük yapmaktır”. Ancak burada bir tanım yapmak yerine, eczacıların çalışabilecekleri yerler sayılmıştır. Daha sonra 17/05/2012 tarihinde kabul edilen 6308 sayılı Kanun ile 6197 sayılı Kanun’un birinci maddesi değiştirilmiş ve bugünkü hâlini almıştır. Buna göre “Eczacılık, hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmasötik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetidir”. Eczacılar ve Eczaneler Kanunu, eczane açmak, devralmak veya satın almak hakkını ilke olarak eczacılara tanımıştır (6197 sayılı Kanun md. 5, 11). Anılan Kanun hükümleri toplum sağlığı ve kamu düzeni ile doğrudan ilgili hükümlerdir. Dolayısıyla kamu düzeniyle ilgili bu hükümlere uyulması gerekir. Söz konusu düzenlemedeki eczane işletmekten kasıt, eczanenin eczacı tarafından ve kural olarak kendi adına işletilmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 12/1 inci maddesinde bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişinin tacir olacağı belirtilmektedir. Bu hükme göre eczaneler ticari işletme sayılırsa, eczacılar da tacir olarak nitelendirilebilir. Bu yüzden üzerinde durulması gereken konu, eczanenin bir ticari işletme sayılıp sayılmayacağıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda ticari işletmenin ne olduğu tanımlanmıştır. Buna göre, “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir” (TTK md. 11/1). Kanunda yer alan tanımdan hareketle bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gelir sağlamayı hedeflemesi gerekir. İkinci olarak, devamlı olarak iktisadi faaliyette bulunma amacı olmalıdır. Üçüncü olarak işletmenin hem iç ilişkide hem de dış ilişkide, başka bir ticari işletmeye bağlı olmaksızın faaliyetini yürütüyor olması gereklidir. Son olarak, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmalıdır. TTK'nın 15 inci maddesinde esnaf; “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin 2 inci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla TTK’da ticari işletme ve esnaf işletmesi arasındaki sınırın, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir kararname ile gösterileceği belirtilmiştir (TTK md. 11/1). Bununla birlikte 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesi hükmü gereğince, Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanmalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Kanun incelendiğinde eczaneler, gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı olarak ticari faaliyette bulunma amacıyla açılan, diğer ticari işletmelerden bağımsız bir şekilde faaliyette bulunulan işletmelerdir. Yine eczaneler, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmaktadırlar. Çünkü eczanelerde eczacıların ekonomik faaliyeti sermayeden fazla bedeni çalışmasına dayanmaz. Burada sermaye daha öndedir. Yine işlerin hacmi, başka bir ifade ile kazancı bakımında esnaf faaliyetini aşan bir ölçüye sahiptir. Dolayısıyla eczaneler ticari işletmelerdir. Eczanelerin ticari işletme olduğu hem doktrinde hem de uygulamada kabul edilmektedir. Eczaneler ticari işletme olduğu için, eczaneyi işleten eczacılar da, yukarıda ifade edildiği üzere, TTK md. 12/1 hükmü gereğince “tacir” olmaktadır. Tacir sıfatı, kanun koyucunun bir ticari işletmenin işletilmesi olgusuna bağladığı bir sonuçtur. Buna göre eczacılar gerçek kişi tacirdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/05/2022 tarih, 2022/(13)3-666 Esas ve 2023/546 Karar sayılı kararı). Yapılan incelemede; her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın çözümünde Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle, 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın merci tayini isteminde bulunan mahkemeye gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22/2 ve 362/1-c maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/888, K. 2026/1193, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-888-e-2026-1193-k-8d25003881c8