Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/20474 E. 2026/6015 K.
Konu: İş Kazasına Dayalı Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/20474
- Karar No
- 2026/6015
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasına Dayalı Tazminat İstemi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/42 E., 2025/495 K.
Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı tazminat istemi davası nedeniyle Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyarak hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 27.09.2000 tarihinde taşeronun davalı ... olduğu iş sahibinin davalı ... olduğu inşaatta çalışırken damdan düşerek yaralandığını, bunun neticesinde müvekkilinde kalıcı hasarlar oluştuğunu, müvekkilinin hayati tehlikeye maruz kaldığını, uzun süre çalışamadığını, kaza nedeni ile ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/169 Esas, 2002/84 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde her iki davalının 3/8 oranında kusurlu bulunduğu 1.000,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili Mahkememiz dosyası ile birleştirilen 2025/222 Esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20.09.2000 tarihinde iş kazası geçirdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/42 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, 2015/42 Esas sayılı dava dosyasında bilirkişi raporunda iş göremezlik zararının 526.148,74 TL olarak hesaplandığını, ıslah hakkının kullanıldığını, bakiye 484.558,25 TL'nin kaza tarihi olan 27.09.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı ...'ün işçisi olduğunu, davalı müvekkili ile davalı ... ile çatı onarımı konusunda ve kiremit aktarımı konusunda anlaştıklarını, ..'in müvekkilinin işi teslim etmesini beklemeden 27/09/2000 tarihinde müvekkilinin evde olmadığı bir sırada işe başladığını, davacının ilk işe başladığı zamanlarda güvenlik önlemi almadan kendi dikkatsizliği yüzünden çatıdan düşerek yaralandığını, ceza mahkemesinde belirlenen kusur durumunu kabul etmediklerini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin iş sözleşmesinden kaynaklandığını, davalı ...'ın olayda kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi kalıcı bir rahatsızlığı ve maluliyetinin bulunmadığını, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, davalı müvekkili yönünden zaman aşımı nedeni ile reddine, müvekkilinin kusursuz olması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili birleşen dosyada cevap dilekçesinde özetle; davacının ek dava açtığını, TBY'nin 72. maddesine göre haksız fiilde uygulanacak üç zaman aşımı süresinin olduğunu, bunların zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir yıl olduğunu, eldeki davanın zaman aşımına uğradığını, olayda kusurlarının olmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.10.20 13... /47 Esas -2013/342 Karar sayılı ilamı ile "... İncelenen dosya kapsamında alınan ikinci bilirkişi raporundan davalı ev sahibi ve iş sahibi ...'in işveren olmadığı, iş sahibi olduğu, yapılan işin eser sözleşmesi kapsamında bir sözleşme olduğu, bu davalının gerek sözleşme ve iş türü nedeni ile alt işveren, üst işveren ilişkisinin bulunmaması nedeni ile; bu yönlerin değerlendirilmesi ve emsal Yargıtay kararları ile desteklenmesi nedeni ile ikinci rapora itibar edilmiştir. Ancak alınan ikinci raporda sırf ceza dosyasında kusurlu bulunması nedeni ile davalı ...'e atfedilen %10 kusur oranına iş sahibi olması ve yukarıda belirtilen sebepler ile kusursuz olacağı nedeni ile diğer davalı ve davacının da geri kalan %90'lık kusuru yarı yarıya paylaşmaları nedeni ile bu %10 kusur aralarında dağıtılarak neticeden %50 şer kusurlu olduklarına kanaat getirilerek bilirkişi ... tarafından hesap edilen 566,89 TL işten kalma zararı, ve 75052,21 TL güç kaybı zarar hesabında bir yanlışlık görülmemekle oranların %50 üzerinden kabulü ile 75052,21 TL'nin %50'si 37526,10 TL güç kaybı zararı ile 566,89 TL nin % 50... ,44 TL olmak üzere toplam 37809,54 TL maddi zararın davalı ...'ten tahsiline, davacının geçirdiği kaza nedeniyle maddi ve manevi yönden acı duyduğu ve tarafların kusur durumları ve ekonomik sosyal durumlarına göre manevi tazminata hükmedilerek..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 24.11.20 14... /10938 Esas, 2014/25150 Karar sayılı ilamı ile "... Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilip bildirilmediği, iş kazası olarak tespit edilip edilmediği, kurum içi prosedürler izlenerek maluliyet tespiti yapılıp yapılmadığı, belirlenen maluliyet derecesine göre gelir bağlanıp bağlanmadığı belli değildir. Maluliyet oranı yönünden, doğrudan Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden alınan %34,2 maluliyet derecesine ilişkin raporun esas alındığı; yine mahkemece, onanarak kesinleşen ceza davasında ve işbu dava dosyasında alınan kusur raporları aralarındaki çelişki usulünce giderilmeksizin veya herhangi biri hükme esas alınmaksızın, bilirkişi yerine geçilerek, ceza davasında hakkında kurulan hüküm onanarak kesinleşen davalı ...'in olayda kusurunun bulunmadığından bahisle, hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi, davacının ve diğer davalının %50'şer oranında kusurlu olduklarına kanaat getirilmesi isabetsiz olup, verilen karar bu yönleri ile usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş, Soyal Güvenlik Kurumundan somut olaya ilişkin iş kazası tahkikatı yapılıp yapılmadığını sormak, yapılmış ise tahkikat evraklarını, sürekli iş göremezlik derecesine ilişkin kararlar ile davacıya gelir bağlanmış ise buna ilişkin evrakları istemek; Kurumca iş kazası tespiti yapılmadığının tespiti halinde ise, davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunması için; olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davası, bu dava için bekletici sorun yapılarak çıkacak sonuca göre karar vermek; olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının, geçirdiği iş kazasına ilişkin tüm tıbbi evraklar temin edildikten sonra, ... Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığına müracaatını sağlamak ve usulüne uygun şekilde sürekli iş göremezliğinin tespitine ilişkin rapor aldırılarak kesinleştirmek; itiraz halinde sırasıyla ... Yüksek Sağlık Kurulundan ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırmak; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulundan rapor aldırmak suretiyle gidermek, istirahat dönemine ait varsa geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin evrakları ve kesinleşen iş göremezlik oranına göre Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sarmeye değerine ilişkin evrakları temin etmek ve davalı ...'ın onanarak kesinleşen ceza dosyasında mahkum olduğu ve hukuk hakiminin, kesinleşen ceza dosyasında tanımlanan maddi vak'a ile bağlı olduğu da dikkate alınarak, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilemeyeceğini gözetilerek, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ve devamı maddeleri ve bu Yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre, yöntemince iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan dosyada mevcut kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için kusur raporu aldırarak çıkacak sonuca göre, işinin ehli bilirkişiye, TBK'nın 55. maddesi de gözetilerek maddi tazminat hesabı yaptırmak suretiyle tarafların usulü kazanılmış hakları da dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesinden ibarettir.." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 18.06.20 25... / 42... /495 Karar sayılı kararı ile ".. Davacının maluliyet durumunun tespitinden sonra diğer bir uyuşmazlık konusu ise meydana gelen iş kazasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı ve kusuru var ise kusur oranlarının tespiti yönündendir. TBK'nın 51. maddesinde, iş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan sigortalı tarafından açılacak maddi tazminat davasında, "hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı göz önünde tutarak belirleyeceği" hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla kusur oranlarının tespiti, hükmedilecek maddi tazminatın belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Mahkememizce verilen önceki karar ile davalı ... yönünden kusuru bulunmadığından reddine, davalı ... yönünden ise maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; Yargıtay bozma ilamı ile ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının bağlayıcılığına vurgu yapılarak davalı ... yönünden hiç kusur atfedilmemesinin ve onun yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, kusur tespiti yönünden çelişkilerin giderilmesi için rapor aldırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu bakımından kusur durumunun tespiti açısından mahkememizce üç kişilik A sınıfı iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir. 07.12.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile bilirkişiler meydana gelen iş kazasında davacının %45, davalı ...'ün %45, davalı ...'in %10 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ve Mahkememizin bozma kararı öncesi aldırılan 29.03.2011 tarihli kusur raporu değerlendirmelerine iştirak olunduğu ifade edilmiştir. Mahkememizce itirazlar üzerine ek rapor aldırılmış ve netice itibariyle Ceza Mahkemesi kararı, dosyamız kapsamında aldırılan kusur bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen iş kazasında davacının %45, davalı ...'ün %45, davalı ...'in %10 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Maluliyet raporları ve kusur raporları ile yapılan tespitlerden sonra dosya aktüerya bilirkişisine tevdii edilerek davacının zararı belirlenmiştir. 24.09.2024 tarihli bilirkişi raporu ile maluliyet ve kusur raporları ile tüm dosya kapsamına göre değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu rapora karşı davacı tarafın rapora mahsus itirazda bulunmayıp, kusur tespiti yönünden itirazlarını sunmuştur. Davalı ... vekili ise hesap bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunmakla birlikte itirazların mahiyetinin genel itibariyle hesap bilirkişi raporuna özgü olmayıp, kusur ve maluliyet oranlarına yönelik olduğu, ...'ya başvuruya ilişkin usuli birtakım itirazlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda maluliyet ve kusur yönünden tanzim edilen raporlara ilişkin değerlendirmeler kapsamında belirtildiği üzere bu hususta itirazlar yerinde görülmeyerek dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporlarına itibar edilmiştir. Netice itibariyle bilirkişi raporunda kullanılan metodlar, yapılan hesaplamalar ve dosyada mevcut delillerin değerlendirilme şekli birlikte gözetildiğinde 24.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu mahkememizce kabul edilmiş, bu sebeplerle de davacı vekilinin asıl dosya kapsamında talep ettiği maddi tazminat ile ek dava niteliğinde açmış olduğu ve asıl dosyada ıslah dilekçesi sunması sebebiyle talep edememiş olduğu bakiye maddi tazminatın talep edildiği Mahkememizin birleşen 2025/222 Esas sayılı dosyası ile tarafların temyiz dilekçesinde yer verdiği/vermediği, bu kapsamda taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak talep edilen maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. " gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde sorumluluğunun bulunmadığı, müvekkile verilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının olayda tamamen kusurlu olduğu, yine belirlenen ücreti kabul etmediklerini, birleşen dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanmadığını beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A) Davalı ... vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmolunan manevi tazminat tutarının dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 1.170,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı ... vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı ... vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.