İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/232 E. 2026/236 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/232
Karar No
2026/236
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/232 KARAR NO : 2026/236

ASIL DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ : 15/03/2013

BİRLEŞEN BAKIRKÖY .....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVADA

BİRLEŞEN DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 30/11/2016

BİRLEŞEN BAKIRKÖY ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVADA

BİRLEŞEN DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 30/11/2016

BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVADA

BİRLEŞEN DAVA : Alacak BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 31/10/2016 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: ASIL DAVADA Davacı vekili tarafından İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 15/03/2013 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Tarafların davaya konu taşınmazlar üzerine toplu konut inşası amacı ile 04/02/2008 tarihli düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imza ettiklerini, sözleşmenin; birinci maddesinde, hidrofor, jeneratör ve kapalı otoparkları ile altyapısı tamamlanmış, elektrik, pis su, temiz su, doğalgaz, telefon, tv. dıyafon şebekesi, bina ve daire içlerinde bitirilmiş bina merdivenleri ve korkulukları tamamlandığını, merdiven evleri ve merdiven hollari sıva, boya ve kaplamatan yapıldığını, daire içi döşeme şapları, duvar srva ve boyaya hazır halde alçı sıvalarının yapıldığını, tavan sıvalarının yapıldığını, Asansörlerin monte edildiğini bina dış cephe izolasyon ve toplamaların tamamlandığını, pencere ve camları takıldığını, peyzaj ve çevre düzenletmeleri projesine uygun olarak tamamlandığını, arsa sahibine teslimi (arsa sahibi kendisine teslim edilecek binaların içinde yer alacak dairelerin içinde yalnızca zemin kaplama, banyolar WCler mutfaklar, kapılan yapmakla sorumlu olacaktır) koşulu ile gayrimenkul mülkiyetinin işbu sözleşmenin 3.maddesine uygun olarak müteahhide devrinin vaadi ve 10.000.000YTL (onmilyonyenitürklirası) nin müteahhide ayrıca ödenmesi gerektiğini, sözleşme gereğince binalar yapıldığını, ferdileştirmenin henüz yapılmamış olup, kooperatif üyeleri dairelerine taşınarak oturmaya başladığını, ana binaların tümünde aynı sorunların olduğu ortaya çıktığını, kullanılmaya başlanan dairlerin dış cephesinin sözleşme koşullarına ve modern inşaat anlayışına aykırı olarak imal edildiğini,,duvar boşluklarında hareket eden soğuk havanın yer yer daire iç duvar boşluklarından daire içerisine girerek hava sirkülasyonu oluşturduğu,bu durumun defalarca müteahhit firmaya bildirilmiş ve sorunlann çözüme kavuşturulması talep edildiğini ne var ki bu süreçte müteahhit firma, sorunları çözmediğini ve üstlendiği işini sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, sayılan bu hususlarda tesbit edilen ayıp, noksan imalat ve hususların sözleşme ve inşaat tekniğine uygun olarak düzeltilmesine kadar KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektirdiğinin, tesbit edilen ayıp, noksan ve kusurlu imalatların, öncelikle 6098 sayılı yasanın 475/3 ncü maddesi gereği bütün masrafları davalıya art olmak üzere onarılmasına,bu talebin kabul edilmediği takdirde, 6098 sayılı yasanın 475/2 nci maddesi gereği ayıp oranında bedelden indirilerek, bu bedelin şimdilik fazlaya dair hakların saklı kalmak kaydı ile 1.000TL'sinin dava târihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA SAVUNMA; Davalı vekili 22/04/2013 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ;Derdest davanın yetkili mahkemede açılmadığından yetki itirazının olduğunu, dava tazminat davası olduğundan gayirmenkulun aynına ilişkin olmadığını, .... A.Ş.'nin adres itibari ile Bakırköy Adli Yargı çevresi içerisinde kaldığından davanın konusunun ve konutların dış cephesinin tekniğine uygun yapılmadığı iddiası ile tespit ve tazminat olduğunu bu bağlamda yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu yargılamaya konu dairenin sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edildiğini, 04.02.2008 tarihli sözleşmeye göre davacı kooperatife ait olan dairelerin yasal süresi olan 20.01.2011 tarihinde sözleşme şartlarında teslim edildiğini, .....'ın koperatife ait ince işçiliklerine ilişkin herhangi bir dahli olmadığını, yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen hususları kabul etmediklerini,dilekçede bahsi geçen hususların müteahhidin .....'a taahütleri arasında yer aldığını, müteahhidi yakından ilgilendirdiğini, yargılama neticesinde aleyhe hüküm kurulması halinde müteaahhide ihbarını ve davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili tarafından mahkememize dava dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında , mülkiyeti davacıya ait İstanbul ili .... İlçesi .... Mah.de kain .... pafta .... ada ..... parsel sayılı 72.748 m2 alanlı ve 75 pafta 2 ada 57 parsel sayılı 5.517 m2 alanlı taşınmazlar üzerine toplu konut inşası hususunda 04/02/2008 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını,sözleşme gereğince bina inşa olunduğunu,ferdileştirme henüz ta- mamlanmadan kooperatif üyelerinin dairelerine taşınıp oturmaya başladıklarını,kullanılmaya başla- nan dairelerde oturan kooperatif üyelerinden sıkça kooperatif yönetimine gerek yazılı gerekse sözlü olarak şikayetler geldiğini, şikayet gelen dairelerde kooperatif yönetimince küçük bir durum tespiti yapıldığında ana binaların tümünde aynı sorunların olduğunun tespit edildiğini, kullanılmaya başlanan dairelerin dış cephesinin sözleşme koşullarına ve modern inşaat anlayışına aykırı olarak imal edildiğini, dairelerin iç duvarlarına, tavanlarına, zemin kattaki dairelerin tabanlarına duvarlarına yağan yağmurlarından kaynaklanan rutubetlenmeler, sıva çatlakları ve duvarlarda şişmeler ve dökülmeler olduğunun görüldüğünü, pencere kenarlarından dahi suların sızdığının ve yer döşemelerini tahrip ettiğinin ve konut sakinlerinin eşyalarına ve sağlığına zarar verdiğinin anlaşıldığını, Dış cephe sisteminde ; a-Yer yer kapatılmayan duvar içi boşlukların olduğunu , b-Kapatılmayan duvar içi boşluklarından dairelerin iki duvar içlerine, rüzgarlı ve fırtınalı günlerde aşırı şekilde rüzgar girdiğini, c-Bu rüzgarın tüm daire duvar içerisindeki boşluklardan hareket ederek oturma odası, hol, mutfak ve özellikle banyo tavan aralarında sirkülasyon yaptığını, bu durum nedeni ile ısınma siste- minin maksimumda çalışmasına rağmen 20C dereceyi geçmediğini, daire sakinlerinin ısına- madıklarını, duvar içinde hareket eden soğuk havanın ısınmayı olumsuz etkilediğini d-Duvar boşluklarında hareket eden soğuk havanın yer yer daire iç duvar boşluklarından daire içerisine girerek hava sirkülasyonu oluşturduğunu, e-Banyo, mutfak ve hol kısımlarında tavanlarda uğultular ve rahatsız edici boyutlarda seslere sebep olduğunun anlaşıldığını, Ana gayrimenkullerin dış cephe izolasyon sisteminin son derece yetersiz, ayıplı ve kusurlu olduğunu,bunun yanında anagayrimenkullere ait otoparkların taahhüt edilenden daha az olduğunu, örnek 3+1 dairelere 2 otopark tahsis edilecek şekilde otopark yapılması gerektiği halde, bu taah- hütlerin yerine getirilmediğini, otoparkların yetersiz ve araçlara ayrılan yerlerin de oldukça küçük ve plansız olduğunu, inşaatlar oldukça hızla ilerlerken bir vatandaşın açtığı dava sonunda İmar Planının İstanbul .... İdare Mahkemesi'nin ..... E.K. sayı ve 07.12.2010 günlü kararı ile iptal edildiğini, .... tarafından arsanın bulunduğu bölgenin 1/5000 lik planının -mahkemenin iptal kararı doğrultusunda- yeniden yapılması talebiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na müra- caat edildiğini ve meclisin 15/03/2011 gün ve 401 sayılı kararı ile konunun Planlama Dairesi'e akta- rıldığını, imar planının 2015 yılında kesinleşmekle ruhsat için müracaat edildiğini, oturma ruhsat- larının da ancak 2016 tarihinde alınabildiğini,bu hali ile sözleşmenin gereğinin halen dahi ifa edi- lemediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 474 ncü maddesi gereğince mevcut durumun müteahhit firma ile defalarca görüşüldüğünü ,ancak müteahhit firmanın, sorunları çözemediğini ve üstlendiği işini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini,Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyası üzerinden taraflarınca 1.000,00 TL dava değeri göstermek suretiyle belir- siz alacak davası olarak açılan davada ; " binaların dış cephe izolasyonlarının sözleşmeye ve günün inşaat tekniklerine uygun olup olmadığının, su sızıntılarının ve hasarların nereden kaynaklandığı- nın, daire dış cephelerinde rüzgar ve su girişlerine neden olabilecek boşlukların olup olmadığının, daire iç duvar ve tavan aralarında rüzgar sirkülasyonu olup olmadığının, var ise sebebinin, sözleş- meye konu binaların dairelere düşen otopark kısımlarının ne olması gerektiğinin, hali hazırda duru- mun ne olduğunun, otopark kısımlarının sözleşmeye ve kullanıma uygun olup olmadığının,bu hususlarda tesbit edilen ayıp, noksan imalat ve hususların sözleşme ve inşaat tekniğine uygun olarak düzeltilmesi için ne kadar KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektirdiğinin, Ana yapıda hasar gören bağımsız bölümlerin (dairelerin) içlerinde izolasyondan kaynaklanan zararların neler olduğunun ve zararların giderilmesi için KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektiğinin tespitinin, tesbit edilen ayıp, noksan ve kusurlu imalatların öncelikle 6098 sayılı yasanın 475/3 ncü maddesi gereği bütün masrafları davalıya ait olmak üzere onarılmasının ,bu talep kabul edilmediği takdirde, 6098 sayılı yasanın 475/2 nci maddesi gereği ayıp oranında bedelden indirilerek, bu bedelin şimdilik fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili"nin talep edildiğini ve yargılama sırasında alınan bilirkişi ve bilirkişi ek raporunda, alacağın 101.761,12 TL olduğunun tespit edildiğini, tahkikat aşamasının tamamlandığı gerekçesi ile taleplarının artırılması talebinin mahkemece kabul edil- mediğini ve 1.000,00 TL lik tutar üzerinden hüküm kurulduğunu beyanla; Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama ile belirlenen alacak miktarının kalan kısmı olan 100.761,12 TL'lik alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ilk davanın açılış tarihi olan 15/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA; Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacının huzurdaki davaya konu talepler bakımından zaman aşımı süresinin Bakırköy .... ATM'nin ..... Esas sayılı dosyasına konu davanın açıldığı tarihten geriye doğru hesaplanması gerektiğini ve buna göre 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, tespit ve tazminat davalarının aynı dilekçe ile birlikte açılmasının yargılamannı sıhhatine uygun olmadığını, yargılamaya konu dairelerin sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edildiğini, her ne kadar tapu devri gerçekleşmemiş ise de kooperatifin bu dairelerin bir kısmını üyelerine teslim ettiğini,bir kısmını da üçüncü kişilere sattığını, bu nedenle davada taraf sıfatının bulunmadığını,davalı ..... tarafından yapılan imalatın Bayın- dırlık ve İskan Bakanlığı'nca hazırlanan fen ve sanat kurallarına ,TSE standartlarına uygun olduğunu, değer kaybı ve sair hususlara ilişkin açıklamaların, dış cepheye yönelik iddiaların gerçeği yansıt- madığını, yasal süre içinde ayıp ihbarında bulunulmadığından daire ve ortak alanların mevcut hali ile kabul edilmiş sayılacağını,tapuların gecikmesine ilişkin durumun müvekkili ....'ı kusu- rundan kaynaklanmadığını, buna rağmen .....'ın çözüm için gerekli çabaları sürdürdüğünü, açılan ilk dava tarihinden faiz işletilmesi talebinin hukuken mümkün olmadığına beyanla davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan .... Panel Sanayi Ve Tic. A.Ş ile .... İnşaat San ve Tic A.Ş vekilleri ; ihbar dilekçesine cevaplarında ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İhbar dilekçesi ve eklerinin; ihbar olunan ..... Beton Yapı Elemanları İnş. San ve Tic Ltd Şti ve İhbar olunan ..... Refrakter İnşaat ve İnş. Malz. San ve Tic Ltd Şti'ne usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, ihbar olunanların ihbar dilekçesine cevap vermedikleri görüldü. BİRLEŞEN BAKIRKÖY .....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili tarafından Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında yapılan 04/12/2008 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında davacının edimini yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın edimini yerine getirmediğini, davalı aleyhine eksiklikler ve ayıplar nedeni ile tazminat istemine Bakırköy ....ATM'nin ...... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bakiye alacakları için ise işbu davanın açıldığını ileri sürerek işbu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN BAKIRKÖY .....ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle ; davacı kooperatif ile davalı şirket arasında İstanbul ili, .... ilçesi, ..... mahallesinde kain ....ada .... ve .... nolu parsellerin üzerinde toplu konut inşaatı yapmak amacıyla 04/02/2008 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak inşaatın teslim edilmediğini, teslim edilen inşaatta muhtelif ayıpların ortaya çıktığını, aynı olaya ilişkin olarak Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası ile de dava açtıklarını bu bağlamda fazlaya ilişkin hakları saklı kalma koşulu ile 10.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, davalı şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak inşaatın teslim edildiğini beyanla, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, davacı ..... Konut Yapı Kooperatifi ile davalı ..... İstanbul Konut İmar Plan Turizm Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen 04/02/2008 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan, ayıplı ve eksik ifa nedeniyle tazminat ile bedel indirimi istemlerine ilişkindir. Davanın karmaşık usul sürecinin özeti şu şekildedir: Asıl dava, davacı kooperatif vekili tarafından 15/03/2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine açılmış; yargılama sürecinde birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas, birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas ve birleşen Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyaları, Mahkememizin ..... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 09/11/2023 tarih ve .... Karar sayılı ilam ile asıl ve birleşen davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Anılan karar, taraf vekillerince istinaf edilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 05/02/2026 tarih, .... Esas ve ..... Karar sayılı ilamı ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Dosya, Daire kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere Mahkememize gönderilmiş ve ..... Esas sırasına kaydedilmiştir. II. İSTİNAF KALDIRMA KARARININ KAPSAMI VE BAĞLAYICILIĞI İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 05/02/2026 tarihli kaldırma kararında; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden kabulüne karar verilerek Mahkememiz kararı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmış ve dosya yeniden bir karar verilmek üzere Mahkememize gönderilmiştir. Kaldırma kararının gerekçesinin özü, görev meselesidir. İstinaf Dairesi, yargılama konusu olayda davacının yapı kooperatifi, davalının ise ticari şirket olduğunu; birleşen davalardan Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında, asliye ticaret mahkemesi ile ortaya çıkan görev uyuşmazlığında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 31/10/2018 tarihli, ..... Esas ve .... Karar sayılı ilamı ile yargılama görevinin asliye hukuk mahkemelerinde olduğuna kesin olarak karar verildiğini tespit etmiştir. İstinaf Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin kesin nitelikte görev tespit kararına rağmen birleşen dava dosyasının Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile birleştirilmesinin hatalı olduğunu, gerek ana dava dosyası gerekse birleşen dosyalardaki uyuşmazlıkların çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olmasına rağmen asliye ticaret mahkemesince yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu açıkça saptamış ve bu nedenle görev noktasından taraf vekillerinin istinaf taleplerini ayrı ayrı kabul etmiştir. İstinaf Dairesinin kaldırma kararı, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca verilmiş olup kesin niteliktedir. Kararın kesinliği, hem kanun yolu bakımından hem de içerdiği hukuki tespit bakımından sonuç doğurmaktadır. III. GÖREV MESELESİNİN HUKUKİ ÇERÇEVESİ VE HMK'NIN 23/2. MADDESİNİN UYGULANMASI A. Görevin Kamu Düzenine İlişkin Niteliği Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereken dava şartlarındandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi mahkemenin görevli olmasını açıkça bir dava şartı olarak düzenlemiş; aynı Kanun'un 115/2. maddesi ise dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceğini hükme bağlamıştır. Görev kurallarının emredici niteliği, taraf iradesiyle değiştirilemez olmasını ve hakim tarafından talep olmaksızın da incelenebilmesini zorunlu kılmaktadır. B. HMK'nın 23/2. Maddesi Kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Bağlayıcılığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 23. maddesinin 2. fıkrası; "İki mahkeme arasında yargı yerinin belirlenmesi konusunda bölge adliye mahkemesince veya 17 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca Yargıtayca karar verilmesi hâlinde, bu karar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar" hükmünü amirdir. Bu düzenleme, görev ve yetki uyuşmazlıklarının çözümünde hukuki belirlilik ve istikrar sağlamak amacıyla ihdas edilmiş olup, üst mercinin yaptığı görev tespitinin alt dereceli mahkeme bakımından bağlayıcı bir nitelik taşıdığını tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koymaktadır. Bu bağlayıcılığın hukuki temeli, yargı mercileri arasındaki hiyerarşik düzen ile usul ekonomisi ilkesinde yatmaktadır. Bölge adliye mahkemesince görevli mahkemenin tespitine ilişkin verilen kararlar, aynı uyuşmazlık bakımından nihai ve kesin bir yargı yeri belirlemesi fonksiyonu üstlenmektedir. Bu kesinlik, yalnızca kararın kanun yoluna tabi olmaması anlamında şekli bir kesinlik olmayıp, aynı zamanda davaya bundan sonra bakacak mahkeme açısından maddi anlamda bağlayıcılık doğuran bir kesinliktir. Böylece kanun koyucu, görev uyuşmazlıklarının yargılama sürecini tıkamasının ve tarafların hak arama özgürlüklerini zedelemesinin önüne geçmeyi amaçlamıştır. HMK'nın 23/2. maddesindeki bağlayıcılık kuralı, yalnızca doğrudan merci tayini yoluyla verilen kararlara inhisar etmemekte; istinaf incelemesi sırasında bölge adliye mahkemesince yapılan ve kesinleşen görev tespitlerini de kapsamaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, kaldırma kararında bu hususu açıkça tespit ve teyit ederek, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirlemiştir. Dairenin bu tespiti, daha önce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 31/10/2018 tarihli ve 2018/1289 Esas, 2018/1755 Karar sayılı kesin nitelikteki merci tayini kararıyla da örtüşmektedir. C. Yapı Kooperatiflerinin Hukuki Niteliği ve Tacir Sıfatı Meselesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kaldırma kararında, görev tespitinin gerekçesi olarak yapı kooperatiflerinin hukuki niteliğine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. İstinaf Dairesi bu değerlendirmesinde; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatiflerin, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ortaklıklar olarak tanımlandığını, bu tanımdan açıkça anlaşılacağı üzere kooperatiflerin diğer ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde edip bunu ortakları arasında paylaşma amacı gütmediğini, sosyal yönü ağır basan kendine özgü yapıya sahip olduğunu vurgulamıştır. Daire kararında ayrıca; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 124/1. maddesinde kooperatiflerin ticaret şirketleri arasında sayılmış olmasına rağmen, aynı maddenin 2. fıkrasında şahıs şirketleri ve sermaye şirketleri arasında gösterilmediği, TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde yapı kooperatiflerinin ticaret şirketi olmadığı, kooperatifçiliğin Anayasa'nın 171. maddesinde de güvence altına alınan sosyal amacıyla bağdaşmayacak biçimde tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesinin kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıkları ifade ettiği ve somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenlemenin de mevcut olmadığı belirlenmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda, davacı yapı kooperatifinin tacir olarak kabul edilemeyeceği, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmasının ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olmasının zorunlu bulunduğu, davalı yüklenicinin ticari şirket olarak tacir sıfatını taşımasının tek başına yeterli olmadığı, sonuç olarak uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kesin biçimde tespit edilmiştir. Nitekim eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde görevli olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin (öncesinde 15. Hukuk Dairesi) yerleşik içtihatları da bu doğrultuda olup, yapı kooperatiflerinin taraf olduğu eser sözleşmesinden kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. D. Somut Olayda Görev Meselesinin Değerlendirilmesi Yukarıda açıklanan hukuki çerçeve ve üst merci kararları birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 31/10/2018 tarihli kesin nitelikteki merci tayini kararı ile uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun tespit edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 05/02/2026 tarihli kaldırma kararında da bu tespitin teyit edilerek Mahkememiz kararının görev noktasından kaldırıldığı, her iki kararın da HMK'nın 23/2. maddesi uyarınca Mahkememiz bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı, bu bağlayıcılık karşısında Mahkememizin uyuşmazlığın esasına girerek hüküm kurma imkanının bulunmadığı açıktır. HMK'nın 23/2. maddesindeki bağlayıcılık kuralı, yalnızca bir usul normu olmayıp, yargısal işleyişte tutarlılık ve öngörülebilirlik sağlayan, hak arama özgürlüğünü güvence altına alan temel bir mekanizmadır. Bölge adliye mahkemesince yapılan görev tespitinin bağlayıcılığının tanınmaması, aynı uyuşmazlık hakkında birbirine zıt görev kararlarının verilmesine ve davanın mahkemeler arasında süresiz biçimde gidip gelmesine yol açabilir ki, bu durum hem usul ekonomisine hem de Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne açık aykırılık oluşturur. Bu nedenle Mahkememizce, bölge adliye mahkemesinin kesin nitelikteki görev tespitine uyularak görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Öte yandan belirtmek gerekir ki, Mahkememizce daha önce 09/11/2023 tarih ve.... Karar sayılı ilam ile asıl ve birleşen davaların esasına girilmiş ve hüküm kurulmuştur. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kaldırma kararı ile Mahkememiz kararı ortadan kaldırıldığından, kaldırma kararında belirtilen görevsizlik gerekçesine uygun biçimde yeniden karar verilmesi zorunlu hale gelmiştir. Kaldırma kararında esasa ilişkin sebeplerin incelenmeksizin salt görev noktasından karar verilmiş olması da, Mahkememizin uyuşmazlığın esasına girmeden görevsizlik kararı vermesi gerektiğini teyit etmektedir. IV. SONUÇ Tüm bu belirlemeler ışığında; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 05/02/2026 tarih, .... Esas ve ..... Karar sayılı kesin nitelikteki kaldırma kararında yapılan görev tespiti, HMK'nın 23/2. maddesi uyarınca Mahkememiz bakımından bağlayıcı olup, bu tespit çerçevesinde asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl dava ile birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .....Esas, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... Esas ve Bakırköy..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ..... Esas sayılı dava dosyaları yönünden; uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, davaların 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine,” 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.17/03/2026

Başkan .... ¸e-imzalıdır Üye ..... Üye .... Katip .....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/232, K. 2026/236, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-232-e-2026-236-k-1d4a9df15320