İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/229 E. 2026/824 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/229
Karar No
2026/824
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/229 Esas KARAR NO : 2026/824

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2026 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe konu faturalardan kaynaklı alacağının olduğunu, edimini yerine getirilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine takip başlattığını, haksız itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın iptalini ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yana dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlunun itirazı nedeniyle İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş, davacının ve davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesine müzekkere yazılarak 2025 yılı alış-satış analizleri celp edilmiş, tarafların ticari defterleri ve mali müşavir bilirkişisi raporu dosyaya kazandırılmıştır. Antalya Genel İcra dairesinin .../... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından borçlu/davalı aleyhine fatura alacağına dayanılarak toplam ... TL ve ... TL işlemiş faizi üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlunun süresinde takip konusu borcun tamamına, dayanak belgelere işlemiş ve işleyecek faize ve borcun diğer tüm fer’ilerine itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerinden 2025 yılı karşılaştırmalı alış-satış analizleri celp edilmiştir. Davalı tarafa defter inceleme gün ve saati usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı taraf belirlenen defter inceleme gün ve saatinde herhangi bir kayıt sunmamıştır. Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan ... tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda sonuç olarak; *Davacı / alacaklı ... ... Şirketi tarafından ibraz edilen 2025 yılı e-defter kayıtlarının, HMK 222 ve ilgili TTK hükümleri kapsamında mali yönden sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, *Davalı / borçlu ... ... Şirketi tarafından incelemeye esas ticari defter ve kayıt ibraz edilmediği, *Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı takip dosyasına dayanak ... tarih ve ... numaralı ... TL bedelli faturanın davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer aldığı, * Gelir İdaresi Başkanlığı Karşılaştırmalı Alış Satış Analizi kayıtlarında taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve dava konusu işlemlerin karşılıklı olarak beyan edildiği, * Dosya kapsamında dava konusu alacağın ödendiğini veya sona erdiğini gösterir belgeye rastlanılmadığı, * Davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre, ... takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten ... TL tutarında alacaklı kayıt taşıdığı, * İcra takip tarihine kadar faturada yer alan notlar dikkate alındığında; işlemiş faiz için temerrüt olgusunun oluştuğu, ... TL. işlemiş faize hak kazanıldığı, * Netice olarak; ... icra takip tarihi itibariyle ... TL. alacağın avans faizi ve fer’ileri ile birlikte tahsilinin mali açıdan yerinde olduğu, nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı iddiasını ticari defterlere dayandırmış olup, Mahkememizce davalı ticari defterlerinin ibrazı için TTK 83. ve HMK 220-222 ihtarlı davetiye çıkartılmış, tebliğ edilmiş, ancak davalı yanca ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Yine 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23.maddesi ile değişik HMK 222/3.maddesi (3. Fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere eklenen cümlele uyarınca) diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise; 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23.maddesi ile değişik HMK 222/3.maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin; davacının ticari defterlerini ibraz etmemesi veya davacının defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamamış/ispatlamamış olması halinde davalı yönünden kesin delil niteliğini haiz olduğu kabul edilecektir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenen ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı lehine kesin delil teşkil ettiği anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerine göre taraflar arasında davacının davalıya nakliye bedeli karşılığında fatura düzenlenmesi şeklinde ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişki gereğince davacının toplam takip tarihi itibari ile Antalya Genel icra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra takibi konusu alacağın dayanağı olan ... TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dosya kapsamında davaya konu alacağın ödendiğine dair belge sunulmadığı, alacağın ticari defterlerle kesin delille ispat edildiğine kanaat getirilmiş ve asıl alacak bakımından dava kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir. Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı) Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyecektir. Eldeki davada yukarıda yapılan açıklamalar ışığında fatura üzeride vade tarihini geçecek ödemelerde %6 vade farkı uygulanacağı yazılı ise de; faturada vade tarihi yazsa dahi bunun yalnızca alacağın muacceliyet kesbetmesini saplayacağı temerrüt anlamına gelmeyeceği, TTK 1530. maddesinin yalnızca tedarik sözleşmelerinde uygulanabileceği, işbu davada uygulamada yeri olmadığı, davadan önce temerrüt koşulunun sağlandığına dair delil dsunulmadığı, temerrütün gerçekleşmediği belirlenmekle davacının işlemiş faize dair talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve dava kısmen kabul edilmiştir. İİK’nun 67/2. madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Alacağın likid olmasından, borçlunun borcun miktarını tereddütsüz bir şekilde bilmesi ya da belirleyebilecek durumda olması anlaşılır. Eldeki davada, dava konusu alacak miktarı belirli faturalara dayandığından borcun miktarını tereddütsüz şekilde bilmesi ya da belirleyebilmesi beklenebileceğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; davalının Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 2-Asıl alacağın %20 si tutarında (... TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan alınan ... TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin, ... TL başvuru harcı olmak üzere toplam ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat-posta-müzekkere masrafı olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın, HMY’nin 333/1. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra, re’sen ilgilisine geri verilmesine, gider avansı tarifesi’nin 5. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise ödemenin elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise artan kısmın masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri aracılığıyla adreste ödemeli olarak ilgilisine gönderilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/229, K. 2026/824, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-229-e-2026-824-k-dea06e8c4fea