İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/914 E. 2026/591 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/914
- Karar No
- 2026/591
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/914 Esas KARAR NO : 2026/591
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/11/2020 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizden verilen 17/09/2021 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2025 tarih ve 2022/... Esas, 2025/... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına 16.12.2019 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün 2019/... E. sayılı dosyası nezdinde davalı borçlu şahıs şirketi aleyhine cari hesap ekstresinde belirtilen muhtelif fatura alacaklarına istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıya ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlunun süresi içerisinde borca, faize ve tüm ferilerine haksız şekilde itiraz ettiğini, itirazın iptali davası açmak amacıyla 14.02.2020 tarihinde arabulucuya başvurulduğunu, davalının anlaşma ihtimali bulunduğunu belirtmesi üzerine 04.03.2020 tarihinde yeniden görüşme yapıldığını ancak davalının toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk sürecinin 04.03.2020 tarihinde anlaşmama şeklinde son bulduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar ve sevk irsaliyeleri gereği satılan malzemelerin teslim edildiğini ve hizmetlerin sunulduğunu, buna rağmen 94.092,14 TL tutarındaki bakiye alacağın davalı tarafından ödenmediğini, davalının müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla haksız itirazda bulunduğunu, ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle gerçek durumun ortaya çıkacağını belirterek öncelikle haklı davanın kabulü ile 94.092,14 TL tutarındaki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. BEYAN: Davalı tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; Davacı ...'e ait .... San. Endüstri Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kendi adına kesilen faturalardan hiçbir şekilde bilgisi olmadığını, söz konusu firmanın işletmesinin ... ... tarafından yapıldığını, şirketin her türlü sorumluluğunun ... ... ait olduğunu, bu durumun ... ... tarafından da kabul edildiğini, bu hususun doğrulanması amacıyla ... ...'in tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini, davalı ... adına kesilen faturaların herhangi bir karşılığının bulunmadığını, faturalara ait irsaliye fişlerinin mevcut olmadığını, kendisi tarafından imzalanmış herhangi bir belge bulunmadığını, davacı şirket tarafından kesilen faturaların ve fişlerin hayal ürünü olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davaya konu faturalarla yakından veya uzaktan hiçbir ilgisinin olmadığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davayı kabul etmediğini, davaya itiraz ettiğini, davalı tanığının dinlenmesi halinde olayın aydınlanacağını belirterek davacı vekilinin davasının reddini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra dosya aslı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait mükellefiyet bilgi formu, 2019 yılı BA formları ve 2019 yılı gelir vergisi beyannamesini içerir müzekkere cevabı, bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen faturalardan kaynaklı .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası üzerinden 94.092,14 TL tutarlı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibarettir. Mahkememizden verilen 17/09/2021 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2025 tarih ve 2022/... Esas, 2025/... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile olan ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura alacağının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 04/03/2020 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 94.092,14-TL asıl alacak borcun ödenmesi amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafın icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından 01/07/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre; "Dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen faturalardan kaynaklı 94.092,14 TL tutarlı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Bozma ilamında, davacı tarafından davalı adına düzenlenen satım konusu faturaların, davalı tarafından kabul edilip edilmediği, ilgili vergi dairesine BA formu veya KDV beyannamesi kapsamında bildirilip bildirilmediği hususlarının araştırılması gerektiği, bu yönde yapılacak araştırma sonucunda faturaların davalı tarafından kabul edilerek vergi dairesine bildirildiğinin tespiti halinde, bu durumun teslim olgusuna etkisinin değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, Bu kapsamda dosyaya sunulan fatura örneklerinin incelenmesinde, davacı tarafından davalı adına 2019 yılı Ocak-Haziran döneminde “pirinç çubuk” açıklamasıyla altı adet fatura düzenlendiği, söz konusu faturaların 30.01.2019 tarihli 57163 numaralı 7.651,80 TL tutarlı, 27.02.2019 tarihli 57186 numaralı 23.493,86 TL tutarlı, 27.03.2019 tarihli 57208 numaralı 10.910,90 TL tutarlı, 26.04.2019 tarihli 57224 numaralı 35.538,36 TL tutarlı, 27.05.2019 tarihli 57240 numaralı 27.239,10 TL tutarlı ve 26.06.2019 tarihli 57250 numaralı 16.103,12 TL tutarlı faturalar olduğu, fatura örneklerinde malları teslim alan ve malları teslim eden kısımlarının boş olduğu, imza bölümünde de imza bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinde, davalı ...'in 2019 yılına ilişkin KDV beyannamesi sorgulama ekranları ile karşılaştırmalı alış-satış analiz kayıtlarının dosyaya gönderildiği, buna karşılık KDV beyannamesine istinaden düzenlenen fatura örneklerinin mükellefin tarh dosyasında bulunması gereken zorunlu evraklardan olmaması nedeniyle gönderilemediğinin bildirildiği, Vergi dairesi ekinde yer alan karşılaştırmalı alış-satış analiz ekranında, davacı ... Metal Endüstri Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... arasında 2019 yılına ilişkin kayıt bulunduğu, davacı şirket satırında altı adet belge kaydına yer verildiği, karşıt satış bölümünde de altı adet belge ve 110.951,00 TL tutarında mal ve hizmet kaydının bulunduğu, bu haliyle dosyaya ibraz edilen fatura sayısı ile vergi dairesi kayıtlarında görünen belge sayısının uyumlu olduğu, Buna karşılık, vergi dairesi kayıtlarının fatura bazında ayrıntılı döküm içermediği, bu nedenle her bir faturanın tek tek hangi tarih, numara ve tutar ile beyan edildiğinin mevcut kayıtlar üzerinden ayrı ayrı eşleştirilemediği, Neticeten; bozma ilamı kapsamında yapılan mali incelemede, davacı tarafından davalı adına düzenlenen altı adet faturanın fiziki örneklerinde teslim alan ve teslim eden imzalarının bulunmadığı, buna karşılık vergi dairesi tarafından gönderilen karşılaştırmalı alış-satış analiz kayıtlarında davacı şirket ile davalı arasında 2019 yılına ilişkin altı adet belge kaydının yer aldığı, bu yönüyle dava konusu faturalar ile vergi dairesi kayıtları arasında belge sayısı itibarıyla bağlantı kurulabildiği, ancak vergi dairesi tarafından gönderilen KDV beyannamesi sorgulama ekranlarının fatura bazlı ayrıntılı döküm içermediği, bu nedenle dava konusu faturaların davalı tarafından KDV beyannamesinde tarih, numara ve tutar bazında beyan edilip edilmediği yönünden mevcut kayıtlar üzerinden ayrı bir mali değerlendirme yapılmasına imkan bulunmadığından bozma ilamı uyarınca net, sağlıklı bir değerlendirmenin yapılamadığı, nihai takdir ve son kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Davalı tarafın kayıtlı olduğu ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye; mükellef ...'in 2019 yılına ait BA formları ve Yıllık KDV beyannameleri, sorgulama ekranlarının bir örneği yazımız ekinde gönderilmiş olup KDV Beyannamesine istinaden düzenlenen faturalar, mükellefin tarh dosyasında bulunması gereken zorunlu evraklardan olmadığından ilgili faturalar ise Mahkemenize gönderilemediği hususu bildirilir şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında cari hesaba ve faturaya dayalı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde faturaların düzenlendiği, faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, davalı adına düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı ve davalı tarafça süresi içerisinde icra takibine itirazda bulunduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların ve alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalı yan ticari defterlerini mahkememiz bilirkişi incelemesine sunmadığından davalı yanın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı, ancak davalıya ait Ba/Bs beyannamelerinin davacının düzenlediği dava konusu alacağa istinaden oluşturulan faturalar ve bedelleri ile uyuştuğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların usulüne uygun olarak düzenlendiği, yapılan incelemeler neticesinde, davacının ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye dayanarak düzenlendiği ve bu faturaların satılan ürünler karşılığında oluşturulduğu, ayrıca fatura konusu malların teslim edildiğine dair irsaliye kayıtlarının bulunduğu, davalının takipten önce yasal süre içerisinde davacı tarafından düzenlenen faturalara karşı somut bir itirazı veya düzenlenen bir iade faturası görülmediği, mahkememizce kurulan ara karar gereği davalı tarafın ticari kayıt ve belgelerini mahkememize ibraz etmediği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının davalı tarafın bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu, sonuç olarak davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi itibarıyla 94.092,14-TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmakla mahkememizce hükme esas alınmıştır. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturalardan dolayı 94.092,14-TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulü davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 94.092,14-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin aynı şartlarla devamına, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si (18.818,42-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 94.092,14 TL cari hesaptan kaynaklı asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin belirtilen bedel üzerinden aynı şartlarla devamına, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si (18.818,42 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 6.427,43-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.136,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.291,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 1.136,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.800,00-TL Bilirkişi ücreti (bozma öncesi ve sonrası bilirkişi ücreti dahil), 676,50-TL (bozma öncesi ve sonrası harcamalar dahil) Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.667,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı asilin yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır