İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1751 E. 2026/654 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1751
Karar No
2026/654
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/1751 Esas KARAR NO : 2026/654

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin toptan tavuk ve tavuk ürünleri satan bir şirket olup borçluya da fatura ve irsaliye ile bu ürünlerden sattığını, nezdinde borçlu için cari hesap tuttuğunu, borçlunun aldığı ürünlerin karşılığı müvekkile borçlanmış olup müvekkilinin tüm taleplerine rağmen borcunu ödemediğini, bunun üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, davalı borçlunun süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline takibin devamına, davalının kötü niyetli olması sebebi ile % 20’den az olmamak üzere müvekkiline kötü niyet tazminatı ödemesine, Masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Hmk m. 6 uyarınca genel yetkili mahkemenin ve icra dairesinin, davalı/borçlu gerçek veya tüzel kişinin takibin açıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesi olduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yeri adresinin ..." olup, ... ilçesi yönünden yetkili yargı çevresinin ... icra daireleri ve mahkemeleri olduğunu, davaya konu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, bu kapsamda öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, zamanaşımına uğramış alacak kalemlerinin takibe ve davaya konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, esasa yönelik olarak ise, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline teslimi gerçekleşmemiş siparişlerin icra takibine ve işbu davaya konu edildiğini, teslimin gerçekleştiğine ilişkin ispat yükünün davacı üzerinde olup davacının teslimi ispat edemediğini, dava konusu alacağın miktarının senetle ispat sınırının üzerinde olduğunu, teslim olgusunun bir hukuki işlem olduğunu ve tanıkla ispat edilemeyeceğini, davacının ticari defterlerine dayanmakta olduğunu, ancak kural olarak malın teslimininin ispat külfetinin satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtlarının tek başına alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, talep edilen alacağın varlığı yargılamayı gerektirme olup alacağın belirli ve likit olmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını, tüm bu nedenlerle davanın usülden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesap alacağından kaynaklanan 585.253,23 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisindeicra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, takibin durduğu görülmüştür. İİK'nun 50. maddesi gereğince HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı TBK’nın 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmü yer almaktadır. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesinin olmadığı, davalının yerleşim yerinin " ..." olduğu, davacının yerleşim yerinin "..." olduğu ve ... İcra Dairesinin yargı çevresinde bulunduğu, TBK 89. Maddesi kapsamında davacı alacaklı tarafından ... İcra Dairesi'nde icra takibi yapılabilecekken davacı alacaklı tarafından yetkisiz olan ... İcra Dairesi'nde takibinin yapıldığı, davalı borçlu tarafından usulüne uygun olarak ... İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz edildiği, seçimlik hak kendisine geçen davalı şirket tarafından şirket merkezinin bulunduğu Bakırköy İcra Dairesinin seçimlik hak olarak ileri sürüldüğü, itirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkili olmasının dava şartı olduğu, geçerli olmayan icra dairesinde yapılan takip nedeniyle artık itirazın iptali davasının da görülemeyeceği anlaşılmakla; davanın HMK 114/2 ve 115/2 Maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 732,00 TL ilam harcının peşin yatırılan 7.068,40 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılmış olan 6.336,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1751, K. 2026/654, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1751-e-2026-654-k-017a2d262452