Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/829 E. 2026/1537 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/829
Karar No
2026/1537
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/829 KARAR NO : 2026/1537

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/02/2026 NUMARASI : 2024/912 Esas 2026/165 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026

Davacı vekili ve Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı işletme arasında uzun yıllardan beri devam eden bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalının davacı şirketin imal ve ithal ettiği tarım makinelerini davacıdan satın alarak Muğla ve çevresinde sattığını, toplamda ihtarnameye konu üç adet fatura ve ayrıca dört adet fatura bakiyesi nedeni ile davalının davacıya 73.149,43 TL'sinden borçlu olduğunu, bu alacağın tahsilini teminen davalı aleyhine İzmir 8 İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 takip no'lu dosyası ile icra takibine başlandığını, 7 örnek ödeme emrinin davalıya 20.09.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 21.09.2017 havale tarihli itiraz dilekçesi ile İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün yetkisine, takip konusu borcun tamamına itiraz ederek, davacı alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığını bildirdiğini ve takibin durdurulduğundan bahisle davalı borçlunun İzmir 8.İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 takip sayılı dosyasına vaki yetki itirazının iptaline, davalı borçlunun İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 takip sayılı dosya borcuna haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline, davalının asıl alacağın % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkilinin uzun zamandır ticari alışveriş yaptığını, davacının 22.10.2015 tarihli 503136 numaralı sevk irsaliyesinin konsinye irsaliyesi olarak düzenlendiğini ve 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra nolu irsaliyeli fatura düzenlendiğini, müvekkilinin elemanının malların tamamını teslim almadan imzaladığını, bu nedenle davacının elamanı ... ile davalının elemanı ....'in dinlenmelerinin ve davacı şirketin mal stoklarına ilişkin tüm kayıtlarının incelenmesinin gerektiğini, 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra nolu irsaliyeli faturada teslim edilmeyen ve müvekkili tarafından iade edilen mallar için müvekkilinin 23.10.2015 tarih ve 194787 sıra nolu faturayı düzenleyip davacı şirkete fiilen iade edip, iade faturasını da teslim ettiğini, 01.03.2017 tarihinde davacı şirket ile davalı müvekkilinin bakiye hesap konusunda cari hesabı çıkarttıklarını ve müvekkilinin 25.234,50 TL borcunun tespit edildiğini, müvekkilinin bu borcuna karşılık davacı şirkete mal satarak teslim ettiğini, teslim ettiği malların karşılığında 15.03.2017 tarihli 159236 numaralı toplam 10.000,00 TL miktarlı fatura düzenlediğini ve teslim ettiğini, ayrıca yine .....Bankası A.Ş. ...Şubesinin muhatap olduğu 25.11.2017 tarihli 8004380 nolu 15.000,00 TL miktarlı keşidecisi müvekkili ... olan çek bizzat müvekkili tarafından düzenlenerek davacıya teslim edildiğini, bakiye hesabın 234,50 TL kaldığını, daha sonra müvekkilinin 18.08.2017 tarih 647903 sıra nolu 170,00 TL miktarlı fatura ile mal aldığını, malların teslim edilmediğini, davacı şirkete davalı müvekkilinin 404,50 TL cari hesaplaşmadan sonraki borcu ile 14.572,47 TL borcu bulunduğunu, davalı müvekkilinin yaptığı incelemeler sonucunda davacı şirket ile aralarındaki hesaplar incelendiğinde; toplamda 14.976,97 TL borcunun bulunduğunu, davayı 14.976,97 TL miktarı yönünden kabul etiklerini, davacının 01.03.2017 tarihinde internet ortamında müvekkilinin mail hesabına davacı şirketin gönderdiği mailde bulunan bakiye hesap miktarını gösterir hesap özetinin müvekkilini icra takip aşamasında yanılttığını, bu nedenle icra inkar tazminatının reddini talep ettiklerini, daha önce taraflar arasındaki 2015 yılı alış verişi, cari hesabı ve 2016'ya devir eden bakiye borcu gösteren hesap özetinin mail ile müvekkiline davacı tarafından gönderildiğini, teslim alınan ve müvekkili tarafından iade edilmeyen malların bedellerinin ödendiğini belirterek davanın 14.976,47 TL'lik kısmının kabulüne, geri kalan miktar için davanın reddi ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava; Alım satım ilişkisi kapsamında fatura alcağından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasında alım satım ilişkisinden kaynaklanan bir ticari ilişki bulunduğu, düzenlenen faturadan kaynaklanan davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 18.09.2017 tarihli icra harcı ödeme makbuzu ile düzenlenen İzmir 8.İcra Dairesi Müdürlüğü’nün 2017/12030 Esas sayılı dosyasında müvekkili ....A.Ş.’nin borçlusu .... ’dan 7 adet fatura toplamı olan; 09.09.2016 647055 393,00 09.11.2016 647245 72,00 11.11.2016 647252 72,00 18.08.2017 647903 170,00 24.08.2017 335001 14.572,47 24.08.2017 335002 46.326,77 24.08.2017 335003 11.845,69 TOPLAM 73.451,93 TL üzerinden icra takibi başlatmış olduğu anlaşılmaktadır. Konsinye satış, malın mülkiyet devri yapılmaksızın, mal satış sorumluluğunu üstelenen bir kişiye (komisyoncuya) gönderilmesi ve ödemenin mal satışından sonra yapılmak şartıyla işleyen bir satış şekli olup TBK 532-546 düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta; üzerinde durulması gereken husus uyuşmazlığa konu malların (21 adet power, 30 adet hasat başlığı ve 13 adet hasat başlığının) Davalı ....’a teslim edilip edilmediği veya eksik teslim edilip edilmediği ile teslim edilmiş ise uyuşmazlığa konu iş bu ürünlerin Davacı ...’ye iade edilip edilmediğine ilişkindir. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan dolup davaya konu somut olayda davacı tarafça 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 11/11/2016 tarih 72,00 TL, 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL, 24/08/2017 tarih 14.572,47 TL, 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 18/08/2017 tarih 170,00 TL olmak üzere 7 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle toplam 73.149,43 TL asıl alacak üzerinden davaya konu icra takibi başlatılmıştır. İş bu davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle, takip talebi dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takibe konu faturaların tamamının davacıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olduğunun kayıtlı olmasına rağmen davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde takibe konu 7 adet faturadan sadece 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 11/11/2016 tarih 72,00 TL bedelli ve 18/08/2016 tarih 170,00 TL bedelli 4 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ödeme yapılmadığı dikkate alınarak davacının bu faturalar yönünden alacaklı olduğunun açık olduğu, buna karşılık takibe konu olan diğer 24/03/2017 tarih 14.572,47 TL 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL ve 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL bedelli 3 adet faturanın ise davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bu durumda takip konusu faturalardan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 3 adet fatura yönünden taraf defterleri arasında tutarsızlık bulunduğu görülmüş olup 3 faturadan; *14.572,47 TL'lik fatura yönünden; davalı tarafça cevap dilekçesinin 6.bendinde "davalının davacı şirkete taraflar arasındaki cari hesaplaşmadan sonra kalan 404,50 TL ve yine 14.572,47 TL olmak üzere toplam 14.976,97 TL borcunun bulunduğu, bu tutar yönünden davayı kabul ettikleri, bu fatura yönünden davacının alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. *46.326,77 TL'lik fatura yönünden, davacının davalıya İrsaliyeli Fatura ile 186.347,88 TL tutarında mal satış faturası düzenlediği ve faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş ise de davalının 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra no.lu irsaliyeli faturada davacının eksik teslim yaptığı iddiası ile teslim alınmayan mallara ilişkir 23.10.2015 tarih ve 194787 sıra no.lu 48.149,19TL iade faturası düzenleyip davacı şirket elemanı ...'a teslim ettiği ve davacının bu iade faturasını defterine kayıt ettiği görülmektedir. Her ne kadar davalının düzenlediği irsaliyeli faturada teslim alan/teslim eden isim ve imzaları yok ise de iade faturasının düzenlenme gerekçesinin eksik teslim edilen mallar olması dolayısıyla teslim alınmayan malların iade edilmesi de mümkün olmayacağından, netice olarak davacı iade faturasını defterine kaydedip iadeyi kabul etmekle davalının eksik mal gönderildiği ve iade faturasının bu nedenle düzenlediği yönündeki iddiasını ispatladığı aksini ispat yükünün davacıda olduğu konsinye mal teslim eden davacının bu defa konsinye alan davalıya “konsinye irsaliye olarak düzenlenmiştir.” Yazılı olarak düzenledikleri Sevk İrsaliyesindeki ticari malları davalı tarafın bu davada kabul etmediği 24.08.2017 tarihli, C-335002 no’lu 46.326,77 TL olarak faturaya dönüştürdükleri anlaşılmaktadır. Davacının düzenlediği takip konusu C-335002 no’lu 46.326,77 TL faturanın davalı defterinde kayıtlı olmaması, faturanın düzenlenme nedeni ve önceki kayıtlara bakıldığında 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra no.lu irsaliyeli faturada teslim edilmeyen ve davalı tarafından teslim alınmayan mallar için davalının 23.10.2015 tarih ve 194787 sıra no.lu 48.149,19TL iade faturası düzenleyip davacının davalının düzenlediği iade faturasını kendi defterine kaydedip iadeyi kabul etmesiyle bu fatura yönünden alacaklı olduğu ve teslimi yaptığını ispat yükünün davacıda olduğu davacının bu fatura yönünden alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. *davalı defterinde kayıtlı olmayan 24.08.2017 tarihli Seri C 335003 sıra no.lu 11.845,69 TL miktarlı faturanın ise (22/10/2015 tarihli 503136 nolu konsinye irsaliyeye istinaden düzenlendiği yazılı olup davalı çalışanı(SGK kayıtlarına göre) .... imzası ile teslim alındığı anlaşılmaktadır. Davacının 24.08.2017 tarihli düzenlediği 11.845,69 TL tutarındaki, davalı tarafın bu davada kabul etmediği ve malın cinsi - miktarı – tutarı 22.10.2015 tarihli irsaliyedeki bilgilerle aynı olan faturayı düzenlediği tespit edilmiştir. Faturanın davacıya ait defter kayıtlarında mevcut olduğu, davalının defter kayıtlarında ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu faturanın ticari defterlere kayıt edilmemiş olması davalının bu fatura nedeni ile borçlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Teslimin yapıldığı ortadadır aksini iddia eden davalının faturanın içeriğini teslim almadığını ispatlaması gerekmektedir. Ancak davalı aksini ispatlayamamıştır. Açıklanan nedenlerle bu fatura yönünden davalının davacıya borçlu olduğu kanaatine varılmıştır. Netice olarak davalı yanın 73.149,43-TL'den,24.08.2017 335002 46.326,77 TL bedelli faturanın düşümüyle bakiye 26.822,66 TL yönünden davacının davasını ispatladığı ve davalının davacıya bu miktar üzerinden borçlu olduğunun tespit edildiği,Davacının takip talebinde 73.149,43-TL asıl alacak talep ettiği görülmekle davanın Kısmen Kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine ve takip tarihinden sonra dava tarihine kadar davalının herhangi bir ödeme yapmadığı, davacı tarafından davalının usulüne uygun olarak temerrüde düştüğüne ilişkin delilin dosyaya ibraz edilmediği, icra takibi öncesi temerrüt oluşmadığı, temerrüt icra takip tarihi olan 18.07.2017 tarihinde oluştuğu, icra takip tarihinden itibaren davacının taleplerinin doğrultusunda %9,75 avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varılmış, davacının faize ilişkin itirazlarının bozma konusu yapılmamış olması nedeniyle bozma öncesi kararda belirtilen faiz oranı aynı bırakılmış, İzmir 8. İcra Müdürlüğü' nün 2017/12030E. sayılı dosyasında davalının 26.822,66 TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptaline, 26.822,66TL lik asıl alacağa yıllık % 9.75 oranında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, İzmir 8. İcra Dairesinin 2017/12030 Esas sayılı takip dosyasına yapılan 26.822,66-TL alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİNE, 26.822,66-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak TAKİBİN DEVAMINA, Alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf ve ek istinaf dilekçesinde özetle; faize ilişkin istinaf talepleri yönünden; her ne kadar ilk derece mahkemesi kararının hüküm kısmında " 26.822,26 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takibin devamına" karar verilmiş ise de, kararın gerekçe bölümünde temerrüt icra takip tarihi olan 18.07.2017 tarihinde oluştuğunu, icra takip tarihinden itibaren davacının taleplerinin doğrultusunda %9,75 avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varıldığını, davacının faize ilişkin itirazlarının bozma konusu yapılmamış olması nedeni ile bozma öncesi kararda belirtilen faiz oranının aynı bırakıldığını, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 Esas sayılı dosyasında davalının 26.822,66 TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptaline, 26.822,66 TL'lik asıl alacağa yıllık %9.75 oranında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verildiğini, verilen kararın gerekçe bölümü ile hüküm bölümü arasında mübayenet oluştuğunu, davaya konu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 sayılı dosyasına dayanak takip talebinde "73.149,43.-TL alacağın takip tarihinden itibaren, icra giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacağın 'reeskont avans' oranlarında işleyecek faizi ile birlikte BK m.100'e göre tahsili" nin talep edildiğini, her ne kadar takip tarihinde reeskont avans faizinin güncel oranının %9,75 ise de; bu oranın değişken olduğunu, bu sebeple mahkemece avans faizinin yüzdesinin sabitlenerek alacağa %9,75 avans faizi işletilmesine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip talebinde talep edildiği üzere " Alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi " gerekirken avans faiz oranının % 9,75 olarak sabitlenmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, alacağa işletilecek avans faizine yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takibin devamına şeklinde yeniden karar verilmesini, davanın kısmen reddine ilişkin istinaf nedenleri yönünden; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında; 46.326,77 TL'lik fatura yönünden, davacının davalıya irsaliyeli fatura ile 186.347,88 TL tutarında mal satış faturasının düzenlediğini ve faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı bulunduğunun tespit edilmiş ise de, davalının 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra no.lu irsaliyeli faturada davacının eksik teslim yaptığı iddiası ile teslim alınmayan mallara ilişkin 23.10.2015 tarih ve 194787 sıra no.lu 48.149,19 TL iade faturası düzenleyip davacı şirket elemanı ...'a teslim ettiğini ve davacının bu iade faturasını defterine kayıt ettiğinin görüldüğünü, her ne kadar davalının düzenlediği irsaliyeli faturada teslim alan/teslim eden isim ve imzaları yok ise de, iade faturasının düzenlenme gerekçesinin eksik teslim edilen mallar olması dolayısıyla teslim alınmayan malların iade edilmesinin de mümkün olmayacağından, netice olarak davacının iade faturasını defterine kaydedip iadeyi kabul etmekle davalının eksik mal gönderildiğini ve iade faturasının bu nedenle düzenlediği yönündeki iddiasını ispatladığını, aksinin ispat yükünün davacıda olduğunu, konsinye mal teslim eden davacının bu defa konsinye alan davalıya konsinye irsaliye olarak düzenlendiğini, yazılı olarak düzenledikleri sevk irsaliyesindeki ticari malları davalı tarafın bu davada kabul etmediği 24.08.2017 tarihli, C-335002 no’lu 46.326,77 TL olarak faturaya dönüştürdüklerinin anlaşıldığını, davacının düzenlediği takip konusu C-335002 no’lu 46.326,77 TL faturanın davalı defterinde kayıtlı olmamasının, faturanın düzenlenme nedeni ve önceki kayıtlara bakıldığında; 22.10.2015 tarih ve 026790 sıra no.lu irsaliyeli faturada teslim edilmeyen ve davalı tarafından teslim alınmayan mallar için davalının 23.10.2015 tarih ve 194787 sıra no.lu 48.149,19TL iade faturası düzenleyip davacının davalının düzenlediği iade faturasını kendi defterine kaydedip iadeyi kabul etmesiyle bu fatura yönünden alacaklı olduğu ve teslimi yaptığını ispat yükünün davacıda olduğu davacının bu fatura yönünden alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varıldığını, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarının incelendiğinde; 21.01.2019 tarihli bilirkişi kök raporunun 9 sahifesinde " Davacının tarafımıza sunduğu belgeler ile davalı tarafa ait belgeler ve önceli bilirkişi raporunda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, düzenlenen belgelerin ve defter kayıtlarının davacının iddialarını doğrular nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. " denildiğini, 19.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda davalının 23.10.2015 tarihli, A-194787 iade irsaliyeli fatura 48.149,19 TL faturasına ilişkin olarak " dolayısıyla davalı çalışanlarına ait sgk dokümanlarından çalışan isim kontrolü yapılabilmesi için görseli paylaşılan irsaliyeli faturada davalı tarafa ait isim yazılı olmadığından hangi ismin inceleneceği de belli değildir. " denilmiş ise de, davaya konu faturalardan 24.08.2017 tarih, 335001 sıra nolu ve 14.572,47 TL bedelli faturanın dayanağı olan 28.08.2015 tarihli 503074 nolu İrsaliye altında teslim alan olarak imzası bulunan ...'ın davalı işyerinde çalıştığı SGK müzekkere cevabı ile sabit olduğunu, davaya konu 24.08.2017 tarih ve 335002 Sıra nolu 46.326,77 TL bedelli fatura 22.10.2015 tarih ve 026790 Sıra nolu sevk irsaliyesine istinaden kesilmiş olup bu sevk irsaliyesinin altında teslim alan olarak ....'in imzası bulunan davalı işyerinde çalıştığı SGK müzekkere cevabı ile sabit olduğunu, davaya konu 24.08.2017 tarih ve 335003 Sıra Nolu KDV dahil 11.845,69 TL bedelli fatura 22.10.2015 tarih ve 503136 Sıra nolu sevk irsaliyesine istinaden kesilmiş olup bu sevk irsaliyesinin altında teslim alan olarak ....'in imzası bulunan davalı işyerinde çalıştığı SGK müzekkere cevabı ile sabit olduğunu, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporları ile davacı tarafın iddiaları doğrulandığı halde, ilk derece mahkemesince davacının 46.326,77 TL'lik fatura yönünden, alacaklı olduğunu ispatlayamadığı şeklindeki değerlendirme ve kanaatinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/485 Esas, 2024/1661 Karar sayılı 02.10.2024 tarihli kararında belirtilen hususlara cevap verilmediğini, 02.10.2024 taihli istinaf mahkemesinin ilamının 7. sayfasında; "...13.02.2020 tarihli itiraz dilekçesinin sunulduğu, ancak davalı vekili tarafından sunulan itirazlarla ilgili bilirkişilerden ek rapor alınmaksızın ve bu kapsamda davalı vekilinin itirazları değerlendirilmeksizin ve ayrıca davalı vekilinin cevap dilekçesindeki kısmi kabul beyanı da dikkate alınmaksızın ilk derece mahkemesince esas hakkında hüküm kurulduğu görülmüştür.." denildiğini ancak itirazları doğrultusunda ek rapor aldırılmadığını, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının yeterli, geçerli gerekçesinin bulunmadığını, eksik araştırma ile çelişkili bilirkişi raporları ile karar verildiğini, müvekkilinin davanın hiçbir aşamasında 335001 Sayılı 24.08.2017 tarihli 14.572,47 TL miktarlı faturayı kabul beyanının bulunmadığını, bilirkişinin 21.01.2019 tarihli raporunda; 07.11.2017 tarihli dilekçede 335001 sayılı 24.08.2017 tarihli 14.572,47 TL miktarlı faturayı davalı tarafın kabul ettiğini belirttiğini, fakat davalı müvekkilinin cevap dilekçesinde veya diğer beyanlarında faturayı kabul ettiğine ilişkin ne beyanının, ne de kabulünün bulunmadığını, 31.07.2017 tarihli 166918 no.lu iade faturasının dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki mail yolu ile yapılan mutabakatın hiç dikkate alınmadan mahkemece karar verildiğini, davalı müvekkili şirkete 01.03.2017 tarihinde davacı şirket tarafından gönderilen daha önce ve önceki istinaf dilekçelerinin ekinde de dosyaya sundukları, mail çıktısında görüldüğü üzere taraflar arasında cari hesap bakiye mutabakatının yapılmış olup bu cari hesap mutabakatının mahkemece hiç dikkate alınmadan karar verildiğini, bu konuda hiç inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, konsinye satış kurallarının dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, konsinye satış kurallarına uyulmadan davacı tarafından sevk irsaliyesi, konsinye fatura düzenlendiğini ve mahkemece dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili tarafından davacı şirket adına düzenlenen 15.03.2017 tarihli 159236 no.lu 10.000,00 TL miktarlı irsaliyeli faturanın hiç dikkate alınmadığını, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmekte iken giderilmeden karar verildiğini, %20 icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, müvekkilinin icra takibine ve borca itirazında kötüniyetli olmadığını, davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada ilk derece mahkemesinin kararında kabul edilen miktarın 26.822,66 TL olup fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, dava değerinin 73.149,43 TL olup, kararda davacı lehine 26.822,66 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davada ret edilen miktarın 46.326,77 TL olmasına rağmen davalı taraf için de 26.822,66 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davada davalı tarafça kabul edilen miktarın, kabul beyanının dikkate alınmadan davalı müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf taleplerinin üzerine ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasının pek muhtemel olduğunu, dava konusu edilen faturaların İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7511 (Eski 2017/12030) Esas sayılı takip dosyasında takip konusu yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi kapsamında açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden daha öncesinde mahkemece 16/02/2021 tarih, 2019/114 Esas ve 2021/129 Karar sayılı karar ile" İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulüne, İzmir 8. İcra Dairesinin 2017/12030 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, 73.149,43- TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9.75 avans faizi uygulanarak takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İş bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 2021/485 Esas, 2024/1661 Karar ve 02/10/2024 tarihli ilamı ile; "Dava; İİK 67. maddesi kapsamında açılmış olan itirazın iptali davasıdır. HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan dolayı davacının davalıdan 73.149,43 TL bakiye alacaklı olduğu, iş bu alacağın talep edilmesine rağmen davalı tarafça ödenmediğinden bahisle takip ve davaya konu fatura bedellerinin tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 22/10/2015 tarih 503156 numaralı sevk irsaliyesi (konsinye irsaliyesi olarak) ve 22/10/2015 tarih 026790 sıra nolu irsaliyeli fatura düzenlendiği, davalı elemanının malların tamamını teslim almadan faturayı imzaladığı, 026790 sıra nolu irsaliyeli faturada teslim alınmayan ve yine davalı tarafından iade edilen mallar için davalı tarafça 23/10/2015 tarih ve 194787 sıra nolu faturanın düzenlenip fiilen iade gerçekleştirilip faturanın karşı tarafa teslim edildiği, taraflar arasında cari mutabakat sonucunda davalının davacıya 25.234,50 TL borcunun olduğunun tespit edildiği, bu tutar borç karşılığında davalı şirketçe davacıya mal satılarak teslim edildiği, bunun karşılığında 15/03/2017 tarih 159236 nolu toplam 10.000,00 TL miktarlı fatura düzenlendiği ve teslim edildiği, ayrıca 25/11/2017 keşide tarihli ve 15.000,00 TL'lik çekin davalı tarafından düzenlenerek davacıya verildiği ve bu şekilde davacının bakiye alacağının 234,50 TL olarak kaldığı, daha sonra davacının davalıdan 18/08/2017 tarih ve 170,00 TL tutarla faturayla mal aldığı ve bakiye borcun 404,50 TL kaldığı, bu nedenle davalının davacı şirkete 404,50 TL cari hesaplaşma ve 14.572,47 TL olmak üzere toplam 14.976,97 TL borcu bulunduğundan bahisle takibe konu tutarın 14.976,97 TL'lik kısmı açısından davayı kabul ettiklerinden bahisle 14.976,67 TL açısından davanın kabulüne, geri kalan kısım açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulüne, İzmir 8. İcra Dairesinin 2017/12030 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, 73.149,43- TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9.75 avans faizi uygulanarak takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İşbu karar davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12030 (yeni 2024/7511) Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 18/09/2017 tarihinde, 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 11/11/2016 tarih 72,00 TL, 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL, 24/08/2017 tarih 14.572,47 TL, 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 18/08/2017 tarih 170,00 TL olmak üzere toplam 7 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle 73.149,43 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, icra müdürlüğünce icra takip dosyası üzerinden düzenlenen ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı borçlu tarafından süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden davalı tarafça icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde borca itiraz yanında davalının ikametgahı itibarıyla Yatağan İcra Dairelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile İzmir İcra Dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı tarafın icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu yetki itirazının 21.01.2019 tarihli duruşmada reddedildiği görülmüştür. TBK 89. maddesine göre " Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir...." Dava, itirazın iptali davası olup icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde öncelikli olarak icra dairesinin yetkisine itirazın değerlendirimesi gerekir. Zira itirazın iptali davaları açısından geçerli bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. İİK m. 50, HMK m. 10 ve TBK m. 89 hükümlerine göre borcun ifa yerine ilişkin aksine bir hüküm yoksa para borçlarının ifa yeri alacaklının ikametgahı olduğu için para alacaklarının tahsili için başlatılan takiplerde davacının ikametgahı icra dairesi de yetkilidir. Dava konusu somut olayda davacı alacaklının ikametgahı, takip talebine ekli vekaletnamada Menderes/ İzmir olarak gösterilmiş olup, takip İzmir İcra dairelerinde başlatılmıştır. Davalı ikametgah adreslerinin Yatağan olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. Ayrıca dava konusu somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişki davalı tarafça inkar edilmediği gibi taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlarla da taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu sabittir. Takip talebinde davacı şirket adresi Menderes olarak gösterilmiş olup bu adres itibarıyla TBK 89. maddesi gereğince Menderes İcra Daireleri ve davalının ikametgahı itibarıyla da İİK 50. maddesi yollaması ile HMK 6. maddesi gereğince Yatağan İcra Daireleri yetkilidir. Bu durumda her ne kadar İzmir'in Menderes İlçesinde İzmir İcra Dairelerinden bağımsız olarak ayrı icra daireleri bulunduğundan dava konusu takibin başlatıldığı İzmir İcra dairesi taraflar açısından yetkili icra dairesi değil ise de; dosyanın incelenmesinden davalı vekili tarafından icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde borca itirazı yanında icra dairesinin yetkisine karşı da itirazda bulunduktan sonra davalının icra takibine vaki itirazının iptali için açılan eldeki iş bu dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde davanın 14.976,47-TL' lik kısmını kabul ettiğini bildirmiştir. HMK 311. maddesi gereğince kabul beyanı kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğundan ve davalının bu yöndeki iradesinin önüne hiç bir şey geçemeyeceğinden davalı tarafın bu yöndeki kısmi kabul iradesi karşısında icra dairesinin yetkisine itirazın sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesinin icra dairesinin yetkisine itirazın reddine ilişkin ara kararına dayanak gerekçesi yerinde değil ise de sonuç itibarıyla doğru olduğundan davalı vekilinin yetki itirazının reddine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, düzenlenen 25/04/2019 tarihli raporda, icra takibine konu 7 adet faturadan 09/09/2016 tarih 393,00 TL bedelli, 09/11/2016 tarih 72,00 TL bedelli ve 11/11/2016 tarih 72,00 TL bedelli 3 adet faturanın davalı şirkete ait 2016 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 18/08/2016 tarih 170,00 TL bedelli faturanın ise davalı şirketin 2017 ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, takibe konu olan diğer 24/03/2017 tarih 14.572,47 TL, 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL ve 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL bedelli 3 adet faturanın ise davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, söz konusu faturaların Yatağan Noterliği'nin 06/09/2017 tarih ihtarnamesiyle davacı tarafa iade edildiği, yine davalı şirketin 2017 yılı ticari defterleri incelendiğinde 25/11/2017 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çekin ticari defterlere kaydedildiği ve 27/11/2017 tarihinde bankadan ödendiğinin anlaşıldığı, bu işlemler neticesinde 31/12/2017 tarihi itibariyle davacının cari hesaptan kaynaklı alacağının 321,73 TL olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Yine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacıya ait ticari defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesin de düzenlenen 21/01/2019 tarihli rapora göre dava konusu 7 adet faturanın aynen kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 73.149,43 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan dolup davaya konu somut olayda davacı tarafça 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 11/11/2016 tarih 72,00 TL, 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL, 24/08/2017 tarih 14.572,47 TL, 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 18/08/2017 tarih 170,00 TL olmak üzere 7 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle toplam 73.149,43 TL asıl alacak üzerinden davaya konu icra takibi başlatılmıştır. İş bu davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle mahkemece takip talebi dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takibe konu faturaların tamamının davacıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olduğunun kayıtlı olmasına rağmen davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde takibe konu 7 adet faturadan sadece 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 11/11/2016 tarih 72,00 TL bedelli ve 18/08/2016 tarih 170,00 TL bedelli 4 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık takibe konu olan diğer 24/03/2017 tarih 14.572,47 TL 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL ve 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL bedelli 3 adet faturanın ise davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bu durumda takip konusu faturalardan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 3 adet fatura yönünden taraf defterleri arasında tutarsızlık bulunduğu görülmüş olup davalı tarafça cevap dilekçesinin 6.bendinde "davalının davacı şirkete taraflar arasındaki cari hesaplaşmadan sonra kalan 404,50 TL ve yine 14.572,47 TL olmak üzere toplam 14.976,97 TL borcunun bulunduğu, bu tutar yönünden davayı kabul ettiklerini ancak bakiyesi yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 22/01/2020 havale tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere karşı davalı tarafça 13/02/2020 tarihli itiraz dilekçesinin sunulduğu, ancak davalı vekili tarafından sunulan itirazlarla ilgili bilirkişilerden ek rapor alınmaksızın ve bu kapsamda davalı vekilinin itirazları değerlendirilmeksizin ve ayrıca davalı vekilinin cevap dilekçesindeki kısmi kabul beyanı da dikkate alınmaksızın ilk derece mahkemesince esas hakkında hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu kapsamda davalı vekilinin dosyaya sunulan 22/01/2020 havale tarihli rapora karşı sunmuş olduğu 13/02/2020 tarihli itiraz dilekçesindeki, özellikle davalı tarafça düzenlendiği belirtilen 23.10.2015 tarih 194789 sıra nolu 48.149,19 TL bedelli iade faturasının davacı ve davalı ticari defterlerine işlenmiş olmasına rağmen bu iade faturasının bilirkişilerce dikkate alınmadığı yönündeki ve itiraz dilekçesinde belirtilen diğer itirazların tek tek değerlendirilmesi açısından daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak ve yine davalı vekilinin cevap dilekçesindeki kısmi kabul beyanı da dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasına karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece istinaf incelemesine konu karar ile " Davacının davasının kısmen kabulüne, İzmir 8. İcra Dairesi'nin 2017/12030 Esas sayılı takip dosyasına yapılan 26.822,66 TL alacak yönünden itirazın iptaline, 26.822,66-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Daha sonrasında davalı vekilinin tavzih dilekçesi kapsamında 06/04/2026 tarihli karar ile; "Davalılar vekilinin 24.03.2026 tarihli hükmün tashihi isteklerinin KABULÜ ile, Mahkememizin 2024/912 Esas, 2026/165 Karar sayılı, 19.02.2026 tarihli ilamında hükmün 1. Numaralı bendinin;"İzmir 8. İcra Dairesinin 2017/12030 Esas sayılı takip dosyasına yapılan 26.822,66-TL alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİNE, 26.822,66-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9.75 avans faizi uygulanarak TAKİBİN DEVAMINA, " şeklinde düzeltilmesine İstinaf incelemesine konu karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin önceki kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan dolup davaya konu somut olayda davacı tarafça 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 11/11/2016 tarih 72,00 TL, 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL, 24/08/2017 tarih 14.572,47 TL, 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 18/08/2017 tarih 170,00 TL olmak üzere 7 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle toplam 73.149,43 TL asıl alacak üzerinden davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takibe konu faturaların tamamının davacıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olduğunun kayıtlı olmasına rağmen davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde takibe konu 7 adet faturadan sadece 09/09/2016 tarih 393,00 TL, 09/11/2016 tarih 72,00 TL ve 11/11/2016 tarih 72,00 TL bedelli ve 18/08/2016 tarih 170,00 TL bedelli 4 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık takibe konu olan diğer 24/03/2017 tarih 14.572,47 TL 24/08/2017 tarih 46.326,77 TL ve 24/08/2017 tarih 11.845,69 TL bedelli 3 adet faturanın ise davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.Bu durumda takip konusu faturalardan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 3 adet fatura yönünden taraf defterleri arasında tutarsızlık bulunduğu görülmüş olup davalı tarafça cevap dilekçesinin 6.bendinde "davalının davacı şirkete taraflar arasındaki cari hesaplaşmadan sonra kalan 404,50 TL ve yine 14.572,47 TL olmak üzere toplam 14.976,97 TL borcunun bulunduğu, bu tutar yönünden davayı kabul ettiklerini ancak bakiyesi yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı tarafça cevap dilekçesinin 6.bendinde "davalının davacı şirkete taraflar arasındaki cari hesaplaşmadan sonra kalan 404,50 TL ve yine 14.572,47 TL olmak üzere toplam 14.976,97 TL borcunun bulunduğu, bu tutar yönünden davayı kabul ettiklerini ancak bakiyesi yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Dairemizin daha önceki kaldırma kararında "... davalı vekilinin cevap dilekçesindeki kısmi kabul beyanı da dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasına karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir." denilmiş olmasına rağmen mahkemece bu husus gözetilmeden, Dairemizce daha önce verilen kararın gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/02/2026 tarih, 2024/912 Esas ve 2026/165 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan toplam 1.464,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 7-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 8-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 9-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 23/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/829, K. 2026/1537, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-829-e-2026-1537-k-61d49efe15e9