İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1314 E. 2026/589 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1314
- Karar No
- 2026/589
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1314 Esas KARAR NO : 2026/589
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/03/2026 KARAR TARİHİ : 01/09/2026
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri ile birleştirilmesine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas numarasına kayıtlı davanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmakla dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın davalıya transfer hizmeti sunduğunu, bu hizmet karşılığında 31.08.2024 tarihinde 20.460,00 TL, 14.09.2024 tarihinde 23.760,00 TL, 07.10.2024 tarihinde 11.280,00 TL ve 31.01.2025 tarihinde 10.200,00 TL tutarında faturalar düzenlediğini, davalının faturalara yasal süresinde itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiğini, şifahi taleplere rağmen ödeme yapılmadığını, ... 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, alacağın likit ve belirlenebilir olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ile müvekkili şirket arasında iddia edilen borca ilişkin herhangi bir hesap mutabakatı düzenlenmediğini, davacının alacaklarını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen faturaların tek başına hizmetin ifa edildiğini kanıtlamadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkisi ispatlanmadan faturaların tek başına akdi ilişkiyi kanıtlamayacağını, davacının HMK 200. madde uyarınca yazılı delil sunması gerektiğini, sunulan faturalarda teslim alan imzası bulunmadığını, kargo belgelerinin içeriğinin belirsiz olduğunu, davacının ticari defter kayıtlarının dayanağının usulüne uygun olduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının yeni delil sunmasına muvafakat etmediklerini, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin alacağın muacceliyetine bağlı olduğunu, bilirkişi incelemesi ile alacağın muaccel olup olmadığının ve faiz hesaplamasının doğruluğunun araştırılması gerektiğini, temerrüt faizi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının herhangi bir sözleşme sunmadığını, fatura bedellerinin rayice uygun olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddinin zorunlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava İtirazın İptali davasıdır. HMK'nun 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 65.710 TL asıl alacak, 28.607,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.317,71 TL alacak üzerinden borçlu aleyhine cari hesap bakiyesi alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 22/01/2026 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 23/01/2026 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan 03/07/2026 tarihli beyan dilekçesi ile davacı ile sulh oldukları belirtilerek herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 28/08/2026 tarihli dilekçe ile davalı ile sulh oldukları belirtilerek herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. HMK'nın 313. maddesi; "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."; HMK'nın 314. maddesi; "Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."; HMK'nın 315. maddesi; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir."; HMK'nın 331. maddesi; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklindedir. Dosya ve tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı sulh olduklarına yönelik beyanda bulunularak herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı belirtilmiştir. Tarafların HMK'nın 313. maddesi uyarınca sulh oldukları anlaşılmakla mahkememizce sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilemesine yer olamadığına karar verilmiştir. Taraf vekillerinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından mahkememizce taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle tarafların sulh olması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar tesisine yer olmadığına; taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- TARAFLARIN SULH OLMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 488,00-TL harçtan daha önceden ödenen 732,00-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 244,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 4-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 5-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 6.000,00 TL'nin davalı vekilinin 03/07/2026 tarihli beyan dilekçesi doğrultusunda davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 01/09/2026
Katip ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Başkan ... e-imzalı