Diğer ·

2026/118 E. 2026/114 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/118
Karar No
2026/114
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/118 ESAS KARAR NO : 2026/114

DAVA : Menfi Tespit (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/06/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının , Türkiye'de ve akademik dünyada tanınan bir eser sahibi olduğunu, taraflar arasında 22/06/2022 tarihli bir belge imzalandığını, bu belgenin yasal şekil ve içerik şartlarını taşımadığını, davacı ait hangi eserlerin sözleşme kapsamında olduğunun açık tek tek belirlenmediğini, hangi mali hakların davalıya devredildiğini veya hangi haklar için kullanım ruhsatı verildiğinin ayrı ayrı gösterilmediğini, çoğaltma , yayma, işleme , dijital yayım, temsil , umuma iletim gibi hakların kapsamının belirgin şekilde ayrıştırılmadığını, baskı adedinin kararlaştırılmadığını, sözleşmenin süresinin kesin ve açık biçimde belirlenmediğini, sözleşmenin beş yıl süreli olduğu ileri sürülmekle birlikte, bu sürenin eserin ilk basımından itibaren başlayacağı belirtilerek süre fiilen belirsiz ve davacının aleyhine olacak biçimde davalının tek taraflı davranışına bağlandığını, davalının eseri hangi makul süre içinde basacağı , basmadığı takdirde hangi hukuki sonuçların doğacağının açıkça düzenlenmediğini, bu nedenle geçen dört yılda bir eser hariç asıl eserlerin hiç birisinin basılmadığını, bu eserler için hak devrinin ne zaman yürürlüğe gireceğinin davalı insafına bırakılamayacağını, bu durumun irade fesadına yol açacak nitelikte bir ihlal olduğunu, yayımcının temel borcunun eseri özenle yayıma hazırlamak, basmak, çoğaltmak , dağıtmak , tanıtmak ve eser sahibine karşı hesap verme yükümlülüğüne yerine getirdiğini, davalının bu asli borçlarını yerine getirmediğini, davalının geçen 4 yıllık sürede eserleri makul sürede yayımlanmadığını, ihtardan sonra da hiçbir olumlu işlem yapmadığını, en önemlisi yayınevi sahibi müvekkilin hiçbir telefon , email ve whatsapp mesajına cevap vermediğini, davasının kabulüne, öncelikle dava sonuna kadar davalının davacı ...'a ait eserleri basmasının , çoğaltmasının , dağıtmasının , satışa arz etmesinin , dijital ortamda yayımlanmasının , kataloglarında hak sahibi / yayımcı olarak göstermesinin ve üçüncü kişilere hak devri veya ruhsat vermesinin ihtiyati tedbir yoluyla yasaklanmasına, davacı ile davalı arasında 22/06/2022 tarihinde imzalandığı ileri sürülen yayım/ telif sözleşmesi niteliğindeki belgenin , FSEK m.52 ve TBK m.491 başta olmak üzere emredici hükümlere aykırılık nedeniyle geçersiz hükmünde olduğunun tespitini, mahkeme aksi kanaatte ise anılan sözleşmenin davacı tarafından gönderilen noter ihtarları ile haklı nedenle sona erdirildiğinin veya FSEK m.58 kapsamında cayma hakkının kullanılmasıyla hükümsüz hale geldiğinin tespitini, davalının davacı ...'a ait eserler üzerinde 22/06/2022 tarihli belgeye dayanarak herhangi bir mail hak, yayım hakkı, çoğaltma hakkı, dağıtma hakkı, dijital yayım hakkı, ruhsat veya tasarruf yetkisinin bulunmadığının tespitini, davalının sözleşme devam ettiği ve davacı eserleri üzerinde hak sahibi olduğu yönündeki iddiasından kaynaklanan muarazanın giderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkil şirket ile davacı taraf arasında tüm eserleri için 22/06/2022 tarihli " Telif Hakkı Devir Sözleşmesi" akdedildiğini, işbu sözleşme gereği davacı tarafa ait bazı eserler basılmış ve telif ücretlerinin davacı tarafa ödendiğini, bu süreçte basımı yapılan ve telif ücreti ödenen eserler ortadayken sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia etmek iyi niyetten uzak T.M.K.2. Maddesi gereği hakkın kötüye kullanıldığını, müvekkil şirket ile davacı taraf arasında tüm eserli için akdedilmiş 22/06/2022 tarihli "Telif Hakkı Devir Sözleşmesi" nin halen geçerli olduğunu, cayma koşullarının gerçekleşmediğini, davacı tarafın iddiaların aksine müvekkil şirket yetkilileri , editörleri ve diğer çalışan sürekli davacı taraf ile iletişimde olduğunu, davacı taraf vekilince keşide edilen ihtarnamelere karşı cevabi ihtarnameler keşide edildiğini, müvekkil şirket tarafından keşide edilen ihtarnamelerde de görüleceği üzere müvekkil şirket iyi niyetli olup sözleşme hükümlerine uygun davrandığını, ihtiyati tedbir talebinin reddini, davacının tüm taleplerinin ve davanın reddini, yargılama masraflarını ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Davalının cevap dilekçesinin dava dilekçesinde ortaya koyulan temel vakıaları çürütmediğini, aksine bir kısmını ikrar ettiğini, bazı eserlerin basılmış ve bunlara ilişkin telif ödenmiş olması , FSEK m.52'ye aykırı genel ve belirsiz bir mali hak devrini geçerli hale getirmeyeceğini, kısmi ifa olsa basılan somut eserler yönünden sınırlı bir yayım ilişkisi doğurabilir, davacının bütün külliyatı üzerinde sınırsız bir mali hak devri yaratmadığını, eserin yayımlanmamasının davacıdan kaynaklandığı iddiasının dosyadaki yazılı delillere aykırı olduğunu, davalının sürekli bir iletişim kurduk savunmasının somut belgelerle çeliştiğini, ihtarnamede cayma hakkını kullandığının açık olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin gerekçesi davalının bizzat cevap dilekçesiyle daha da somut bir hale geldiğini, davalının cevap dilekçesindeki itiraz ve savunmalarının reddini, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın kabulünü talep ettiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE : Uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasında 22/06/2022 tarihinde imzalandığı ileri sürülen yayım sözleşmesinin hükümsüz hale geldiğinin ve davacıya ait eserler üzerinde herhangi bir mali hak , yayım , çoğaltma , dağıtma, temsil, dijital yayım veya ruhsat yetkisinin bulunmadığının tespitini istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesi; "(1)Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Yine 315. Maddesi de; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir..." düzenlemelerini içermektedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan 24/09/2026 tarihli dilekçe ve davalı tarafından sunulan 28/09/2026 dilekçe ile tarafların sulh olduklarının beyan edilerek, taraflar arasında imzalanan sulh anlaşması kapsamında sulh protokolünün onaylanması, tasdiklenmesi, sulh protokolü hükümleri doğrultusunda mahkeme içi sulh olunduğuna karar verilmesi ve sulh protokolünün kararın eki sayılmasına karar verilmesini talep ettikleri, dilekçelerinin eklerinde taraflar arasında imzalanan 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesinin sunulduğu, tarafların vekaletnamelerinin incelenmesinde sulh yetkilerinin bulunduğu, tarafların beyanlarından yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasında düzenlenen ve mahkememize sunulan, taraflarca imzalanmış 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesi mahkeme içi sulhe dönüştüğünden sulh sözleşmesine göre davanın sonuçlandırılmasına, taraflarca sunulan 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesinin aynen geçerli olduğunun tespitine ve 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesinin tasdikine, 22/09/2026 tarihli sulh protokolünün kararın eki sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Taraflar arasında düzenlenen ve mahkememize sunulan, taraflarca imzalanmış 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesi mahkeme içi sulhe dönüştüğünden sulh sözleşmesine göre davanın sonuçlandırılmasına, 2-Taraflarca sunulan 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesinin aynen geçerli olduğunun TESPİTİNE ve 22/09/2026 tarihli sulh sözleşmesinin TASDİKİNE, 22/09/2026 tarihli sulh protokolünün KARARIN EKİ SAYILMASINA, 3-Davacıdan peşin alınan 732,00 TL karar ve ilam harcından, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, sulh yargılamanın ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00 TL'nin mahsubu ile 244 TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 4-Sulh sözleşmesi uyarınca istenmediğinden taraflar yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yapılan giderlerin tarafların üzerinde bırakılmasına, 5-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine, Dair, HMK 'nın 241 ve 345 maddeleri gereğince ,taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2026

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2026/118, K. 2026/114, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-118-e-2026-114-k-1bd5b84046db