İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/744 E. 2026/46 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/744
- Karar No
- 2026/46
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/744 Esas KARAR NO : 2026/46
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/07/2025 KARAR TARİHİ : 14/09/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkil aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil ile davalı şirket yetkilisi ...'un babası ... arasında uzun yıllara dayanan bir dostluk bulunduğunu, müvekkilin araç alımı için ihtiyaç duyduğu parayı ...'dan borç olarak aldığını, 30.09.2024 tarihinde ... tarafından müvekkile 490.000 TL gönderildiğini, müvekkilin bu borcu aylık taksitler halinde fazlasıyla ödediğini, ödemelerin içinde hayat sigortası primlerinin de yer aldığını, borç karşılığında teminat olarak verilen 2 adet boş senedin ...'un vefatı sonrası davalı şirket yetkilisi tarafından ele geçirilerek doldurulduğunu ve icra takibine konu edildiğini, davalı hakkında İstanbul ... Başsavcılığı nezdindeki 2025/... sor. sayılı dosyada suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının aynı borç için 2025/... E. , 2025/... E. ve 2025/... E. sayılı dosyalar üzerinden mükerrer takipler başlattığını, müvekkil tarafından toplamda 482.000 TL ödeme yapıldığını, ayrıca ... A. Ş. nezdinde ... adına 9 taksit halinde 3.077 TL tutarında hayat sigortası ödemesi gerçekleştirildiğini, sigorta şirketinden davalıya ödeme yapılmış olma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilin davalıya hiçbir borcunun kalmadığını, davalı ile yapılan WhatsApp yazışmalarında senetlerin iadesinin talep edildiğini ancak olumsuz yanıt alındığını, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek öncelikle .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı icra takibinin teminatsız veya uygun görülecek bir teminatla durdurulmasını, davanın kabulü ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SULH: Davacı vekilince sunulan sulh dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı tarafın sunulan sulh protokolü gereğince sulh olmakla, davalarının sulh ile sonuçlandırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasıdır. Davacı vekili 11.09.2026 tarihli dilekçesi ile; "Müvekkil ve davalı taraf ekteki sulh protokolü gereğince sulh olmakla, davamızın sulh ile sonuçlandırılmasını talep ederiz." şeklinde talepte bulunduğu anlaşılmıştır. Sulh; HMK'nin 313'üncü maddesi uyarınca görülmekte olan bir davada, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Aynı Kanunun 315'inci maddesi gereğince sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (İstanbul Bam 40. H.D. 2019/2774 E.2021/1759 K. ) Davacı vekilinin vermiş olduğu 11.09.2026 tarihli dilekçesinde, tarafların sulh protokolü yaparak davalarının sulh ile sonuçlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçeler, davacı vekilinin beyanı, sulh anlaşması ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar sulh olduğundan, davanın konusuz kalması nedeni ile Karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiş olup, bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklinde hüküm tesis edildiği görülmüştür. Yargılama giderleri yönünden ise HMK 331/1 maddesi gereğince yapılan değerlendirmede, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle dava açmakta haklı olduğu, ancak sulh protokolü kapsamında yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması talep edildiği, arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/4990 esas ve 2015/13745 karar sayılı ilamı nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmaması hususu nazara alınarak arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıkladığı üzere; 1-Tarafların sulh olması nedeniyle dava konusuz kalmasından kaynaklı karar verilmesine yer olmadığına, 2-Sunulan sulh protokolü uyarınca taraflar lehine ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 6.147,90 TL harçtan mahsubu ile fazla bakiye 5.415,90 TL harcın davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE, 8-4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/09/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸