İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/410 E. 2026/235 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/410
Karar No
2026/235
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/410 Esas - 2026/235 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/410 KARAR NO : 2026/235

.... DAVA : Marka Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 23/09/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin .... kod numarası verilen "..." ibareli marka başvurusunun resmi marka bülteninde ilanı üzerine, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayanarak benzerlik gerekçesi ile itirazda bulunduğu, davalı itirazının markalar dairesinin 31.07.2024 tarihli kararı ile reddedildiği, bunun üzerine davalı şirket tarafından yeniden itirazda bulunulduğunu, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda 22.07.2025 tarihinde, .... ilana itirazın reddi kararına karşı yapılan davalı itirazı haklı görülerek, müvekkili marka tescil talebinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin "..." ibareli marka başvuruyla davalının "..." ibareli markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kurum kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum ve şirket vekilleri dilekçeleriyle özetle; kurum kararının hukuka uygun olduğunu, markaların görsel ve işitsel açıdan benzer olduğunu, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin itiraz gerekçesi markalanın tescil kapsamındaki markanın tescil kapsamında bulunduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; Bilindiği üzere 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6/1. maddesi gereğince bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir işaretin tescilli marka ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil olmak üzere halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa o takdirde işaretin tescilli markanın benzeri olduğu sonucuna varılabilir. Markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının tespitinde; markalar arası görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, mal ve hizmetlerin benzerliği, önceki markanın ayırt edici niteliği, ihtilafa konu işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları, markaların birbirini çağrıştırma durumu, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları dikkate alınmalıdır. Kısaca iltibas tehlikesi, markaların aynı veya benzer olup olmadıkları ve aynı ya da benzer mal/hizmetleri kapsayıp kapsamadıkları dikkate alınarak tespit edilir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında önemli bir ilke de markanın bütünü itibariyle nazara alınmasıdır. Ayırt ediciliğin ve işaretlerin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağının tespitinde belirleyici unsur; markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimdir. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır, Yerleşik içtihada göre, halkın malların veya hizmetlerin aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riski karıştırılma olasılığını ortaya çıkartır. Karıştırılma olasılığı, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, markaların ve malların veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır ....). Karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde, markaların ortak unsurlarının ayırt edicilik düzeyi öncelikle dikkate alınır. Karıştırılma olasılığına ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir, ancak bu yapılırken işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları özellikle dikkate alınmalıdır. Karıştırılma olasılığına ilişkin genel değerlendirmede, malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin markalara ilişkin algısı belirleyici etkiye sahiptir. Bu bağlamda, ortalama tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmez. Karıştırılma olasılığına ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı varsayılır. Bununla birlikte, ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunun yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Buna ilaveten, ortalama tüketicilerin dikkat seviyesinin, ihtilafa konu malların veya hizmetlerin niteliğine göre değiştiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketicilerin satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine başka bir malı/hizmeti almak durumunda kalması kadar, iki ayrı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarına rağmen, bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında idari veya ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, eğer ilgili tüketici kesiminin, ihtilaf konusu markaları taşıyan (veya taşıyacağı var sayılan) ihtilaf konusu mal veya hizmetlerin aynı işletmeden ya da duruma göre, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilmesi riski söz konusu ise, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir. Yargıtay içtihatları ve doktrince de benimsendiği üzere, Kanunun ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir. Yapılan incelemede, başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraz gerekçesi "..." ibareli markaların asli unsurlarının bütünsel izlenim itibariyle görsel ve işitsel açıdan benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamındaki mallar/hizmetler ile aynı/aynı tür malların/hizmetlerin itiraz gerekçesi markanın/markaların tescil kapsamında bulunduğu, bu nedenle başvurunun tescili halinde markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği, Davaya konu iptal edilen markanın "..." ibareli olduğu, davalıya ait markanın ise "..." ibareli olduğu, davacıya ait başvurudaki ... ibaresinin "..." olarak telaffuz edildiği, davacı firmaya ait ... markası da "..." olarak telaffuz edildiği, her iki markanın da işitsel olarak benzerlik olduğu, Davalı firmaya ait ... ibareli markanın beyaz zemin üzerine siyah harflerle yazılı olduğu, redde konu ... ibareli markanın da yine beyaz zemin üzerine siyah harflerle yazılı olduğu, dolayısıyla markalar arasında görsel benzerlik de bulunduğu, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketicilerin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşme ihtimalinin bulunduğu, Netice itibariyle, Taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu ...sayılı kararının hukuka uygun olduğu, iptali koşullarının oluşmadığı kanaatlerine varılmıştır. Mahkememizce her ne kadar ön inceleme duruşmasında dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş ise de, davacı vekilince bilirkişi ücreti yatırılmamış, bunun üzerine mahkememizce hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu kanaatlerine varılmış, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde yukarıdaki tespitlere ulaşılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/410, K. 2026/235, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-410-e-2026-235-k-fea1a46fa0b0