İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1007 E. 2026/80 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1007
- Karar No
- 2026/80
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1007 Esas KARAR NO : 2026/80
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı şirketten ... şasi numaralı, ... motor numaralı 2025 model ...Model ... aracı 16.07.2025 tarihinde verilen teklif üzerine 1.913.987 TL bedelle sipariş ettiğini, aynı tarihte 175.000 TL kapora ödemesi yaptığını, taraflar arasında imzalanan motorlu araçlar sipariş sözleşmesine uygun olarak 22.07.2025 tarihinde aracın satış bedelinin eksiksiz ödendiğini, satış sözleşmesinin tüm şartlarıyla tamamlandığını, ancak davalı tarafın nihai faturanın düzenlenemediğini ileri sürerek 24.07.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ÖTV oranlarında yapılan değişiklik sebebiyle aracın %25 ÖTV dilimine girdiğini iddia ettiğini, müvekkilden 260.998,20 TL tutarında ek ödeme talep ettiğini, aksi halde aracın teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, müvekkilin 28.07.2025 tarihinde bu haksız tutarı ödemek zorunda kaldığını, söz konusu aracın 22.07.2025 tarihinde gümrük tescilinin yapılmış olması sebebiyle ÖTV artışından etkilenmesinin mümkün olmadığını, T.C. Ticaret Bakanlığı'nın Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca ön ödemeli satışlarda fiyatın sabitlenmiş olduğunu, aracı teslim almamış tüketicilerden ek ödeme talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından İç Ticaret Genel Müdürlüğü aracılığıyla dağıtım yerlerine gönderilen ... sayılı yazıda da ÖTV değişikliğinden önce bedeli tahsil edilen taşıtlar için ek ödeme talep edilmesinin yasaklandığının ve aksi durumun idari para cezası gerektirdiğinin belirtildiğini, davacı tarafından ...tarihinde ... 9. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız tahsil edilen tutarın iadesinin talep edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyası ile yürütülen arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, ahde vefa ilkesi gereği tarafların anlaştığı fiyatın sabit olduğunu, satıcının tek taraflı fiyat artışının haksız şart teşkil ettiğini belirterek davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı biçimde tahsil edilen 260.998,20 TL tutarının 28/07/2025 tahsil tarihinden itibaren işleyecek banka avans faiziyle birlikte davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının 16.07.2025 tarihinde ... şase numaralı ... Model ... aracı satın aldığını ve bedelini 22.07.2025 tarihinde ödediğini belirttiğini, ancak 24.07.2025 tarihli mevzuat değişikliği sonrası talep edilen 260.998,20-TL tutarındaki ÖTV farkının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iadesini talep ettiğini, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin satış bedelinde herhangi bir değişiklik yapmadığını, artışın tamamen yasal zorunluluktan kaynaklanan ÖTV tutarından ibaret olduğunu, 24 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 10115 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ÖTV oranlarının yeniden belirlendiğini, mevzuatın yürürlüğe girdiği tarihte faturaların güncel oranlar üzerinden düzenlenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemlerinin eski oranlarla fatura kesilmesine teknik olarak imkan tanımadığını, taraflar arasında akdedilen ... Araç Satış Sözleşmesi'nde nihai faturanın fiili teslim tarihinde düzenleneceğinin ve vergi değişikliklerinin alıcıya yansıtılacağının açıkça hüküm altına alındığını, davacının bu durumu sözleşmeyi imzalarken kabul ettiğini, Vergi Usul Kanunu ve ÖTV Kanunu hükümleri uyarınca vergiyi doğuran olayın ilk iktisap anında gerçekleştiğini, faturanın ancak aracın teslimi sırasında düzenlenebildiğini, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da müvekkil şirketin mevzuata uygun hareket ettiğinin tespit edildiğini, ÖTV'nin satıcıya gelir sağlamayan bir kamu yükümlülüğü olduğunu, satış bedeli kavramına vergilerin dahil olmadığını, müvekkil şirketin kendi kontrolünde olmayan bir vergi artışından sorumlu tutulamayacağını, davacının ispat yükünü yerine getirmediğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını belirterek haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 17/07/2025 tarihli elektronik sipariş yoluyla araç satış sözleşmesi yapıldığı, sipariş bedelinin 1.913.986,80.-TL olup bedelin 175.000.-TL'sinin 17/07/2025 tarihinde kaparo olarak ödendiği, bakiye 1.738.986,80 TL sinin ise 22/07/2025 tarihinde ödendiği, dava konusu 260.998,20.-TL'nin 28/07/2025 tarihinde davalı hesabına havale edildiği, davacının ... 9. Noterliği 'nin ...gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıdan söz konusu ek ödemenin 7 gün içerisinde iadesini talep ettiği, talebin zımnen reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı yanca ödemenin yapılmadığı konusunda cevap dilekçesi ya da aşamalarda davalı yanın bir itirazı bulunmamakta olup, ödeme hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalı şirketten satın alınan aracın sözleşme ile kararlaştırılan bedelinin ÖTV artışının yürürlüğe girdiği 24/07/2025 tarihinden önce ödenmesine rağmen, satış faturasının davalı tarafından düzenlenmemesi nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı ÖTV farkından davalının sorumlu olup olmadığı hususuna ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümü için bazı açıklamaların yapılması gerekmektedir. Öncelikle, 6098 sayılı TBK'nın 114. maddesi uyarınca borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olup, borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenerek, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanabilecektir. TBK'nın 114/2 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 49. maddesi de "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasında mevcut satış sözleşmesinin 1 inci sayfasında "Geçerli Özel Tüketim Vergisi (“ÖTV”), KDV ve herhangi bir plaka veya tescil ücreti (... tarafından ödenmiş ise) dahil olmak üzere aracın toplam fiyatını yansıtacak olan Nihai Fatura, aracın fiili teslim tarihinde size teslim edilecektir. Nihai Fatura, ödemenin tamamının yapılması üzerine düzenlenecektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Uyuşmazlığa esas ÖTV ile ilgili temel Kanun olan 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na bakıldığında ise, Kanun'un 3. maddesi, malın tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesini vergiyi doğuran olay olarak belirlemiş, Kanun'un 4. maddesi vergi mükellefinin, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar olduğunu belirtmiş olup, Kanun'un 14/2 fıkrası ile, "(II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallara ait özel tüketim vergisi beyannamesi, ilk iktisap ile ilgili işlemlerin tamamlanmasından önce bu işlemlerin yapıldığı yer vergi dairesine verilir ve vergi aynı günde ödenir." düzenlemesi getirilmiştir. Öte yandan, eldeki davaya konu araç satış sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sözleşmenin bir tarafı olan davacının yükümlülüğünün araç bedelini tam olarak ödemek, davalının yükümlülüğünün de aracı davacıya ayıpsız olarak teslim etmek olduğu açıktır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin ancak aracın davalı yanca teslimi ile tamamlanacağından, sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) ilkesinin de irdelenmesi gerekmektedir. Sözleşme öncesi sorumluluğa ilişkin olarak gerek Türk Borçlar Kanunumuzda gerekse mehaz İsviçre Borçlar Kanunu’nda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bazı özel düzenlemeler bu sorumluluğun kabul edildiğini göstermektedir. Borçlar Kanunumuzun 26/1. 31 f. II, 36/II, 39 f.1, 452 f.1 maddeleri sözleşme öncesi sorumluluğa ilişkin özel hükümlerdir. Nitekim doktrinde bu konuda muhtelif görüşler ileri sürülmekle birlikte ağırlıklı görüş, bu sorumluluğun niteliği itibariyle sözleşmesel bir sorumluluk olduğu kabul edilmektedir. Sözleşme öncesi sorumluluk, akdin kurulmasından önceki safhada yani, akdin müzakereleri esnasında taraflardan birinin diğer tarafa dürüstlük kuralına dayalı olarak kurulan akit benzeri güven ilişkisine aykırı davranışı dolayısıyla verdiği zarardan sorumluluktur. Sorumluluğun gerçekleşmesi için üzerinde görüşmeler yapılan akdin kurulması şart değildir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulanmasında ise, bu sorumluğun kaynağının sözleşmesel olduğu ya da sözleşme öncesi görüşmelerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (olumsuz zarardan) sorumluluğu değil, TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kurallarına dayanan "güven ilkesi"nden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar. Ayrıca, bilindiği üzere, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 20/2. maddesinde;“Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.” şeklinde mevcut hükme 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 18/2. maddesinde de yer verilmiştir. Bu hüküm tacire belli durumlarda daha önce taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya tacirin daha geniş bir sorumluluk altına sokulması şeklinde, “külfet” niteliği taşımaktadır. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü aslında, objektif bir özen ölçüsü getirmekte olup, tacir aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni gösterme yükümlülüğü altına sokulmuştur. Tacirin özellikle ticarî işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan edimlerini yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranması, üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması zorunludur. Dolayısıyla, tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Basiretli davranma yükümlülüğü (6102 sayılı TTK m. 18/2) (6762 sayılı TTK m. 20/2), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun 2. maddesinde tanımını bulan dürüstlük kuralının objektif ölçü getirilmiş özel bir biçimidir. Tacirin basiretli davranma yükümlülüğünden kaynaklanan objektif özen ölçüsünün kapsam ve sınırları doğru bir şekilde belirlenmelidir. Tacir, normal kişilerin ileri sürebileceği iddialardan/savunmalardan yararlanamayacak ve gelişi güzel bir şekilde, haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken, bazı hususları bilmediğini iddia ederek yükümlülükten kaçınamayacak ya da gerekli tüm özeni gösterseydi bile, durumun farkına varamayacağını ileri süremeyecektir. Basiretli davranma yükümlülüğü, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetleri üzerinde toplanan bir unsur niteliğindedir. Yukarıya alınan mevzuat ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; TTK gereğince davalı ...'nin tacir vasfını taşıdığında kuşku olmadığı gibi davalı satıcının, araç bedelinin tamamının ödenmesi üzerine nihai faturayı düzenlemesi sözleşmenin yukarıda yazılı hükmü icabıdır. Sözleşme konusu aracın 22/07/2025 tarihinde gümrükleme işlemlerinin tamamlandığı konusunda davalının bir itirazı bulunmadığı gibi bu tarih itibariyle araç üzerinde davalı satıcının hukuki ve fiili tasarrufunun mümkün olduğu kabul edilmelidir. Bu kapsamda, 4760 sayılı Kanun'un 3, 4 ve 14/2 maddeleri uyarınca davalının, ÖTV'ye esas beyannameyi düzenlemesinde, diğer bir deyişle nihai faturayı tanzim etmesinde yasal ve fiili bir engel bulunmadığı gibi davalı yanca bu yönde aksine bir iddia ve itiraz da ileri sürülmemiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesi ile fatura düzenlenmesi vergiyi doğuran olay olarak kabul edilmekle, özel tüketim vergisini doğuran olayın meydana geldiği tarih (fatura kesilmiş olsaydı fatura tarihi) itibarıyla uygulanacak vergi oranının 24/07/2025 tarihli değişiklikten önceki oran olacağı da tartışmasızdır. Her ne kadar davalı yan, Vergi Usul Kanunu uyarınca fatura kesilmesi konusunda malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün süresi olduğunu savunmakta ise de; bu düzenlemenin mükellefin mali sorumlulukları açısından geçerli olup bundan kaynaklı olarak tüketicilerin zararına doğan sonuca tüketici davacının katlanmasının kabulü, karşı tarafın mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümünü içeren sözleşme öncesi sorumluluk ilkesi ile uyuşmayacaktır. Zira, Vergi Usul Kanunu'ndan daha özel bir Kanun olan Özel Tüketim Vergisi Kanunu uyarınca, malın tesliminden önce fatura düzenlenmesi mümkün olup, bunun yerine, eldeki davada, davacı tüketicinin aleyhine sonuçlar doğuran VUK 231/5 muvacehesinde eylemde bulunan davalı satıcının, TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kurallarına dayanan "güven ilkesi"nden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğunun eldeki davada uygulama alanı bulmadığından söz edilemez. Ayrıca, bir tacir gibi davranma görevi bulunan davalı satıcının, sözleşme kapsamında tüm ödemeleri aldığı ve gümrüklenmiş olması nedeniyle hukuki ve fiili olarak tasarrufu altında olan araçla ilgili olarak, vergisel düzenlemelerde değişiklikler olabileceğini gözetip (ki bu hususun zaman zaman gerçekleştiği de kuşkusuzdur), karşı tarafın mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümünü yerine getirmesi, tedbirli, öngörülü bir tacir olarak bu yönde tedbirleri alması, diğer bir deyişle eldeki dava özelinde faturayı davacı tarafından ödemelerin tamamlanması ve aracın gümrük işlemlerinin tamamlanması sonrasında düzenlemesi gerektiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, eldeki sözleşme kapsamında sonucu itibariyle tüketicinin aleyhine olan ve culpa in contrahendo ilkesi ışığında haksız sayılması gereken davranışından hak çıkartmaya çalışması, 6102 sayılı TTK m. 18/2 ve 6762 sayılı TTK m. 20/2 bağlamında basiretli bir tacirden beklenen bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği gibi TMK'nın 2. maddesi hükmüne de aykırıdır. Açıklanan nedenlerle davacının söz konusu ÖTV farkını zarar kapsamında talep edebileceğinin kabulü germekte olup davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin 04/08/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve ödeme için ihtarnamede 7 gün süre verildiği anlaşılmakla temerrüt tarihinin 12/08/2025 tarihi olduğu ve bu tarihten itibaren faiz işletilerek 260.998,20 TL'nin temerrüt tarihi olan 12/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek dair açılan davanın kabulüne aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davanın KABULÜ ile; 260.998,20 TL'nin temerrüt tarihi olan 12/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 2-Harçlar Kanunu Uyarınca alınması gereken 17.828,78 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 4.457,20 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 13.371,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 97,50 TL posta ve tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026 12:43:50
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır