İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/980 E. 2026/549 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/980
Karar No
2026/549
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/980 Esas - 2026/549 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/980 KARAR NO : 2026/549

... DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun 233 sayılı KHK hükümlerine tabi, sermayesinin tamamı devlete ait bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, dava dışı işçi ....müvekkil kurum bünyesinde farklı tarihlerde hizmet alım ihalelerini üstlenen davalı firmalar nezdinde çalıştığını, söz konusu işçinin 14.04.2025 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, 4857 sayılı Kanun'un 112. maddesi uyarınca müvekkil kurum tarafından işçiye 21.04.2025 tarihinde toplam 612.640,69-TL kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödemesi yapıldığını, bu tutarın 9.708,94-TL kıdem tazminatı ve 24.271,80-TL yıllık izin ücreti kısmının .... firmasının hakedişinden kesildiğini, bakiye 583.345,46-TL tutarındaki alacağın rücuen tahsilinin gerektiğini, .... yerleşik içtihatlarında hizmet alım sözleşmelerinde işçilik alacaklarından nihai sorumluluğun alt işverenlere ait olduğunun kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin 22,35 ve 36. maddelerinde yüklenici firmaların çalıştırdıkları personelin kıdem ve ihbar tazminatı gibi özlük haklarından sorumlu olduklarının ve kurum tarafından yapılan ödemelerin yükleniciye rücu edileceğinin açıkça düzenlendiğini, davalı şirketlerden ..... iş ortaklığının dava dışı işçinin çalıştığı dönemler yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, dava şartı arabuluculuk sürecinin 17.09.2025 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 583.345,46-TL alacağın 21.04.2025 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, dava dışı işçiye ait .... kayıtlarının celbini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ..... Vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı kurum nezdinde 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasında alt işveren sıfatıyla hizmet verdiğini, alt işverenlik ilişkisinin yalnızca bu tarihlerle sınırlı olduğunu, davaya konu işçinin müvekkil döneminden sonra da çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin müvekkil döneminde sona ermediğini, davacı asıl işverenin işçiye ödediği kıdem tazminatının tamamını müvekkile rücu etmesinin hukuken yerinde olmadığını, asıl işveren ile alt işverenin işçiye karşı müteselsilen sorumlu olduğunu ancak alt işverenlerin birbirlerine karşı sorumluluğunun işçiyi çalıştırdıkları süre ve o dönemdeki ücret seviyesi ile sınırlı bulunduğunu, ... dönem ve ücret seviyesinden sorumlu olacağının belirtildiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasındaki çalışma süresiyle sınırlı olduğunu, son ücret üzerinden tüm hizmet süresi esas alınarak yapılacak bir hesaplamanın müvekkile yansıtılmasının hukuka aykırı olduğunu, aksi yöndeki değerlendirmenin alt işverenler arasındaki iç ilişkiyi ve hakkaniyet ilkesini ihlal ettiğini, .... sayılı kararı uyarınca devreden alt işverenin kendi çalıştırdığı dönem ve ücret seviyesine göre belirlenecek kıdem tazminatından sorumlu tutulması gerektiğini, taraflar arasında kıdem tazminatının tamamının alt işveren tarafından karşılanacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 167. maddesindeki iç ilişkide paylaştırma ilkesinin gözetilmesi gerektiğini, müvekkile toplam alacağın tamamının yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca yıllık izin ücretinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki işveren tarafından ödenmesi gerektiğini, iş sözleşmesi müvekkil döneminde sona ermediğinden yıllık izin alacağından müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını,.... sayılı ilamı ile yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu tutulduğunu belirterek davanın müvekkil şirket yönünden reddini, aksi kanaate varılması halinde sorumluluğun yalnızca 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasındaki çalışma süresi ve ücret seviyesi ile sınırlı tutulmasını, yıllık izin ücreti yönünden davanın reddini, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı .... 21.04.2025 tarihinde ödediğini iddia ettiği 612.640,69 TL tutarındaki kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının rücuen tahsili talebinin haksız olduğunu, öncelikle tüm alacak kalemleri yönünden zamanaşımı def-i itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin dava dışı işçiyi yalnızca 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştırdığını, bu durumun .... kayıtları ve özlük dosyası ile sabit olduğunu, davanın işçi alacağı davası olmayıp rücuen tazminat davası niteliği taşıdığını, iç ilişkide sorumluluğun sözleşme hükümleri ve fiili çalışma süresi ile belirlenmesi gerektiğini, .... uygulamaları uyarınca işyeri devri kuralları gereği kullanılmayan izin ücretlerinden son işverenin sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin son işveren sıfatı taşımadığını, kıdem tazminatı yönünden sorumluluğun ancak çalışılan süre ve devir anındaki ücret seviyesi ile sınırlı tutulması gerektiğini, davacının tüm çalışma dönemi üzerinden müteselsil sorumluluk talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçinin müvekkil nezdinde 6 ay çalışmış olması nedeniyle yıllık ücretli izin hakkının doğmadığını, bu nedenle yıllık izin ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını, davalı şirketlerin farklı tarihlerde çalıştığı göz önüne alındığında müştereken ve müteselsilen sorumluluk talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, rücu miktarının her bir yüklenicinin çalıştırdığı süre esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun 01/01/2024 ile 30/06/2024 tarihleri arasındaki fiili çalışma süresi ve o dönemdeki giydirilmiş brüt ücret ile sınırlı olması gerektiğini, yıllık izin ücreti yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, tüm bu nedenlerle davanın müvekkil şirket yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sorumluluğun sadece fiili çalışma süresi ve ücret seviyesi ile sınırlandırılmasına, yıllık izin ücreti bakımından sorumluluk bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili şirketin merkezinin Adana olduğunu, bu nedenle davanın .... açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, Borçlar Kanunu'nun 126. maddesi uyarınca işçi ücretlerine ilişkin davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu kıdem tazminatı ve izin ücreti taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiğini, dava dışı işçi .... müvekkili şirket bünyesinde 01.01.2020 ile 31.12.2020 tarihleri arasında toplam 277 gün sigortalı olarak çalıştığını, söz konusu işçinin emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, davacı kurumun işçiye ödediği 612.640,69-TL tutarındaki kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinden müvekkilinden 42.187,65-TL rücuen talep etmesinin usulsüz olduğunu, işçinin müvekkili yanında 1 yılı doldurmadığı için kıdem tazminatına hak kazanmadığını, işçinin müvekkili nezdinde çalıştığı dönemde 29 gün yıllık izin kullandığını, ayrıca 27 gün hafta tatili ve 16 gün genel tatil izni kullandığını, bu nedenle yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığını, davacı kurumun sunduğu borç ödeme çizelgesindeki hesaplamaların hatalı olduğunu, müvekkilinin ihale süresi sonunda işçinin tüm hak ve alacaklarını ödediğini, davacı kurumun ihale bitiminde müvekkilinin istihkakından kesinti yaptığını, kamu kurumlarının asıl işveren sıfatıyla taşeron işçilerinin haklarından sorumlu olduğunu ancak işçinin müvekkilinden önce 01/01/2011 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin ise 01.01.2020 tarihinde işe başladığını, işçinin hafta tatili ve bayram tatillerini kullandığını, 20 gün izin ücreti talebinin haksız olduğunu, müvekkilinin yanında 1 yıl çalışan işçinin 29 gün izin kullanmış olması karşısında ayrıca izin ücreti talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan 25/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından, dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesine ilişkin olarak; mahkeme davacının 7573 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen Geçici 12. Madde kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşu olduğu kanaatinde ise (11.09.2014-15.10.2019 tarihleri arası (bu tarihler dahil) imzalanan sözleşmelere ilişkin dönemler düşüldükten sonra); .... Ortaklığını oluşturan davalı şirketlere müştereken ve müteselsilen; 33.541,77-TL olmak üzere TOPLAM 372.243,36-TL rücu edilebileceği, mahkeme, davacının 7573 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen Geçici 12. Madde kapsamında kamu kurum ve kuruluşu olmadığı kanaatinde ise; ..... Ortaklığını oluşturan davalı şirketlere müştereken ve müteselsilen; 33.541,77-TL olmak üzere toplam 583.345,46-TL rücu edilebileceği tespit edilmiştir. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12'de " 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında dava dışı işçinin davalılar bünyesindeki bir kısım çalışmasına ilişkin sözleşme imza dönemleri 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında olmakla bu dönemler için açılan dava hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi dışındaki dönem için dava dışı işçinin davalılar nezdinde çalıştığı ... kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçilerin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılması söz konusudur. Bu kapsamda dava dışı işçinin davalı bünyesinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalı davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu oldukları düzenlenmesine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi göre ancak işçiyi çalıştırdığı dönem için sorumludur. İhbar tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai alacağından ise son işveren sorumludur. Alınan usul ve yasaya uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporunda davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdığı döneme ilişkin sorumlu oldukları anlaşıldığından davanın 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 34.597,28-TL'nin ... Ortaklığını oluşturan davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen 21.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davanın 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde dışında kalan alacak miktarı üzerinden kabulü ile, 34.597,28-TL'nin ..... İş Ortaklığını oluşturan davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen 21.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, Bakiye kısımlar yönünden 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Madde gereği ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 39.848,33 TL harçtan 9.962,09 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 29.886,24 TL harcın davalılardan sorumlulukları oranında alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 5.100,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan sorumlulukları oranında alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 5.365,00 TL posta ve tebligat gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, dava açılırken ödenen 10.577,49 TL yargılama harcı olmak üzere toplam 27.942,,49 TL yargılama giderinin davalılardan sorumlulukları oranında alınarak davacıya ödenmesine, Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 93.335,27 TL vekalet ücretinin davalılardan sorumlulukları oranında alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı 40.000,00 TL'nin altı yönünden verilen kararlar kesin, üstü yönünden verilen kararlara karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/980, K. 2026/549, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-980-e-2026-549-k-44f8afce6dc4