Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1666 E. 2026/4111 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1666
Karar No
2026/4111
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1823 E., 2025/2658 K. DAVA TARİHİ : 17.03.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/74 E., 2025/283 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.09.1998-14.01.2025 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiğini, davalı tarafça kıdem tazminatının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, kıdem tazminatına işlemiş faiz ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının hak kazandığı tüm alacakların ödendiğini, herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle son bulduğu, davalı tarafından iş sözleşmesinin feshinden sonra kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, sözleşmenin fesih tarihinden sonra yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin öncelikli olarak faiz ve fer'îlerinden mahsup edilerek kalan bakiye tutar kıdem tazminatının hesaplandığı, gecikme faizi alacağı bulunduğu, ... tarafından sunulan yazı ekindeki üyelik dökümlerinden davacının 03.11.2020-14.01.2025 tarihleri arasında söz konusu Sendikanın üyesi olduğu ve 2012 yılı öncesine ait dönemlerde davacının herhangi bir toplu iş sözleşmesine tâbi olmadığı, ilgili dönemlere ilişkin yıllık ücretli izin hak ediş ve hesaplamalarında 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) ve mülga 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinin esas alındığı, davacının kullanılmamış yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan feragatnamenin işçinin serbest iradesini yansıtmadığı ve bu nedenle geçerli kabul edilemeyeceği değerlendirilerek davacının ödenmeyen kıdem tazminatı ile kıdem tazminatı işlemiş faiz ve yıllık ücretli izin alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ücret miktarının üyesi bulunduğu Sendikanın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin hükümleri kapsamında sağlanan menfaatler gözetilerek ve kıdem tazminatı tavanı nazara alınmak suretiyle belirlendiği, davacının yıllık izinlerinin eksiksiz kullandırıldığının ispat edilemediği ve İlk Derece Mahkemesince yıllık ücretli izin hususunda davacı asılın beyanı alınmak suretiyle hak kazandığı yıllık ücretli izin alacağının hesaplanarak hüküm altına alındığı, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23. madde uyarınca imzalanan sulh sözleşmesinin, feshe bağlı alacakların imza tarihi itibarıyla henüz muaccel olmadığından feragate konu edilemeyeceği gerekçeleriye davalının istinaf itirazları yerinde görülmeyerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın esasa girilmeksizin zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, 2. Davacının emekliye ayrılması nedeniyle ödemesi yapılan kıdem tazminatı hesabının, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesi ile Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca 2003 yılından itibaren yapıldığını, 3. Kıdem tazminatı ödemesinin emeklilik sonrası hemen yapıldığını, gecikme olmadığını, 4. Bilirkişi raporuna karşı beyan süresi bitimi beklenmeden dosyanın karara çıktığını, 5. Yıllık ücretli izin hususunda davacının geçmiş dönemleri talep edemeyeceğine dair sulh sözleşmesi imzaladığını, yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, kıdem tazminatı işlemiş faizi ile yıllık ücretli izin alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacakların hesaplanması ile savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesi ile iddia ve savunma hakkı usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin 2. fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, açıklamada bulunma hakkını ve dolayısıyla delil bildirme, bildirilen delillerin toplanmasını ve değerlendirilmesini de kapsar. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki tarafın eşit şekilde bilgi ve belge sunma, beyanda bulunma, açıklama yapma imkânının bulunması, tarafların yargılama süresince mahkeme nezdinde sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından eşitliğin gözetilmesi, taraflar arasındaki mücadelenin eşit silahlarla yürütülmesi ve iki tarafın delillerinin değerlendirilerek tartışılması adaletin görünür kılınmasını da sağlayacaktır. 6100 sayılı Kanun'un "Bilirkişi raporunun verilmesi" kenar başlıklı 280. maddesi şöyledir: "(1) Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir." Aynı Kanun'un "Bilirkişi raporuna itiraz" kenar başlıklı 281. maddesinin ilgili bölümü ise şöyledir: "(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. ..." Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece yargılama sırasında bilirkişi raporu alındığı, söz konusu raporun ve davacı tarafından sunulan 02.06.2025 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline 07.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık itiraz süresinin dolması beklenmeksizin yargılamanın 17.06.2025 tarihinde sonlandırıldığı görülmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 281/1 hükmü uyarınca bilirkişi raporunun taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde rapora itiraz hakkı tanınmaktadır. Bu süre, tarafların bilirkişi raporuna karşı delil sunma, teknik itirazlarını dile getirme ve yargılamanın seyrini etkileyebilecek beyan ve taleplerde bulunma imkânını koruyan bir usul güvencesidir. Aynı şekilde ıslah dilekçesine karşı itiraz, beyan ve def'ilerin sunulabilmesi için de yasal iki haftalık sürenin eksiksiz işlemesi gerekmektedir; zira ıslah yoluyla genişletilen talep kapsamı karşısında davalının savunma hakkını etkin biçimde kullanabilmesi bu sürenin tanıdığı imkâna bağlıdır. Yargılamanın her iki süre de dolmadan tamamlanması, davalının bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine zamanında ve yeterli şekilde cevap verme imkânını ortadan kaldırmış olup bu durum Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlalini oluşturmaktadır. Bu itibarla; yargılamanın esasını doğrudan etkileyen söz konusu usul hatalarının varlığı karşısında, hükmün usulden bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1666, K. 2026/4111, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1666-e-2026-4111-k-7cb214a1b95f