Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1516 E. 2026/4013 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1516
- Karar No
- 2026/4013
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/637 E., 2025/2807 K. DAVA TARİHİ : 27.01.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/66 E., 2024/555 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işyerinde farklı dönemlerde usta olarak çalıştığını, çalışmalarının önemli bir kısmının sigortasız veya eksik sigortalı bildirildiğini, ücretlerinin bir bölümünün ödenmediğini ve bordrolarda gerçek ücretinin gizlendiğini, yoğun fazla çalışma yapmasına rağmen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerini de kullanamadığını ileri sürmüş, bu nedenlerle kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, işyerinde sigortasız işçi çalıştırılmadığını, inşaat sektörünün niteliği gereği sürekli iş bulunmadığından davacının dönemsel olarak çalıştığını ve başka işverenler nezdinde de görev yaptığını, iddia edilen ücretin gerçeği yansıtmadığını, tüm işçilik ücretlerinin bankadan ve elden yapılan ödemelerle eksiksiz ödendiğini, ücret alacağının bulunmadığını, çalışma saatleri ile fazla çalışma iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmadığını, iş ilişkisinin inşaatın tamamlanmasıyla sona erdiğini ve davacının kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşen hizmet tespit davasındaki veriler kullanılmak ve dönemler ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Mahkemece hizmet süresinin kesintili kabul edilmesinin dosya kapsamındaki tanık anlatımlarına aykırı olduğunu, çalışma sürelerinin kesintisiz olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 2. Tazminata esas ücretin yalnızca bordrolar esas alınarak gerçeğe aykırı şekilde düşük belirlendiğini, banka kayıtları ile tanık beyanlarının gerçek ücretin daha yüksek olduğunu gösterdiğini, buna rağmen ücret, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının eksik hesaplandığını, 3. Ücret bordrolarının işverenin baskısıyla düzenlendiğini ve gerçeği yansıtmadığını, 4. Delillerinin yeterince değerlendirilmediğini, 5. Islah dilekçesi de dikkate alınarak hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve tüm işçilik alacaklarının gerçek ücret üzerinden yeniden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı, talep edilen alacakların ispat ve hesaplanması hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/2 hükmü gereğince işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O hâlde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir iş sözleşmesinin sona erme şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı tam olarak ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı eksik ödenmişse veya hiç ödenmemişse bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği hâlde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır. Dosya incelendiğinde, farklı dönemlere dair iş sözleşmesinin sona erme nedenleri hizmet birleştirmesine uygun olduğundan kıdem tazminatının bu kabule göre hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 3. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Sözleşmenin sona ermesi hâlinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece iş sözleşmesinin sona ermesinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı, izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 4857 sayılı Kanun'un 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık ücretli izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Yine önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenir. İşçinin yukarıdaki fıkralar ve 55. madde hükümlerine göre hesaplanacak her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta yıllık ücretli izin alacağının hesaplanması hususunda, farklı dönemlerdeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.