İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/610 E. 2026/354 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/610
Karar No
2026/354
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/610 Esas - 2026/354 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/610 Esas KARAR NO : 2026/354 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/01/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile davalı ...Özel Güvenlik Ltd. Şti. arasında "63 Kişi ile Özel Güvenlik Hizmet Alımına Ait Sözleşme" bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin asıl işveren, davalının ise alt işveren olduğunu, davalı nezdinde koruma ve güvenlik görevlisi olarak çalışan dava dışı ...'ın iş akdinin 04/03/2022 tarihinde davalı tarafından feshedildiğini, feshin dayanağı olan özel güvenlik kartının iptaline ilişkin idari işlem hakkında Bandırma Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi üzerine işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını, asıl işveren sıfatıyla müvekkili kurum tarafından işçiye toplam 124.840,68 TL kıdem tazminatı ödendiğini, bu ödemenin davalının sorumlu olduğu döneme isabet eden 15.340,19 TL'lik kısmının rücuen tahsili amacıyla Bandırma 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/640 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak hem yetkiye hem de borcun esasına itiraz ederek takibi durdurduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 37. maddesi uyarınca uyuşmazlıklarda ... mahkemelerinin yetkili olduğunu, ayrıca sözleşmeye ekli Teknik Şartname'nin 5.12 ve 5.24. maddeleri uyarınca alt işveren olan davalının, çalıştırdığı personelin yasal haklarından sorumlu olduğunu ve asıl işverenin bu kapsamda yapacağı ödemeleri alt işverene rücu etme hakkı bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2004/11-254, K. 2004/295 sayılı kararının da bu yönde olduğunu ileri sürerek, davalının Bandırma 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/640 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın işçilik alacağının rücuuna ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek görev itirazında bulunduğunu, davacı asıl işveren ile müvekkili alt işveren arasındaki ilişkinin İş Kanunu'nun 2/7. maddesi uyarınca muvazaalı olduğunu, işçinin başlangıçtan itibaren davacı kurumun işçisi sayılması gerektiğini ve bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı işçinin alacaklarının zamanaşımına uğradığını ve halefiyet ilkesi gereği davacının da bu alacağı talep edemeyeceğini, esasa ilişkin olarak ise dava dışı işçi ...'ın özel güvenlik kimlik kartının valilikçe iptal edilmesi nedeniyle iş akdinin İş Kanunu'nun 25/3. maddesi uyarınca zorlayıcı sebeple haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmadığını ve davacının kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın kendi inisiyatifiyle yaptığı ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesi ve geçici 9. maddesi gereğince 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmesinde kıdem tazminatının alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığından rücu talebinin mümkün olmadığını, Kamu İhale Genel Tebliği uyarınca kıdem tazminatının ihale bedeline dahil edilmediğini, tüm bu iddiaların reddi halinde dahi müvekkilin sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ve o dönemdeki ücretiyle sınırlı olduğunu ve TBK'nın 167. maddesi uyarınca borcun en fazla yarısından sorumlu tutulabileceğini savunarak, öncelikle davanın görevsizlik, husumet ve zamanaşımı nedenleriyle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, Bandırma 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/640 Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında imzalanan 2020/52085 ihale kayıt numaralı "63 Kişi ile Özel Güvenlik Hizmet Alımına Ait Sözleşme" ve ekleri, dava dışı işçiye ödeme yapıldığına dair banka dekontu, dava dışı işçinin hizmet döküm cetveli, 02/03/2026 tarihli nitelikli hesap bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan ve alt işveren işçisine ödenen kıdem tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı asıl işveren ile davalı alt işveren arasında özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, davalı nezdinde çalışan işçi ...'ın iş akdinin feshi üzerine davacı tarafından işçiye kıdem tazminatı ödendiği, davacı vekilinin, ödenen tazminatın davalının hizmet dönemine isabet eden 15.340,19 TL'lik kısmının rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini, sözleşme hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiyle bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise görev, husumet ve zamanaşımı itirazlarında bulunduğu, esastan ise işçinin kıdem tazminatına hak kazanmadığını, yapılan ödemenin haksız olduğunu, sözleşme ve kanun gereği rücu talebinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istediği görülmüştür. İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır. İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 15.340,19 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ... .... .... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük yasal süresi içerisinde 23/02/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak, icra dairesinin yetkisine ve borcun esasına itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 21/07/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. Nitelikli hesap bilirkişisi ... .... .... tarafından düzenlenen 02/03/2026 tarihli raporda, İş Kanunu uyarınca asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin alt işveren işçilerine karşı alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, ancak iç ilişkide tarafların sözleşme ile sorumluluğu düzenleyebilecekleri, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, hizmet alım sözleşmesinde asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadıkça, ödemeyi yapan asıl işverenin, ödediği miktarın tamamını alt işverenin hizmet dönemiyle orantılı olarak rücu edebileceği, dosyadaki hizmet alım sözleşmesi ve şartnameler incelendiğinde davacı asıl işverenin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm yer almadığından tam sorumluluk esasına göre hesaplama yapılması gerektiği belirtildiği, dava dışı işçi ...'ın toplam hizmet süresinin 4262 gün, davalı şirket nezdindeki hizmet süresinin ise 519 gün olduğu, davacı tarafından ödenen 125.972,81 TL kıdem tazminatından davalının hizmet süresine göre (125.972,81 TL / 4262 gün * 519 gün) 15.340,19 TL sorumlu olduğu bildirilmiştir. Davalı vekili 23/03/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak verdiği beyan ve itiraz dilekçesinde, raporun hesaplama yönteminin açık olmadığını, en önemli savunmaları olan dava dışı işçinin özel güvenlik kimlik kartının iptali nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ve kıdem tazminatına hak kazanmadığı hususunun bilirkişi tarafından hiç incelenmediğini, haksız ve hukuka aykırı bir ödemeden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, bilirkişinin cevap dilekçesinde ileri sürdükleri diğer savunmaları (rücu yasağı, kıdem payının ihale bedeline dahil olmaması vb.) da dikkate almadan tek taraflı bir rapor hazırladığını, bu nedenlerle raporun hükme esas alınamayacağını belirterek, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Bandırma 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/640 Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve ekleri, dava dışı işçiye ödeme yapıldığına dair banka dekontu, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 02/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın asıl işveren olan davacının, alt işveren olan davalının işçisine ödediği kıdem tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının görev, husumet ve zamanaşımına ilişkin usuli itirazlarının ön inceleme aşamasında belirtilen gerekçelerle reddedildiği, esasa ilişkin olarak davalının en temel savunmasının, dava dışı işçi ...'ın özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesi nedeniyle iş akdinin İş Kanunu'nun 25/3. maddesi uyarınca zorlayıcı sebeple haklı olarak feshedildiği ve bu nedenle işçinin kıdem tazminatına hak kazanmadığı, dolayısıyla davacının yaptığı ödemenin yasal dayanaktan yoksun olduğu ve rücu edilemeyeceği yönünde olduğu, ancak davacı tarafça, işçinin güvenlik kartının iptaline dayanak olan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin ve bu nedenle feshin haksız hale geldiğinin ileri sürüldüğü, bu durumda iş akdinin feshinin haklı bir nedene dayanmadığı ve işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı, dolayısıyla davacı kurum tarafından yapılan ödemenin yerinde olduğu, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve ekli teknik şartnamenin ilgili maddelerinde, yüklenicinin çalıştırdığı personelin İş Kanunu ve diğer mevzuattan doğan tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunun düzenlendiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede, işçilik alacaklarından asıl işverenin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadıkça, kanun gereği müteselsil sorumluluk kapsamında işçiye ödeme yapan asıl işverenin, alt işverene kendi dönemiyle sınırlı olarak rücu etme hakkının bulunduğu, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 02/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da bu hukuki esaslara göre değerlendirme yapıldığı ve davalının, davacı tarafından ödenen toplam kıdem tazminatından kendi hizmet süresiyle orantılı olarak 15.340,19 TL sorumlu olduğunun usul ve yasaya uygun olarak hesaplandığı, davalının bilirkişi raporuna itirazlarının yerinde görülmediği, alacak miktarının taraflar arasındaki sözleşme, işçinin hizmet süresi ve yasal kıdem tazminatı tavanı gibi verilerle belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle likit olduğu ve davalının borca itirazının haksız olduğu, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesindeki icra dairesinin yetkisine itirazın yerinde olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, davalı borçlunun ... ... ... esas sayılı icra takibine yaptığı 23/02/2024 tarihli İTİRAZININ İPTALİ ile takibin 15.340,19 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına, 2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 15.340,19 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 3.068,03 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen 15.340,19 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 1.047,89 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 432,49 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 1.213,50 TL tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.213,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 15.340,19 TL üzerinden takdir edilen 15.340,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, dava değeri itibarı ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/610, K. 2026/354, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-610-e-2026-354-k-cb3176e9511c