İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/307 E. 2026/472 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/307
- Karar No
- 2026/472
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2026/307 KARAR NO : 2026/472
.... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında şoförsüz kiralık araç hizmet alım işi söz konusu olduğunu, .... Esas sayılı dosyasında görülen davada davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, söz konusu kararda alacak miktarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedildiğini, ancak davalının ödediği meblağı vekil edenden hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak tahsil ettiğini, .... sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi gereğince 25.03.2025 tarihinde davalı tarafından ödeme yapıldığını ve bu tutarın vekil edenin hak edişinden kesildiğini, vekil edenin söz konusu meblağdan sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluk kabul edilse dahi bunun yarı yarıya olması gerektiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca müteselsil sorumluların aksi kararlaştırılmadıkça birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduklarını, taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle tarafların yarı yarıya sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini,.... sayılı kararında da belirtildiği üzere sözleşmede açık düzenleme yoksa tarafların yarı oranında sorumlu tutulmaları gerektiğini, .... sayılı kararında da ifade edildiği üzere yüklenicinin hak edişinden veya teminatından doğrudan kesinti yapılmasının mümkün olmadığını, davalının haksız kesinti yaparak vekil edeni zarara uğrattığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 312.559,34 TL tutarındaki zararın kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan.... mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek yetki yönünden reddini talep ettiğini, davanın mevzuatta öngörülen hak düşürücü süreler geçtikten sonra açılması sebebiyle zamanaşımına uğradığını ifade ederek zamanaşımı yönünden reddini istediğini, ..... sayılı kararı ile davanın kabulüne ve tutarın davalılardan tahsiline hükmedildiğini, mahkeme ilamı gereğince işçiye ödenmesi gereken tüm tutarların müvekkil banka tarafından ödendiğini, mahkeme kararı ile banka tarafından ödenen tutarın yüklenici davacı ile imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca rücuen tahsilinin gerektiğini, Ayhan Toran Dolmuş İşletmesi'nin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak payına düşen 312.559,34 TL tutarındaki bedelin firmadan tahsilinin talep edildiğini, bu kapsamda.... No'lu Mayıs 2025 hakedişinden 213.793,26 TL ve 23 No'lu Mayıs 2025 fiyat farkı hakedişinden 98.766,08 TL tutarında kesinti yapıldığını, davacının 04.06.2025 tarihinde söz konusu kesintiye itiraz ettiğini, 12.06.2025 tarih ve 19994 sayılı yazı ile firmaya yanıt verildiğini, yüklenici ile imzalanan sözleşme gereğince her ne suretle olursa olsun mali, hukuki ve cezai bütün sorumluluklara ilişkin yapılan giderlerin sözleşme bedeline dahil olduğunu, ..... kararlarında işçilik alacaklarından ihale makamının sorumlu olması için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğini, müvekkil bankanın yükleniciler ile imzaladığı sözleşmelerde bankanın sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığını, aksine yüklenicinin sorumlu olduğunu ifade eden hükümlerin mevcut olduğunu, bu sebeple ödenen kıdem tazminatının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğunu, .... sayılı kararında da belirtildiği üzere işçilik alacakları karşılığının hakedişten kesilmesinin hukuka ve sözleşme hükümlerine uygun bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 22.1 maddesinde yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının belirlendiğini, tüm bu nedenlerle davanın usul ve esas yönünden reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, alacak istemine ilişkindir. Uygulamada son işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverendentalep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, son işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz. Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Son işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup,iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. (.... Bu açıklamalar ışığından somut olayda dava dışı işçinin davalıcı nezdinde çalıştığı... kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçinin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılması söz konusudur. Bu kapsamda dava dışı işçinin davacı bünyesinde çalıştığı süreyle orantılı olarak davalının ödemiş olduğu kıdem tazminatını davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu olduğu düzenlenmesine (madde 22) ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi göre davalının ödemiş olduğu meblağı hakedişten kesinti yapmak suretiyle tahsilde haklı olduğu, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12'de " 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin "Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü gereği uygulama olanağı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davanın reddine, Peşin alınan 5.337,74 TL harçtan alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.605,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 50.009,49 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine , Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026
....
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.